<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915</id><updated>2015-11-10T22:03:19.366+02:00</updated><category term="Arı Vız Vız"/><category term="Be Noktası"/><category term="Bezirganbaşı"/><category term="Bilyalı"/><category term="Bombardıman"/><category term="Bu Gece"/><category term="Cam Önü Mahkümları"/><category term="Dalgakıran"/><category term="Deprasyondayım"/><category term="Duygu Zehirlenmesi"/><category term="Düello"/><category term="Düşünce Kalıplarımız"/><category term="Esnemek"/><category term="Evrenle Barışmak"/><category term="Fabrika Ayarları"/><category term="Gelecek Oyunu"/><category term="Hadi Ama"/><category term="Hakan Şükür"/><category term="Hayat Kırıklığı"/><category term="Hayat Çok Güzel"/><category term="Kalite Savaşçısı"/><category term="Karınca Faytonları"/><category term="Kaybolmak"/><category term="Komando"/><category term="Kukla Tiyatrosu"/><category term="Kulak ile Dudak"/><category term="Küstüm Sana"/><category term="Metrekare"/><category term="Müziklenmek"/><category term="Ne Olacak Bizim Halimiz"/><category term="Nerdeyim Ben ?"/><category term="Ninni Zamanı"/><category term="On Yedi"/><category term="Raydan Çıkamamak"/><category term="Saklambaç"/><category term="Sefil"/><category term="Sessiz Harfler"/><category term="Sırt Çevirme Zamanı"/><category term="Tekerleme"/><category term="Topraklanmak"/><category term="Tukame"/><category term="Yalnızlığım ile Başbaşa"/><category term="Yanan Adam"/><category term="Çakıl Taşları"/><category term="Çaresizliğin Çaresi"/><category term="Çarpı Sıfır Etkisi"/><category term="Önce Sağlık"/><category term="Üç Artı Bir Çocukları"/><category term="Üç Nokta"/><category term="çıkış"/><category term="öğretmen"/><category term="İnen Var"/><category term="Şifre"/><title type='text'>Hayata Dair Denemeler</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>53</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-3569276821572581316</id><published>2015-09-22T06:16:00.003+03:00</published><updated>2015-09-22T06:16:47.436+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fabrika Ayarları"/><title type='text'>Fabrika Ayarları  </title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-xH8le895GoU/VgDHz3EBIeI/AAAAAAAABXw/AxqQxEGNVRI/s1600/ingiliz-anahtar%25C4%25B1_725358.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;188&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-xH8le895GoU/VgDHz3EBIeI/AAAAAAAABXw/AxqQxEGNVRI/s200/ingiliz-anahtar%25C4%25B1_725358.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Yaşamak demek moralli olmak demektir. Moraliniz yerindeyse eğer yaşadığınızın farkına varırsınız. Ama moraliniz yerle bir olmuşsa, en meşhur vinç-çekici firmalarının aletlerine getirseler yerden kaldıramazlar sizi. Asfalt makinası ezicisi öyle bir sıkıştırmıştır ki sizi kendi beyin değirmeninize, öğütür durursunuz mutsuzluklarınızı, kısır döngülerinizi, çaresizliklerinizi. Öyle hepten bom boş değildir o değirmen taşları, arada sırada gözyaşlarınız ile ıslanırlar, içinize akıttığınız gözyaşlarınız ile, kendinizden bile saklamaya çalıştığınız pişmanlıklarınız, vicdanınızın sesi resmi gazetesi ile…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Oysa o kadar zor muydu bir gülümsemek, bir gülümseme ile mutlu olabilmek? Evinizden çıkıp komşunuz ile, eşiniz dostunuz ile karşılaştığınızda, bir güzel, bir içten, bir sevgi dolu selamlamak, o kadar esirgeyicisiniz ki… Sen var ya sen… Özellikle sen çok esirgedin kendini kendinden…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;İnsan genetiği, yaratılışı itibari ile taşıyıcı, istifleyici, cimri, bencil, yardım sevmezdir herhalde. Baksanıza şöyle, kısa gözlem ödevlendirmelerimizde ancak bunu görebiliyor beyin kovancıklarımız. Bal arıları gibi o alış veriş merkezinden bu alış veriş merkezlerine koşuşturuyoruz ve tek görebildiğimiz silindirin ezdiği, paranın esir aldığı organlar. Eller ayaklar, vücutlar, katrilyonlar değerindeki robotik yapımız ne ucuza gidiyor değil mi? Kolayına harcıyoruz bu güzelim hayatı. Farkına varmak için anlık duruşlarımızda, kendimizi dinleme ve görme çalışmalarını çabalamamızda ancak zihnimizde kayboluveriyoruz… Ne diyordum ben, der gibi, ne düşünüyordum ben, ne hissediyordum, neler bilinçlendirilmeye çalışılıyorduk paratonersiz beyin yuvacıklarımızda…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Alıcılarınızın ayarları ile oynamaya çalışın, fabrika ayarlarına geri dönün… diyesim var sizlere… O kadar girmişiz, saplanmışız, kelepçelenivermişiz ki hayatın tam da orta yerlerindeki çamurlara… Kırk fırın ekmek bir yana, kırk bir kere maşallah dedirtecek ömürleri kolayca harcayabilen, sanki sanal dünyada oyun oynayan, bilinç uçuğu katrilyoner robotikler olmuşuz. Sen değerini bilmez isen eğer, sana öyle güzel değer ve roller verilir ki. Fabrika ayarlarına geri dönmedikçe zor be kardeşim. Ya da format mı attırsak ne… ?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Anamızın karnına dönecek değiliz, format attırmak için kafamıza bir saksının düşmesini sağlamak da o çok narin ve naif ruhumuza ters… Bizi bozar yani. Alışmışız gidiyoruz nasılsa, bahtımızın rüzgarına mı desem, cehennemin dibini bu dünyada yaşamaya mı desem… Ne desem, falımız fallanmış, fincanımız kırılmış, bozulmuşuz yani… Bip bip bip diye ortalıklarda gezmeye az kaldı…. Gülesim geldi şimdi….&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;O kadar çalışkanız ki, hiçbir şey yapamamanın verdiği yorgunluk, beynimizdeki değirmen taşlarının boş boş dönmesi, öğütüle öğütüle geriye bir şey kalmayan, parçalanan, yok edilen beyinlerimiz, biz, siz, bedenlerimiz, vatan, millet, Sakarya… Kim bilir kimler yıkanacak sularında… Almanlar mı, Amerikalılar mı, yoksa Çinliler mi? İsrailliler suyun başını tutmuşlardır şimdiden. Akıllılar ya… Suyun başı, her şeyin başı, hatta bizim başımız bile onlara aittir… Ne isterlerse o…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bıktık usandık kitap okumaya çalışmaktan, bıktık usandık kendimizi geliştirmeye çalışmaktan, ne beyin kaslarımız kaldı, ne de vücut kaslarımız, zayıfladıkça obezleştik. Yedik içtik, afiyet olsun geriye bir şey kalmadı. Her şeylerimiz elin elinden gelir oldu… Kendi kendimizi besleyebilen bir milletten, kendi kendimizi bilgilendiremeyen, eğitemeyen bir millete dönüşmek. Önceden bilgiye ve eğitime aç aç dolanırdık, şimdilerde boğaz tokluğuna dolanmamızın yanına bir de tek parmak şıklatmalarında milletçe aç mı bırakılacağız ne? Tarımdan, hayvancılıktan anlayan eski nesilleri de yok ettik, yeni nesil köylerden uzakta, şehir hapishanelerinde asgari geçim derdinde istirahatte…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Boğazlarını doyurma derdiyle meşgul olan milletler, eğitim ve bilgiye aç olduklarını ancak ekecek toprakları kalmadığında anlarlar. Kıyamet senaryoları filmleri çekmek ile akıl büzüşmeleri yaratabilirsiniz. Aç bırakılan beyinleri kolayca köleleştirebilirsiniz, ama mideler de aç bırakıldığında işler kölelikten öteye gider değil mi? Ne gereği var işleri zorlaştırmaya? Sadece aç kalırsınız korkutması ile önce mideleri düşündürtmeli, mide ile beyin arasındaki kan damarları sirkülasyonunu mümkün olduğunca azaltmalısınız. Hele hele damarlarındaki asil kanda mevcut olan kudretin ortaya çıkabilme ihtimalini, yarım metrelik bir kağıt ve bir evet tercih mühür damgası ile, alıverdiniz mi şeffaf sandıkları sandıkların içine… Değmeyin keyfinize… Kendim ettim kendim buldum misali söyleşir dururlar artık. Bu diyarlarda sizin şarkılarınızdan başkası çalınamaz… İyiden iyiye yozlaştırırsınız, uzaklaştırırsınız onları öz türkülerinden, Türklüklerinden…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Biz burada sanal kısır döngü yaratmaya çalışalım, milleti depresyonlara sokmaya, aklını bulandırmaya çalışalım, millet beri taraftan güzel güzel öğütler versin, haber programları, düşünce programları yapsın. Bak yavrum sen bu iki üç adamcağızı dinle, gündemden de geri kalma, ağzın iki laf yapmayı öğrensin, sosyal medyada iki üç söz eder, beğen beğenme yapar, kendini hangi tatmin duvarlarında tırmalatırsın orasını bilemem ama… Mutlu ol, sen akıllısın… Çoook hem de… Sen var ya sen, bu akılsızların arasında ne işin var, hadi yavrum senin yerin özel, gir şu koltuğun içine, al eline kumandanı, vur beline hayatın… Ama unutturmayacağız sana, neyi mi? Hala sorabiliyor musun? Nesin sen? Dahi mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bir avuç gülümsemeyi esirgedik birbirimizden, avuç açanlardan olduk…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Korkaklık ve çaresizlik tembellik ile mayalanınca güzel oluyormuş. Yeme de yanında yat… Güvensizlik ve ağır kompleks sahibi olunca işler okuduğunuz gibi yürüyor demek ki, mi diyorsunuz şimdi… Ne kadar üzüldüm bir bilsen, çok kötüsün ama, neden böyle dedin şimdi… Kurtarıcısını beklemeye alıştırılmış milletler kurt gibi güçlü olacakları, arı gibi çalışacakları yerde cıs cıs ile korkutulmuşlardır. Kurt arı cıs ı . Oğlum sakın ona dokunma cıs. Kızım o konuda yazı yazma sakın cıs. Bak bana bu konuştuklarını sakın başka yerde söyleme, anarşist ilan ederler seni cıs cıs. İmdat kurtarın beni şu beyin öğütücümün ağır taşlarından, döndükçe dönüyorlar. Dünya dönüyor, ben ne dersem diyeyim…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bak güzel kardeşim, ben öyle melankolik takılamayacağım, şimdi senin bu yazdıkların varsa, tek çaresi bir kurtarıcı… Sen demin yanlış yorumladın. Kurt ve arı değil, kurt bir arıcı lazım bize… Arıcı mı? Hani şu Arı Vız vız vız daki gibi mi? Kurt demek işin erbabı demek oluyor öyle mi… Birisi su döksün taşlar çok kızdı yine, parçalanmamız an meselesi… Ne bu böyle her kafadan iki ayrı taş değirmeni öğütücüsü sesi, programları da yanlış galiba… Yanmış mı deseydik yoksa. Sayın abonemiz lütfen fabrika ayarlarınıza geri dönünüz anonsunu ne zaman duyabileceğiz. Bu gürültü patırtı içinde kulaklarımız duyup, gözlerimiz göremez hale geldiği bu kurdun sevdiği puslu ortamda…. Aman yarabbim şu karşı yamaçta koşa koşa gelen ne? Renginden de bir şey anlaşılmıyor. Siyah mı desem, beyaz mı desem, şu fincanı yıkamadan avucumuzun içinde tuttuğumuz geleceğimiz içinde görebildiğimizin boz bir kurt olduğunu ancak ellerimiz kollarımız kesildikten sonra anlarız değil mi? Şu fincanı kıracam ama ha. İyice karıştırdın şimdi fallanmış halimizi…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Gülümseme ile içilen bir yudum kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Zorla pişirilen, istemeye istemeye ikram edilen kahvelerin fallarına bakmayız biz… Fabrika ayarlarımızda öyle bir program yok… Özümüzde, kültürümüzde kahve falına bakmak ta yok. Yüzyılı birlik sarhoşlatılmış olabiliriz, bilinçsizce, sersemce düşmüş olabiliriz bu kendini dev zannedenlerin sahnesine… Yazılan senaryo tehlikeli boyutlarda, göremeyebiliriz, hissedemeyebiliriz, anlayamayabiliriz belki ama bizim fabrika ayarlarımız kuvvetlidir. Bizim Anadolu muz kuvvetlidir, anamızın sütü helaldir bize. Ana baba duası almış olan hiçbir milletin sırtı yere gelmeyecektir, bizim mi gelecek?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Özümüze dönmek, çalışkan olmak, paylaşan olmak, ana baba gibi yaşayabilmek bilmediğimiz şeyler değil. Damarlarımızdaki asil kan ise hangi kimyasal madde olursa olsun asla bozulmayacaktır. Kanımız bozuk olamaz, çünkü sütümüz sağlam, mayamız sağlam temeller üstünde atılmış. Anadolu insanının üstün özellikleri hem bu yüzyılın hem geleceğin yıpranmışlığına sağlamlaştıracaktır. Bakmayın onların öyle söylediklerine, yüzlercesi gelip geçmiş diyorlar, tarih sahnesinden sildik diyorlar, sizi de sileceğiz diyorlar… Bilmiyorlar, bilemiyorlar, neyi mi? Bizim Anadolu olduğumuzu, tek tek her birimizin istenildiğinde ne kadar büyük bir kurt arıcı olabileceğimizi…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Güzel günler çok yakın. İşin sırrı Gülümsemede… Anadolu Olabilmede…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Ahmet GENCAL&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;21-09-2015, İstanbul&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/3569276821572581316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2015/09/fabrika-ayarlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/3569276821572581316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/3569276821572581316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2015/09/fabrika-ayarlar.html' title='Fabrika Ayarları  '/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-xH8le895GoU/VgDHz3EBIeI/AAAAAAAABXw/AxqQxEGNVRI/s72-c/ingiliz-anahtar%25C4%25B1_725358.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-4261431565412377816</id><published>2014-12-20T11:11:00.000+02:00</published><updated>2014-12-20T11:11:35.781+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Karınca Faytonları"/><title type='text'>Karınca Faytonları</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-dh6JLEpycLY/U-OUqOI-sfI/AAAAAAAABAw/_FgkgyMS9H8/s1600/untitled.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-dh6JLEpycLY/U-OUqOI-sfI/AAAAAAAABAw/_FgkgyMS9H8/s1600/untitled.png&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Yollar. Belki de tarihin en eski yapıları. İnsan olan her yerde, önce insan sonra yol. Yollar sayesinde çoğaldı insanoğlu, bir yerlere gitti geldi, bir yerleri vatan edindi kendine. Ama önce yılmadan, bıkmadan yollar açtı kendine, eski bilinen yollarını geliştirdi, güzelleştirdi ve en çok önemli olan yeni yollar açtı kendine...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Kara yolu, deniz yolu, hava yolu, şimdilerde ise uzay yolu. Yarın öbür gün galaksi yolları falan... Biz henüz kara yolu aşamasındayız, belki birazcık deniz yolu, hava yoluna geçecek kadar havalı değiliz henüz. Uzay yollarını hayal bile edemiyoruz, galaksi yolları icat edilip mertlik bozulmadı henüz...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Yola çıkmak yürek ister, yola çıkmak güç ister. Yola çıkmak iyi bir yol arkadaşı seçmek ister, yol arkadaşını iyi seçemeyen karada bile boğulabilir. Kanatlanıp havalara uçsanız bile, iyi seçilmeyen yol arkadaşı size denizlerin ta dibine indirebilir. Bu yollardan az mı geçtiniz değil mi? Önce emekleyerek kendi başınıza, sonra Allah&#39;ın emri ile yol arkadaşınız ile beraber...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Biz hala emekleme safhasındayız, ne zaman yola çıkacak olsak önce depresyon ilaçlarımızı falan içeriz, kendimize telkinler falan verip, azıcık güç topladıktan sonra başlarız küçük dünyamızdaki uçsuz bucaksız, henüz keşfedemediğimiz bakir yollarda ayakkabı sürtmeye... Bahsi geçmişken iki dakika mola, hala içmemişiz ilaçlarımızı, hadi içelim. Sonra bakalım nereye götürecek bu yollar bizi...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Yollar deyip başladık bu yazıya, yolun ve yazının sonu nereye varacak bakalım, ben de merak ediyorum. Bakın şu anda bir şey fark ettim, hemen paylaşayım:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Hani vardır ya; Yolun götürdüğü yere, yol bizi nereye götürürse... gibi cümleler. Hani yola çıkarsınız, nereye gideceğinizi önceden planlamamışsınızdır ve özgürce deyiverirsiniz kendinize, yol beni nereye götürürse... Ayaklarınızdaki güce güvenirsiniz ve güvenle ve kahramanca çıkar ve devam edersiniz yola. Neyle karşılaşırsanız karşılaşın güçsüz düşmez, depresif ataklarınızla yüzleşmezsiniz. Zaten bu çetin yol bizi nereye götürürse lafını söyleyenlerde, depresyonun d si bile olamaz bence. Özgür ruhtur onlar, azıcık ta maceracı ruh, kendilerine tam güvenli insanlar, değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;İşte bizim de tek yapabildiğimiz, elinizde tuttuğunuz bu kitaptaki denemeleri yazarken ki gösterdiğimiz &quot;yol bizi nereye götürürse&quot; düşüncesidir. Önceden planlamak yok, haritalara bakmak yok, yol göstericilerine, rehberlere ihtiyaç duymaksızın özgürce klavyenin tuşlarına basabilmektir. Klavye sayesinde hızlanırız birazcık ta olsa bu depresif hayat anaforları içerisinde. Klavye tuşlarından gelen o güzel sesler en güzel mırıldandığımız yol üstü şarkılarıdır bize. Kendimizi iyi ve güçlü hissedebildiğimiz birkaç beş on dakika. Yol bizi nereye götürürse, yazı bizi nereye götürürse. Hani derler ya ilk adımı atmak önemlidir, evet evet, uzun ya da kısa fark etmez, ilk kelimeyi yazmak önemlidir bizim için. Neydi ilk kelimemiz? YOLLAR...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Herhalde uzun bir yoldan mı geldi bu adam? diye mi sordunuz şimdi? Evet nereden bildiniz? Hiç bitmiyor ki, devamlı gidip geliyoruz. Kafamız mola vermiyor dinlenme tesislerinde maalesef. Eeee kaptan şoförümüzün de uykusu gelmediğine göre, yeterli yakıtımız, enerjimiz de henüz bitmemişken. Gidip geliyoruz işte. Öyle arada bir gidip geliyorlar işte.... :)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Bir sana kavuşamadım bu çetrefilli seyahatlerimde. Bir senin düşüncelerinin sınırlarına varamadım. Bulabilseydim, uzaktan az da olsa görebilseydim, zıp zıp kanguru misali atlayıverecektim zihninin, düşüncenin içlerine. O kadar çok istemişimdir ki, bir bilsen... Senin şu anda neler düşündüğünü o kadar çok bilmek isterdim ki... Sen istemezdin ama, eminim buna, yürüyen labirent içine girmek istemezdin, geceyarısında kalıp, en korkunç kahkahalar eşliğinde, benim hıçkırarak ağlamamı dinlemek istemezdin. Görmek mi dedin? Bilmem, resmimizi koymuş muyduk bu kitaba? Bak bakalım, nasıl bir resim koymuşuz. Güzel makyajlı mı? Kandırabilmiş miyiz seni? İçimizdekilerin dışa yansıması olan, kalın otoban yolları gibi yüzümüze inşa ettiğimiz mutsuzluk kırışıklıklarını saklayabilmiş miyiz o küçük resimde? Aslında ne öyle küçücük resim? Tam sayfa bir resmimizi koymalıydık değil mi? Şöyle iyice görebilmeliydin, alın otobanındaki, yazı yollarımı...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Öyle hemen sıkılmak yok, dedim ya, biraz gezdireceğim sizi... Ha ha ha ha... Burada bir de gazoz efekti olmalıydı. Malesef istediğimizde ses ve görüntü efektleri koyamıyoruz hala bu kitaplara... Kim bilir belki galaksi yollarında bunu da yaparlar...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Yollar deyince yürümekten bahsetmiyoruz, taşıt vasıtalarından bahsediyoruz. Ama biz kullanmayacağız, pencereden bakacağız. Yanımızda uyanık tutucu yol arkadaşlarımız da olmayacak. Yalnız biz, biz bize, kendimiz ile devam edeceğiz... Yalnız biz... Bakacağız öyle sağa sola, her gördüğümüzün kaydını alacağız beyin klasörlerimizdeki en kolay yere... Sonradan indirilmek üzere... Şu anda yaptığımız gibi belki de...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Bölüyorlar kardeşim, şöyle sessiz sedasız, yazamıyoruz... İlla bir şeyler bölüyor hızımızı... Nerede kalmıştık? Yolda giden bizde... Etrafa bakmaya çalışan bizde. Gidiş hızında görememe tuzağına düşmemeye çalışan bizde, sakin sakin dirseğini cam kenarına koyan, öyle uyuşuk uyuşuk camdan dışarıya bakan biz de... Gördüğü milyonlarca şeyi kısa sürede algılamaya, anlamaya çalışan bizde... Filmin ucu ne kadar önce kopmuş olursa olsun, yaşadığı travmayı, elinde tuttuğu küçücük ön belleğinde birazcık ta olsa anladığını zanneden bizde...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Allahtan midemiz bulanmıyor. Birde mide bulanma işi vardır. Hiç rahat gidemezsiniz o yolları. İçiniz dışınıza çıkar... Güldüm şimdi; bizim kafamız bulanmış, midemiz bulansa ne olur? Bak şurada trafik polisleri var, yollarda hızlı gidenleri, trafik kurallarına uymayanları falan belirliyorlar. Bizim kafamızın trafik polisleri de var mı? Çok hızlı gidiyoruz, o karmakarışık tali, duble, otoban yollarımızı birbirine karıştırmışız iyice ve bazen ışık hızıyla seyahat edebilmenin özgürlüğüne varıp, patinaj çekiyoruz. Bazen de kağnı arabası hak getire... Karınca faytonları ile gezintiye çıkıyoruz... Bu son cümleyi sevdim, yazının başlığı KARINCA FAYTONLARI olsun. Daha önce dememiş miydim, tüm başlıklar yazma esnasında aklıma geliyor benim...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Yol arkadaşım şimdi uyumaya başladı. Bu fırsattan istifade biraz daha karıştıralım ortalığı. :) &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Ne demiştik, yürümekten bahsetmiyoruz, yolcu koltuğunda oturmak bile zor geliyor bize. Zaten ne zaman yürüdük ki? Ne zaman yürümek ile aşındırmaya çalıştık ki ortalığı. Uslu uslu yol aldık, kaptan şöforlerin arkasında, kuzu kuzu belki de, mezbahaya kadar... Yoksa tüm bu yol alanlar onlar mı? Bu yolları yapanlar onlar mı? Bizim cebimizden çıkıyorsa parası? Neden kendi yolumuzu kendimiz çizemiyoruz? Nedir bu karar verememe yolsuzluğu? Yoldan mahrum olma yani. Yolsuz kalma, yolu olamama... Yol yaparsak yolsuzluğunuz bitecek dediler... Yollar yapıldı, yolsuzluğumuz devam ediyor. Doğru yere yol yapamadı bunlar, ya da doğru yolları yapamadılar... Ya da bir türlü beceremedik şunların yolundan yürümeyi... Ne yolmuş beeee... Yok canım, bunların gittiği yol yol değil... Yolun sonunda ne olduğunu göremiyorlar, bize mi benzediler ne? Evet evet, aslında büyük bir depresyondalar onlar da. Baskı altındalar, yollarını arıyorlar, nereden yollarını bulacaklar acaba? Yoksa buldular mı? Onlar yollarını buldular, yoksa yoldan mı çıktılar. Yolumuzu bulmak için yoldan mı çıkmak lazım? Güldüm şimdi.... Bir kelime sadece yaaaaa. Bir kelime ettik, yollar dedik, yazdıklarımıza bak.. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Biz böyle yolcu koltuğunda oturmaya devam edersek, daha çoook yolarlar bizi...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -60.4pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;Ahmet GENCAL,07-08-2014, Altınoluk &lt;/span&gt;&lt;span lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;mso-ansi-language: EN-US; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/4261431565412377816/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2014/12/karnca-faytonlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/4261431565412377816'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/4261431565412377816'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2014/12/karnca-faytonlar.html' title='Karınca Faytonları'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-dh6JLEpycLY/U-OUqOI-sfI/AAAAAAAABAw/_FgkgyMS9H8/s72-c/untitled.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-4429351060286305696</id><published>2014-10-12T04:21:00.000+03:00</published><updated>2014-10-12T04:21:13.837+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Metrekare"/><title type='text'>Metrekare</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-_PcCHHknhwM/U-NWoHtaDII/AAAAAAAABAg/XRiXUk8JyeM/s1600/yuvac%C4%B1k.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-_PcCHHknhwM/U-NWoHtaDII/AAAAAAAABAg/XRiXUk8JyeM/s1600/yuvac%C4%B1k.jpg&quot; height=&quot;149&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Çıkın! Kendinizi zorlayın biraz ve dışarıya çıkın. Nereye mi? Elbette şu anda bulunduğunuz mahalleden, şehirden dışarıya çıkın. Bir robot gibi yıllarca evden işe, işten eve gittiniz geldiniz. Aynı sokaklar, aynı mahalle, aynı aynı aynı… Depresyonunuz bile aynı bu şehirde…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Mekân değiştirmekte ferahlık vardır derler, az da olsa, bir hafta sonu da olsa, ya da bir iki saat de olsa yeni bir yerlere çıkıp gitmenizden bahsediyoruz. O kadar zor gelecek ki. Sonra bana hak vereceksiniz. İyi ki gelmişim buraya diyeceksiniz. Nereye mi? Ne önemi var ki, her yere olabilir. Yeter ki büyük şehir sınırları içinde olmasın. Büyük şehirlerin hemen kıyısındaki beldelere, köylere gidin. Arabanızdan ya da otobüsten, minibüsten indiğinizde, sudan çıkmış balığın neler hissettiğini çok iyi anlayacaksınız…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Ne işim var şimdi burada? diyorsunuz değil mi? Yıllardır robot misali programlı, planlı davranan beden ve zihinleriniz kısa devre yapacak gibi mi oluyor? Aman sakın, dikkatli bir şekilde başınıza havaya kaldırın ve minare arayın, köyün camisini buldunuz tebrikler… Şadırvan da ne güzel yapılmış değil mi? Şadırvan yanındaki çay ocağında oturanları görüyor musunuz? Çekinmeyin yanaşın, oturun bir masaya… Buradakiler ne güzel, hiç tanımadıkları, ilk kez gördükleri kişilere “Merhaba” diyorlar, sohbet ve muhabbete başlıyorlar… Çekinmeyin, devam edin… konuşmaya çalışın… onlar depresyonda olduğunuzdan bihaberlerdir…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Klasik sorular değil, değil mi? Ne kadar içten ve samimi… Çay ısmarlıyorlar size, o demli çayın tadına varıyoruz, yavaş yavaş, yudum yudum boğazınızdan aşağılara doğru gidiyor, ama midenize değil bu sefer, kalbinizde bir yerlere akıyor ılık ılık… Mehmet amca yetmiş üç yaşında, beş dakikada tüm hayat hikâyesini anlatıyor size, ne duru bir konuşma, ne kadar depresyondan uzak, stressiz bir ses tonu, ne kadar parlak bir cilt ve güler bir yüz… Mehmet amca ne mutlu sana, değil mi? O yüzlerce lira verdiğiniz psikologlara, psikiyatsitlere benzemiyor değil mi? Sizi nasıl da konuşturuyor, nasıl da can alıcı noktalardan sorular soruyor, insan sarrafı dedikleri bu amca mı acaba?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;İzin isteyip kalkıyorsunuz masadan. Şöyle aşağılara doğru bir yürüyelim bakalım. Büyük şehirde ne varsa burada da var. Sadece metrekareleri küçük. Depresyonun, stresin de metrekaresi olur mu? Buralarda derdin, tasanın, sıkıntının da metrekaresi küçük herhalde…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Burnunuza güzel kokular geliyor, sabahleyin çabucak bir şeyler atıştırmıştınız, karnınızın acıktığını hissediyorsunuz. Temiz hava da acıktırırmış insanı hani, değil mi? Büyük şehirlerdekine benzemeyen, küçücük bir lokantaya giriyorsunuz. Ne var? Menü bile vermiyor size, o uzun boylu delikanlı. Üç kelimede sayıyor ne varsa. Pide yiyelim bari bu sefer. Yaptığımız keskin diyetler de depresyona sokuyor bizi. Bugün ödüllendirelim kendimizi. Pide yiyelim… Sadelik akıyor lokantanın her yerinden, sanki Tokyo da bir lokantadasınız, orada da sade döşenirmiş&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;evler, lokantalar… Fırının başında iki delikanlı daha, bir ellerinde cep telefonları, bir ellerinde hamur. Nasıl iş bu kardeşim, ne rahatlık böyle. Neden bunlar işine önem vermiyor? diye düşünüyorsunuz. Siz böyle davranabilir miydiniz büyük şehirdeki lokantalarda, kapı önüne koyarlardı sizi. Aheste aheste de değil, çabucak ta değil, nasıl olduğunu anlamadan bir bakıyorsunuz pide önünüzde. Görünüşü güzel. Tadı nasıl acaba? Ve anlıyorsunuz ki; Depresyondan uzak, sıkıntı ve stresten uzak olanların yaptığı yemekler de çok lezzetli oluyor. Aman Allahım bu ne güzel pide böyle? Ne kadar lezzetli. Parmaklarınızı yemek demek bu mu oluyor? Biraz önce düşündüklerinizi geri alıyor, daha bir teşekkür ile izliyorsunuz fırının başındaki pide ustasını. Hala elinde cep telefonu. Profosyonel dedikleri bu olmalı… Stressiz, aheste de değil, çabucak ta değil, nasıl bir hızı var bu adamın? Mutluluk hızı olmalı, mutlu, çalıştığı yerde mutlu, yaşadığı yerde mutlu… Hayatı mutluluk hızı ile akıyor. Bizim ise…? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Bir yanlışlık olmasın? O kadar yedik içtik! Hayır diyorlar, burada fiyatlar böyle… Burada fiyatlar da az, depresyon da az. Depresyonun fazla olduğu yerlerde fiyatlar da fazla oluyor demek ki diye düşünüyorsunuz… Yok yok, tam tersi herhalde, fiyatların fazla olduğu yerlerde depresyon fazla… Boş verin canım… Neyse ne… Bugün terapi günümüz… Hiç aklınıza gelmezdi değil mi, bugünün adeta bir terapi gibi olacağı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Kahvelerin önünden geçiyorsunuz. Ne kadar çok kahve var burada, ne kadar çok sohbet var, ne kadar çok muhabbet var… Ne konuşuyor bu insanlar? Hadi bir çay ısmarlayayım size, hem de kulak misafiri oluruz, belki biz de karışırız ortama, iki çift laf ederiz… Sandalyede oturuşları bile değişik, öyle kasıntı kasıntı değil, gevşemiş, rahat bir beden ile sandalyeye bırakıyorlar vücutlarını. Sen de becerdin işte, bunun gibi bir şey, kendini bırakacaksın oturduğun yere, sandalye kilonu hissedecek… Hiçbir şey konuşmasak bile, buradaki kalabalığın arasında olmaktan sıkıntı duymuyoruz, öyle yüksek sesle konuşmalar, kavga eder gibi laf yarıştırmalar yok. Bir sessizlik, bir sakinlik, bir huzur var… Nereye geldik biz? Bu insanlar ile aynı ülkede yaşamıyor muyuz yoksa?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Çocuklar bile bisikletlerini daha bir özgüven ile sürüyor caddede. Arabaların arasında belki ama, işini bilerek, özgüven ile, korku yok. Yüzleri gülüyor çocukların, yüzleri gülüyor büyüklerin. İlerde balkonunda çamaşır asan abla bir yandan içerdeki birileri ile konuşuyor. Çamaşırları ipe diziyor sırasıyla, tüm her şey temiz artık, bir ferahlık, bir temizlik kokusu… Bizim apartmanlarda çamaşır asabileceğimiz yerler yok ki… Doldur çamaşır makinesine, hop oradan kurutma makinesine, ya da evin içinde orada burada askılıkta kurutmaya çalış… Şöyle asamıyoruz ki dertlerimizi ferah ferah… Şöyle temizliğin kokusunu içimize çekemiyoruz ki… Tıkanıp kalmışız balkonsuz, terassız, bahçesiz evlere…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Şu nalburun yanına park eden arabadan inen amcaya bakın. Uzun beyaz sakalları, kalın çerçeveli siyah gözlüğü ile ne kadar hızlı iniyor arabadan. Hızlı hızlı yürüyor nalbura giriyor. Uzun boylu dinç, güler yüzlü, merhabalaşıyor dükkân etrafındakilerle. Bir şey alıp çıkacak, inşaatın başına gidecek hemen. Bu yaşta inşaatta çalışmak, bir şeyler inşa etmek… Kendi mutluluklarını mı inşa ediyorlar yoksa? Büyük şehirlerde de binlerce inşaat var, gökdelenler bile var, gün be gün sayıları da artıyor.. Neden mutlu olamıyoruz? Kendi ellerimizle inşa etmediğimiz için mi? Kocaman makinelerin, kamyonların, vinçlerin, şantiyelerin yaptığı inşaat işleri hayatımıza mutluluk inşa edemiyor mu? Kimleri mutlu ediyor bu gökdelenler?...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Mehmet amcadan sonra bu sefer Enes konuşuyor bizimle. Yirmi üç yaşında. Askerden yeni gelmiş. İş arıyor Enes… O da stressiz ve güler yüzlü. O da beş dakikada anlatıyor her şeyi neredeyse… Masmavi gözlerinin içindeki mutluluğu görebiliyorsun değil mi? Hayır Enes, bu sefer çaylar bizden… Üniversite mezunu Enes ile konuştuğumuz o on dakika… Üniversite öğretim üyesi sosyologlar Enes ile konuşsalar, rapor alsalar, ders alsalar iyi olacak, Enes gitmesin ama, onlar gelsin buraya. Hem bizim gibi az da olsa mutluluk metrekarelerini arttırabilsinler…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Yarım günde, iki kişi ile sohbet… Depresyon yüklü bedenimize giren dört çay ve bir pide… Aklımızın alamayacağı kadar büyük metrekarelerde yaşanıyor olan mutluluk beldesindeki insanları gören endişe ve stres dolu gözlerimiz… Buradan daha yukarılarda nereler var, hangi köyler var diye soran zihnimiz ve biraz daha hafiflemeye çalışan ruhumuz… Neredeyse “Memnun oldum ben de Depresyon, soyadım da Stres” diyecek kadar dipsiz kuyularda olan konuşmamız… İyice karıştırdın değil mi? Olsun ama, O ünlü psikiyatristin, o lüks semtteki ofisinden çıkarken bundan daha mı iyi hissediyordun? Asla, değil mi? Bu sefer, şu an, bu yarım gün daha güzel hissettirdi değil mi? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;O sekreter aradığında bir sonraki randevumuzu iptal ettireceğiz, kararımız kesin değil mi? Bir dahaki sefer, en kısa sefer, en çabucak sefer, tekrar çıkacağız değil mi? Çıkacağız ve yeni bir beldeye geleceğiz değil mi? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Buranın pidesi meşhurmuş, kim bilir oranın nesi meşhurdur…. ?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Ahmet GENCAL, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;05-08-2014, Yuvacık &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 10pt;&quot;&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/4429351060286305696/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2014/10/metrekare.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/4429351060286305696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/4429351060286305696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2014/10/metrekare.html' title='Metrekare'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-_PcCHHknhwM/U-NWoHtaDII/AAAAAAAABAg/XRiXUk8JyeM/s72-c/yuvac%C4%B1k.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-3028181812010961247</id><published>2014-09-26T00:22:00.000+03:00</published><updated>2014-09-26T00:22:51.285+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Topraklanmak"/><title type='text'>Topraklanmak</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-WJa8CxPeMiA/U9SYRuTC4cI/AAAAAAAABAQ/qQCeshKsL00/s1600/GetAttachment.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-WJa8CxPeMiA/U9SYRuTC4cI/AAAAAAAABAQ/qQCeshKsL00/s1600/GetAttachment.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;En iyi terapi doğa ile baş başa kalmaktır. Dağlara bakmak, yeşile, ormana, ağaçlara bakmaktır. Kuş seslerini, kumru, serçe, kırlangıç seslerini dinlemek, cır cır böceklerinin seslerini ileriden gelen kurbağa sesleri ile birleştirebilmektir. Arada sırada sivrisinekler bu terapinizin keyfini kaçırabilecek gibi olsalar da, içinize çektiğiniz oksijen çabucak keyfinizi yerine getirebilir. Hele bir de uçsuz bucaksız denizi görebiliyorsanız! O zaman değmeyin keyfinize, nerelere yelken açarsınız, nerelere alıp başınızı gidersiniz öyle... Dalgaların küçüklüğü ya da büyüklüğü önemsiz kalır, her dalgada, her köpükte, kıyıya vuran her dalga sesinde bir damla gözyaşınız daha akar, ama bu sefer içinize değil dışarıya akıtırsınız gözyaşlarınızı, ağladıkça rahatlarsınız, dağları, ormanları, denizleri gördükçe rahatlarsınız, kanınızın yavaş yavaş değiştiğini hissedersiniz günler geçtikçe...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Neden dersiniz? Neden diye sorarsınız kendinize, neden bu kadar uzak kaldım doğaya? Neden her şeyimi gömdüm büyük şehirlere, zamanımı, duygumu, aşkımı, mutluluğumu... Boşu boşuna kürek çektiğinizi anlarsınız, o kocaman şehirde, milyonlarca kürek mahkûmu ile beraber yaşamaya çalışmanız size ne büyük eziyetler vermiş meğerse... Neler neler... Şimdi bu güzel dağlara bakarken aklınıza bile getirmek istemezsiniz bunları, geçti... Dağların arkasında kaldı büyük şehirler, büyük depresyonlar, bu taraf temiz, bu taraf huzurlu, bu taraf ömür uzatıyor adeta, havası güzel, suyu güzel, sesleri güzel, keyif kahvesi içmek bile daha güzel burada, inanın buna.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;İyi bir terapiye mi ihtiyacınız var? Çok sağlam, çok güvenilir bir doktor mu arıyorsunuz? Tam üstüne bastınız, şu anda okuyorsunuz reçeteyi;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Öyle bir kaç günlüğüne değil, biraz uzun zaman için geleceksiniz buralara. En azından bir domatesin yetişme zamanı olacak. Bir hafta, on günde domates yetiştiğini gördünüz mü siz? On günde ne anlayacak ki beyniniz, bedeniniz ve ruhunuz? O kadar karışık ve bulanıksınız ki, o devasa koşuşturmacanın içinde o kadar fokurduyorsunuz ki... Bir domates yetiştirme zamanı ancak fokurdamanızı dinginleştirecektir. Ancak durulabileceksiniz, ancak görmeye başlayacaksınız o dağları, ağaçları, denizleri, dalgaları. Ancak... Unutma sakın, bir domates yetişme zamanı...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Her zaman duyduğunuz, bildiğiniz şeyler değil mi? Evet, bu kadar basit. Bilmek yetmiyor ama, zaman ayırmanız gerekiyor, kendinizi bulmaya çalışmanız gerekiyor, paslanmış çivileri önce bulmak, sonra acı çeke çeke çıkarmaya çalışmak gerekiyor, sonra bırakın o paslı çivilerin çıktıkları yerlerdeki yaraları dağlar, denizler iyileştirsin. Hiç bir şey yapmayın ama... Onlar en güzel, en iyi doktorlardır, öyle bir terapi yaparlar, öyle bir iyileştirirler ki sizi... Hadi be... Hala mı inanmıyorsun?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Dağlara gidebiliyorsan eğer, bakmak ile elde ettiğin tatminin on mislini, yüz mislini elde edersin. Üç dört saatini geçirebiliyorsan o koskocaman, o yüce, o milyarlarca yıldır yerinde olan ve tüm canlılara dağlarca enerjisini veren dağların içinde. Dokunabiliyorsan o çam ağaçlarına, zeytin ağaçlarına... Ayakkabını hala çıkarmadın mı yoksa fırlat çorabını, gir şu narin hemşire gibi akan derenin içine, soğuğunu hissetsin önce ayakların sonra bütün bedenin. Öylece kala kalacaksın biliyorum. Öylece, mum gibi, ayakta... Ağlama ama, neden ağlıyorsun? İşte dağların kucağındasın... Her şeyin başladığı yerdesin, hayatın başladığı yerdesin, topraklanmaya geldin, o küçücük bedenindeki tüm olumsuz enerji ve stresi bıraktıkça, dağlar ellerini koyacaktır omzuna, saracaktır seni bir anne-baba şefkatinde.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Ne büyük aptallık etmişiz değil mi? Doğadan uzaklaştıkça erozyon misali kaybetmişiz bedenimizden, aklımızdan, ruhumuzdan. Akıl buralarda geçmiyor biliyor musun? Her şey içten geliyor, her şey doğal. Artık bitti o akıl oyunları, artık bitti o aklın yarattığı stres, depresyon, akıl para etmiyor, ne dağların içinde, ne de dağların karşısında...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Denizler de kucaklıyor seni, hem de ne kucaklama! Teninin, bedeninin tüm desimetrekarelerine etki ediyor, her tarafın sevgi denizi ile çevriliyor. Öyle on gün falan gelmişsen hiç bir şey anlayamıyorsun, kendini kasıyorsun denizin kucağında bile. Ancak kendini kasmamayı öğrendiğinde denizi hissedebiliyorsun. Ben de denizden bir parçayım artık diyebiliyorsun, kâinatın içinde yüzüyorsun sanki ben de atomlardan oluşuyorum, aslında bu kâinatın bir parçası da benim diyorsun. Ah ne geç diyorsun bunu bir bilsen. Denizlerde mi yüzüyorsun yoksa kendi içinde mi. Balıkların yüzmesi de neymiş. Öyle huzurlu, öyle mutlu, uyur gibi adeta, kendinden geçmiş gibi, kendini teslim ediyorsun denize. Al götür beni deniz, al bütün benliğimi, al her zerre atomum senin zaten, haydi beraber kulaç atalım seninle, yüzmeyi öğret bana deniz diyorsunuz. Yüzmeyi öğret, yaşamayı öğret...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Kendinizi bırakabildiğiniz zaman, işte o zaman kendinizi yakalayabilirsiniz...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Konuşmak bile istemiyorsunuz, çevrenizde hiç kimse olmasın. Her gördüğünüz ev, her gördüğünüz sokak, insan size depresyonunuzu hatırlatıyor adeta. Beyniniz, zihniniz, artık her nereniz ise... Susmuyor ki... Kimseleri görmeden ve duymadan, sadece kendi boşluğunuzu bulmaya çalışan, elinde kova ve küreği eksik çocuk gibi hissediyorsunuz. Ah çocukluğum... Ah be çocuğum...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Domatesleri sakın unutmayın ama. Bakım isterler, sulanmak isterler... Arada bir çıplak ayakla aralarına girip Guliver Devler Ülkesinde misali onların arasında kaybetmelisiniz cüce benliğinizi... Dokun, bakmaya çalış, sevgini vermek de ne demek? Öğrenebiliyor musun? Bir domates kaç günde yetişir?&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Becerebilecek misiniz? Bir domatesi yetiştirebilecek misiniz? O domates ile birlikte kendinizi de yetiştirebilecek misiniz? O domatesin topraktan aldığı enerji gibi siz de topraktan, doğadan, yaşamdan, evrenden alabiliyor musunuz enerjinizi? Lütfen alıcılarınızın ayarı ile oynamaya başlayın. Gerçek burada imiş, ömür burada, yaşam burada, enerji burada, sürekli mutluluklar burada, doğanın kucağında, o demin söylediğimiz, içine çıplak ayakla girip korkuluk misali şoklandığımız dağ deresinin içinde... Bütün hücreleriniz ile içine girebildiğiniz denizin içinde. İçinize doldurduğunuz oksijenin, temiz havanın içinde, doğaya bıraktıkça kendinizi, siz de doğa gibi güzel oluyorsunuz. O yapması gerekeni bilir, her şeyin en güzelini yapar, birazcık ta olsa bilinç ile yapmaktan vazgeçtiğiniz an, bir bebeğin becerisi ile bulabildiğinizde doğanın enerji uçlarını, artık beslenme zamanınız gelmiştir...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Yazacak o kadar güzel şeyler var ki şu masada... Nereye baksam kalın ciltler dolusu mutluluk var... Hani yurt dışında ölülerin küllerini savururlar ya sağa sola... Ölmeden savurabiliyorum tüm benliğimi doğanın ortasına... Ölmeden ölebiliyorum bü güzelliklerin içinde... Aynalara bakmadıkça ama... Şu aynaları kırsak mı ne yapsak?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Toprağa basmayı unutmuş milletlerin bir gün basacak toprakları olmayacaktır...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;İş bu kadar ciddi demek. Elbette ciddi. Şimdiye kadar okuduğunuz rüya değil gerçek. Sadece zaman ayırmanız gerekiyor. Ama nerde bizde o zaman. Zenginlerin fabrikalarında modern köleler olarak gönüllü çalışmak zorunda bırakılmış, işin kötüsü bağımlılık derecesinde alıştırılmış bizler... Yarın işten çıkarsam aç kalırım, çoluk çocuk ortada kalırız stresi ile bir ömür, koskocaman bir ömür geçirmiş veya geçirecek olan bizler... Depresif akıl oyunları ile kendine bırakılmayan, ipleri devamlı boynunda kuklalar cumhuriyeti olan bizler... gözümüzün görmediği, aklımızın alamayacağı her dakikası farklı yorumlar içinde girdaplar içinde nefes almaya çalışan bizler... Sadece sen ve ben değil, hepimizden bahsediyoruz. Topraktan, topraklanmaktan uzaklaştırılmış, toprağı satılmış, toprağını ekip biçmeye gücü kuvveti yetemez hale getirilmiş, doğadan kopartılmış bizlerden bahsediyoruz, dedenizden, ninenizden, anne-babanızdan, eşinizden, çocuklarınızdan... Kapitalist düzene kurban edilen milyonlardan... Sömürülen, sağılan, kuzu kuzu takip eden milyonlardan... Karnı ve beyni aç bırakılmış milyonlardan... Ruhu tatmin edilememişlerden, inancı ameliyat edilmişlerden. Evet evet en önemlisi de bu, inancı ameliyat edilmiş hepimizden bahsediyoruz...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Teknolojik gelişmeler doğanın ve insanlığın faydasına kullanıldığında güzeldir. Aksi durum önce doğayı sonra insanı bitirir...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Çaresizlik içinde terapist bir lider bekleyen milyonlara önerilebilecek en kestirme yol doğaya kavuşun demektir. Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir, ileri... der gibi... İlk hedefimiz dağlar, denizlerdir... Dağlarımıza ve denizlerimize sahip çıkarsak belki biz de bizden sonraki nesillerimiz gibi az da olsa dağların öbür tarafındaki kapitalist dünyadan birazcık uzakta yaşayabiliriz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Her şey çalışmak ile başlar. Terlemeden olmaz. Ekmeden, biçmeden, bakmadan, sulamadan, budamadan olmaz. Öyle bayram tatillerinde on günlüğüne köyünüze gitmek ile olmaz, kendi toprağına, dedenin babanın ter akıttığı toprağına uzak kalmak ile olmaz... Unutmayın topraklanmazsak, toprak kalmaz...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Bu arada, ne oldu öğrenebildiniz mi domatesin kaç günde yetiştiğini?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Ahmet GENCAL, 26-07-2014, Altınoluk &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/3028181812010961247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2014/09/topraklanmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/3028181812010961247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/3028181812010961247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2014/09/topraklanmak.html' title='Topraklanmak'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-WJa8CxPeMiA/U9SYRuTC4cI/AAAAAAAABAQ/qQCeshKsL00/s72-c/GetAttachment.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-5898238603215670504</id><published>2014-07-26T17:58:00.003+03:00</published><updated>2014-10-12T04:21:31.275+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ninni Zamanı"/><title type='text'>Ninni Zamanı</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-D6WRtuIrjZQ/U9PB5qkOO4I/AAAAAAAABAA/-6sNDmE4Gos/s1600/GetAttachment.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-D6WRtuIrjZQ/U9PB5qkOO4I/AAAAAAAABAA/-6sNDmE4Gos/s1600/GetAttachment.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Geç kaldık be gülüm, çok uyuduğumuz için geç kalktık&amp;nbsp;ve çok &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;geç kaldık. Kafamızı nereye çevirsek çok geç kaldığımızı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;görüyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Yapmamız gereken o kadar çok şeyi yapmamışız ki! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Ne yapmışız, nasıl geçirmişiz o kadar zamanı, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;dile kolay on yıllar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;geçirdik. Yerimizde de sayamadık, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;geri gerilere kaydık, çok geç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;kaldık. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Yarış başlamış ta biz mışıl mışıl uyumuşuz. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Hani uyku her şeyin ilacıydı? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Hani zaman geçince unutulurdu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Kitap okumamız da işe yaramıyor artık, kütüphaneler dolusu kitap okusak ne yazar? Bir çember üzerinde dönüp dolaşıyoruz, her yazar aynı şeyden bahsediyor, hepsi çok geç kaldığımızdan dem vuruyor. İşlerin şimdiye kadar nasıl yanlış anlaşıldığından, yanlış yapıldığından bahsediyor, şöyle elimizden kolumuzdan sımsıkı tutacak, halimizi çok iyi anlayacak birisi de çıkmadı karşımıza. Yazarlar da ya çok geç kaldılar, ya da tavşan gibi zıpladılar, uçtular gittiler. Kim ne diyor anlayamıyoruz artık, o kadar karıştı ki her şey...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Kitap çöplüğüne, cümleler çöplüğüne döndü zihnimiz. Hani çöp evler vardır ya, her &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;bulduğunu saklayan, bir gün işe yarar diye düşünüp evinin en güzel yerinde saklayan. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Topladıkça toplayan, biriktirdikçe biriktiren... İşte bizimkisi de çöp beyin oldu artık, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;nefes alamıyoruz, her tarafta ayrı bir çöp fikir. Çöp adamlar ile öğrendik resim yapmayı, bir çöptür gidiyoruz bu yaşımızda bile... Çöpçü olmuşuz da haberimiz yok. Bu daracık zihnimizde &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;daha fazla çöp fikirlere yer kalmadı, belediye görevlilerini çağırmanın zamanı geldi de &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;geçiyor bile... Elveda bütün kitaplar, elveda ne bulursak okuyalım dediğimiz yazarlar, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;elveda sizlere, artık çöp zihinlerden, bulantılardan, karışıklıklardan kurtulmak &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;mecburiyetindeyiz. Hepimiz de ne kadar seviyoruz geleni gideni okumayı, zihnimizde &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;ağırlamayı. Misafirperver milletiz canım...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Nefes alabiliyor musunuz? Kurtulabildiniz mi dış çöp adamlardan? Kendi tuvaliniz üzerinizde post modern sanat eserleri yapmanın zamanı gelmedi mi? Eve iyi bir badana boya gerekiyor, zihnimizi, ruhumuzu açacak renkleri serbestçe seçmeniz gerekiyor, bunun için de önce o küçük tuvalde renk denemeleri yapalım. Bakalım içimizdeki sessizlik, dinginlik, huzur ve ruhsal sağlığımız hangi renklere hoş geldin diyecek? Sizin renginiz hangisi? Ben salonu şöyle masmaviye boyamak istiyorum, okyanuslar kadar mavi, iç denizlerimdeki dingin sular kadar mavi, arada çıkacak küçük dalgalanmalardaki beyaz köpük renklerini de unutmayacağım, bembeyaz olacak kartonpiyerlerim. Yatak odam yemyeşil olacak, doğanın içindeymiş gibi, ağaçların arasına hamak kurmuşum, yanımda cır cır böcekleri, huzur içinde, ferah içinde, mutlu... Ateş böceklerimin renkleri kıpkırmızı kartonpiyerler arada çarpacak gözüme, tüm uykusuzluğumu alabilecek... Çalışma odam komple toprak rengi olacak, her tarafı ama. Zihnimin madenlerinden yavaş yavaş çıkaracağım bu güzel satırları, toprak ve maden... Kimi zaman bir çakıl taşı, kimi zaman nadir bulunan bir safir taşı... Koridorlarım pespembe olacak, pembe yolculuklara çıkacağım odadan odaya geçerken, arada duvarlara dokunacağım, parmak izlerim yavaş yavaş belirecek koridorlarda, bu pembe yollardan geçtiğimiz kazıyacağım duvarlara... Mutfak ten rengi olacak, vücudumun rengi, ne yersem içersem orada vücudumla birleşecek, sağlık içinde bana gelecek, benim mutfağım, benim rengimde olacak... Banyo ne renk olacak acaba diye mi düşündünüz? Hayır o tahmin ettiğiniz renkten olmayacak... :) Banyom tırnak uçlarım gibi bembeyaz olacak. Her şey bembeyaz. Tırnak uçlarımdan süzülüp akacak tüm negatif enerjilerim, suyla birlikte akıp gidecekler, elveda diyecekler bana, benim beyaz sarayım olacak banyom, sırça köşkler, mermer saraylar da neymiş, üç metrekare de beden, zihin ve moral detoksları yapacağım o güzel banyomda...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;İşte hepimizin yeşil panjurlu güzel evi bunun gibi bir şey olacak değil mi? Kimine göre bir saray, kimine göre bir küçük kulübe. Kimi boğaz kenarında bir yalı, kimi dağ başında minik bir yerleşke... Kim nerede mutlu olacaksa, ne kaldı ki zaten bu kısacık ömürde... Çok ta geç kalmıştık zaten... Erken kalkmanın verdiği geç kalmışlık hissi de değil bizimkisi... Şimdi biz ne yapacağız, şimdi ben ne yapacağım mı diyorsunuz? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Nuh&#39;un Gemisi inşa edilmeye başlanmış. Duymuş muydunuz? O çöp evlerinizde güzel bir temizlik ve tadilat zamanı geldi. Hadi bakalım, bu güzel havalarda daha kolay olur. Yardım da alacaksınız belediyeden. Ama sakın boyacıyı kendi başına bırakmayın, dibinden ayrılmayın sakın, tam istediğiniz gibi boyattırın, hatta becerebiliyorsanız kendiniz boyayın, parmaklarınızın izi çıksın duvarlarınızda, her yerde kendi el emeğiniz olsun, kendi teriniz damlasın boya kovasına, sonra da hoop duvarlara... Fırça çekmek güzel oluyor değil mi? İnsanı rahatlatıyor. Duvarlarda iziniz kalıyor, siz, fırçanız ve duvarlar...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;O kadar çok karışmışız ki, boşalt boşalt bitmiyor... Ne yapmışız böyle ya? Çöp zihin, çöp beyin, çöp adamlar olmuşuz... Kendimizden başka her şey sığıyor artık bu çöp evimize. Kendimiz sığacak artık, bak iki kamyon göndermişler, hadi salla bakalım balkondan, camdan aşağıya... Güle güle Ahmet, güle güle Ayşe... Zamanında kaç kere okudum sizleri, kafamı, beynimi, ruhumu patlattım ne demek istiyorsunuz diye. Artık güle güle, direkt çöpe ama, direkt çöpe, geri dönüşmemelisiniz siz. Yeter bunca yıldır bu memleketi çok geç kaldıran sizler geri dönüştürlmemelisiniz. Yakmayacağız sizleri, ama öyle bir yere atılacaksınız ki, hepiniz bir yerde, birbirinize bakar durursunuz artık.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Artık bizlerin kendi kitabımızı yazmamızın zamanı geldi. Çok geç kaldık eli iki kalem tutan, haddinden fazla değer verdiğimiz şu çöp kamyonundaki kitaplar yüzünden, iyice bulandırdılar bizi... Hareket edemez hale getirdiler, kendi evimizi, zihnimizi bile bile çöplüğe çevirdik aşırı misafirperverliğimiz ile. Halbuki böyle mi yapmıştı bizim Osman dedemiz? Gerekli gereksiz ne varsa doldurmamıştı zihnine, kendisi almıştı eline kalemi, yazmıştı kendi destanını. O zamanlar kılıç kalemden keskindi belki, şimdi de öyle değil mi, kalem de, kılıç ta keskin olamıyor belki atom bombasından, varsın olmasın. Onlar atomu icat ettiler, bizim yerimiz dardı onun için bir şeyler icat edemedik, önce bir ferahlayalım şöyle, bak gör o zaman, artık banyo da mı gelir aklımıza yoksa koridorda kaçarken mi?....&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Evet evet çok geç kaldık, kendimize bakmaya çok geç kaldık. Yıllardır çöp çöp çöp... Bitti artık değil mi? Sen de aynı fikirde misin? Yeter be ya... ! Hani ormanlar kalem, okyanuslar mürekkep olsa bu çer çöp yazmakla bitmez, bizim zihnimiz evren kâinat değil ki kardeşim, o kadar çer çöpü okuyalım ve anlayalım... Hem zamanımız da az kaldı... Oh be... Dünya varmış, şöyle rahat bir nefes alamayalı ne kadar zaman geçmiş, bir ömür geçmiş ya. Bir milletin ömrü geçmiş gitmiş de haberimiz yok. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Hemen yeni bir nüfus sayımı yapmalıyız... Kaç tane kalem üreteceğiz, kaç tane fırça, kaç kutu boya... Yediden yetmişe mucizeler yaratacak bu sağlam yürekler... Bu güzel zihinler, bu asil ruhlar, bu şanslı kardeşlerimiz. Hepimiz birlikte rengârenk edeceğiz vatanımızı. Hep beraber, huzur, mutluluk ve güven içerisinde. Artık çok geç kalmadığımızı anlayarak, artık ne kadar da erken uyanmışız aferin bize diyerek. Mutlu ve ferah, nefes ala ala, ter akıta akıta, ellerimiz kenetli, ruhlarımız kenetli, zihinlerimiz kenetli. Kim uyutabilir atık bizi? Ninni zamanı çoktan geçti. En derin uykularımızdan kalkıyoruz artık, uyuşukluklar, uyku sersemlikleri olmayacak, her dibe vuruş yeni bir uyanıştır aslında. İyi ki kilo almışız bu aralar, iyi ki çöp eve döndürmüşüz kendimizi, yoksa nasıl dibe vuracaktık. Nasıl uykudan uyanacaktık. Azıcık daha kaldı gayret... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Hiç bir zorluk dışarıdan yüklenen fikirler ile aşılamaz, bireyler kendi kendilerini tedavi edebilir ancak. Bu milletler için de geçerlidir. Birlikten her zaman kuvvet doğmuştur. Hep birlikte uyanan milletler güzel günleri beraber yaşarlar. Aksi takdirde gecenin efkârında uyumaya devam ederler...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;O kadar da geç sayılmaz değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -65pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 497.0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Ahmet GENCAL, 26-07-2014, Altınoluk&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/5898238603215670504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2014/07/ninni-zaman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/5898238603215670504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/5898238603215670504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2014/07/ninni-zaman.html' title='Ninni Zamanı'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-D6WRtuIrjZQ/U9PB5qkOO4I/AAAAAAAABAA/-6sNDmE4Gos/s72-c/GetAttachment.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-7362749248654323793</id><published>2014-07-21T21:25:00.004+03:00</published><updated>2014-07-22T16:03:43.409+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yanan Adam"/><title type='text'>Yanan Adam</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-BxMcEVwnQmk/U85gM1Ru_hI/AAAAAAAAA_0/siTQ2CsqdfQ/s1600/yanan+adam.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-BxMcEVwnQmk/U85gM1Ru_hI/AAAAAAAAA_0/siTQ2CsqdfQ/s1600/yanan+adam.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;Dünya sevgi üzerine kurulmuştur, her şeyde sevgi vardır, sevgi yaşamın anahtarı, gizli şifresidir. Sevgiye sahip olan mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamaya devam eder, sevgisiz kalan ise akla gelmedik mutsuzluklar içinde yaşadığını sanır, yerinde sayar durur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times New Roman; font-size: small;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;Sevgi öğrenilmez, para ile satın alınamaz, talep edilemez, zorla verilemez. En profesyonel tiyatro sanatçısı olsanız bile yapmacık sevginiz günün birinde küflenir ve ne kendinizi ne de karşınızdakini kandıramaz bayatlığa bürünür. Sevginin taze olanı makbuldür, o da gönül fırınında taze tutulur, bir ömür boyu, kırk yıl, elli yıl, yetmiş yıl birbirini seven çiftlerin gönül fırınları sevgilerini hep sımsıcak ve tazecik tutmuşlardır. Bu fırından çıkan sevgiye doyulmaz...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times New Roman; font-size: small;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;Sevgiye aşık olanlar vardır bir de, sevgisizlik o kadar çok işlemiştir ki hamurlarına, gözyaşı mayaları bir türlü kabartamaz, kıvama getiremez o aşık oldukları sevgiye. Kulak memesi kıvamında, kahkahalar eşliğinde yoğrulmamış, sevgisizliğe mahkum olanlar gözleri ne görürse görsün aşık ile maşuk rolüne bürünebilirler. Ama yalandır, sahtedir, gönül fırınından çok uzaktadır, belki kırk fırın sevgi yemeleri gerekir...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times New Roman; font-size: small;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;Sevgi aşıkları herkesten sevgi bekler, onların gönül fırınları henüz yanmamıştır, aşk ateşi ile kavrulmamışlardır, soğuk fırının kapaklarını açıp açıp dururlar, bir mucize bekler misali, hamurlarını kabartacak, tam kıvamında pişirecek birilerini bekler dururlar. Soğuk fırında sevgi pişer mi hiç? Önce aşk ile yanmalıdır, aşk ateşi ile kavrulan gönüllerde doğar sevgi, hem de küçücük dahi olsa, kocaman dahi olsa, köy usulü de olsa, sosyete usulü francala dahi olsa, o fırından çıkan sevgi ısıtır, doyurur, bir ömür paylaştırır, kâh göz açtırır, kâh göz kapattırır, ama şuna inanın ki tadına doyum olmaz...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times New Roman; font-size: small;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;Demek ki hem kendi gönül fırının hem de sevgilinin gönül fırını aşk ateşi ile yanmalıdır. Bir fırın soğuk olduğu zaman büyü bozulur, etraf soğumaya, sevgisizleşmeye başlar. Bu sefer içi aşk ateşiyle yanan gönül iki katı yanmaya başlar, belki de milyon katı... Karşı tarafın fırınına kıvılcımlar atmaya çalışır. Fırın bu sonuçta, ne yapabilir ki? Yakamaz bir türlü, milyon katı yandığı ile kalır, ama yavaş yavaş çatlamaya başlar, yıpranmaya başlar, aşk ateşi o kadar hararetli yanar ki, gönülleri delileştirir, bedenleri yakar, kavurur, çatlatır. İki laf, iki söz dahi edemez hale gelir, o kadar yanar, o kadar yanar ki, artık soğuk fırını göremez hale gelir, artık kendi ateşini bile hissedemez hale gelir, hep daha fazla, hep daha fazla yanmalıyım diye diye... yakar kendini... kavrulur, hem de ne kavrulmak...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times New Roman; font-size: small;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;Sonra bir an evvel bitirmek ister, kendini söndürmek ister, o cehennemler misali yanan aşk ateşini söndürmek ister, gönül fırınından tek parça bile sevgi kokusu çıkmasın ister, ama nafile, anlar ki bu ateş hiç bir zaman sönmeyecek... ve yanmaya esir olacak, yanmaya gönüllü olacak, yanmanın gözyaşları körükleyecek acılarını, yanmanın hiç bir kötü tarafı kalmayacak, tüm sevgisizlikler de yanıp bitip kül olacak, geriye KOSKOCAMAN bir yanan adam kalacak...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times New Roman; font-size: small;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;Bazı insanlar şanslı doğar, bazı sevgiler de sevgisiz....&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times New Roman; font-size: small;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;Ahmet GENCAL,&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;20-07-2014, Altınoluk&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times New Roman; font-size: small;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times New Roman; font-size: small;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 426.0pt 447.3pt 454.4pt 468.6pt 482.8pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/7362749248654323793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2014/07/yanan-adam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/7362749248654323793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/7362749248654323793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2014/07/yanan-adam.html' title='Yanan Adam'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-BxMcEVwnQmk/U85gM1Ru_hI/AAAAAAAAA_0/siTQ2CsqdfQ/s72-c/yanan+adam.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-2975915493052832589</id><published>2014-07-05T15:55:00.000+03:00</published><updated>2014-07-05T15:58:57.203+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bilyalı"/><title type='text'>Bilyalı</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-9v6d78L7GXA/U7f1YjRnVeI/AAAAAAAAA_U/9ojys8jUj-U/s1600/bilyal%25C4%25B1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-9v6d78L7GXA/U7f1YjRnVeI/AAAAAAAAA_U/9ojys8jUj-U/s1600/bilyal%25C4%25B1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Herkesin övgü dolu sözlerini duyabilirsiniz, dünya çapında çok iyi tanınmış, başarılı bir meslek erbabı olarak adlandırılabilirsiniz ancak eğer kendi içinizde henüz kabuğunuzu kıramadığınızı düşünüyorsanız bu motive edici olduğu sanılan övgü ve düşünceler size çelme takacaktır ve yumurta kabuğuna arada sırada atacağınız küçük darbelerin şiddetini azaltacaktır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Sokak sokak dolaşan bir hurdacı misali kendi içinizdeki işe yaramaz diye düşündüğünüz parçalarınızı içinize döndürdüğünüz teleskoplar yardımıyla, o kocaman boşlukta bulup çıkarmak, sonra geri dönüşüm kan bağışı torbalarına damla damla pompalamak arada sırada olsa dahi zihninizde yaşattığınız en bencil, en şizofren, en seri katil gazabında rüya sonlandırmasıdır. Herkese nazik ama kendinize gelince acımasızın da acımasızı.... Bu bir alışkanlık mı oldu, yoksa özgüvensizlik mi, yoksa başarıya doymama, kanaatkarsızlık, kıskançlık, motivasyon artırıcı yalanlarınızın senaristliği çok mu sardı, çok mu hoşunuza gitti?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Ne mükemmel şey şu okumayı öğrenmek, ne mükemmel şey parmaklarınızın kalem tutmasını unutmasını, klavye üstü kabuslarını en mükemmel binbir gece keloğlan ve yedi pamuk prensesi fotoromanına çevirebilirsiniz. Yuh be, o kadar da demedik,... Evet o kadar sınırsız ki, benim klavye canavarım senin klavye canavarını döver... Daha 10 fırın klavye eskitmen lazım şekerim, naaabeeeer....&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Zorlandığımız noktalarda mola verebileceğimiz yerler yaratabilmek kadar güzel bir şey yok şu güzel dünyada. Yeter ki ruhunuzu bağladığınız kişiler ile aynı istasyonda mola vermesini öğrenin. O zaman ister samanlık, ister saray istasyonlarında olun, yani her nerede olursanız olun, beraberce kanat açabilirsiniz deliler hastanesi müracaat salonuna. Kendi isteği ile oraya giden var mıdır? Elbette, ne zannettin, orası en güzel istasyon, üstelik yalnız da komazlar seni...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Orjinal, yan sanayi veya çakma, topallamadan adım atabiliyorsan, hele bir de istediğin an adımlarını hızlandırabiliyorsan senden mutlusu yok inan. Attığın her adımda şükür etmelisin, ağrı sızı acı çekmeden, hafif hafif uçarcasına götürebiliyorsa bedenin seni istediğin yere en mükemmel faytoncuyu işe almışsın da haberin yok diyelim. Ne oldu? Demin kanat açmaktan bahsediyordun? Aslında yürümeye bile takatın kalmadı değil mi? Seni gidi seniiii ! Anlamadım sanıyorsun değil mi? Öyle laf kalabalığına karnımız tok. Kitap sarrafı olduk biz, katır kervanları yüküyle kitapları boşuna mı okuduk? Leb demeden lebi derya demek istediğini o kadar iyi anlıyorum ki? Nerden aldım bu kitabı da elime, ne biçim bir sarmal içindesin oğlum sen yaaa? Fırlatıp atamıyorum da... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Başınızdan aşağıya kaynar sular dökülmek veya canınız o kadar sıkılıyor ki o anda başınız kaynıyor sanki, kıpkırmızı oluyor ve terlediğinizi hissediyorsunuz, ısı ve hararet saçıyorsunuz etrafınıza, kulaklarınız ve ensenizin yanması da caba... İşte bu sıkıntılı anlarda kekeleye kekeleye düşünmeniz hatta düşünmek de ne demek, donup kalmanız, elinizin kolunuzun kalkmaması, hayattan o anı, o dakikaları kesip atmak istemeniz, o filim karesinden ilelebet muaf olmak istemeniz. Çok zor be, ne yapsanız olmuyor işte. Ormanın içine o kadar dalmışsınız ki, börtü böcek ile o kadar içli dışlısınız ki, botanikçi profosörler bile yanınızda amatör kalır... Yeter bu kadar kendinizi harap etmeniz, ne zaman çıkacaksın oradan, sen çalı çırpı, diken miken sevmezsin ki, ömür boyu hep uzaktan seyretmedin mi dağları, ormanları? Sağ tarafa çevirsen kafanı kocaman heybetli bir dağ, orman, güzellik, coşku ve kabarıklık. Sol tarafta ise sonsuz bir körfez, dinginlik ve estetik, narin, dalgasız geçen o uzun yıllar...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Ne ormancı olabildin ne de filikacı. Ne ormana ayak bastın, ne de denizde kulaç attın. Uzaktan seyretmenin eşsiz zevkine vardın kandırıkçı şahinlerin güvercin peşinde koşmalarını hayretle izlerken. Sınırların belli idi, sağ taraftaki çeşme ve sol taraftaki çayır. Önüm zaten asfalt yol, bayır aşağı, önce küçük şehre sonra da İstanbul&#39;a giden. Arkamda ise kocaman bir çöplük vardı, neden acaba, çöp dökecek başka yer yok muydu? Tepene bakmak nedense aklına gelmedi yüzyıllarca, güneş ve gökyüzü seni boşu boşuna beklediler, oysa sevmek ne demekmiş o zaman iliklerine kadar anlayacaktın. Kangurular Avustralya da yaşar, zıp zıp zıplayamazsın öyle kafana göre, bu sınırlardan zıııppplayıp da kaçamazsın. Ne kangurusu oğlum, bizim burada deve kuşu çiftliği var. Hani o başını kuma gömenlerden. O heybetli cüsseleri altında korkudan başlarını kuma gömen deve kuşları. Bedenin kocaman evet, ruhun da bir serçe kuşu gibi hassas. Nerden kuruldu bu çiftlik de buraya, sanki azdı kendi özgüvensizliğimize yaptığımız kudurukçu salvolar. Bazen ne geçiyor içimden biliyor musun? Atlayacağım bilyalıma, ver gitsin asfalt yoldan bayır aşağıya, bilyalım ile yeni maceralara vites değiştireceğim....&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Rüzgar sert esiyor anne, korkuyorum nedense baba... Buralar değişik, buralar farklı, ağaçları bile farklı, yüzyıllık ağaçlar diyorlar, bakınca üstü başı beyazlaşmış, bedeni yamuk yumuk kamburlaşmış, yaşlı güçsüz kolları kesilmiş, onların yerine güçlü genç kolları çıkmış, yemyeşil ama aşağıya baksam korkuyorum... Ürküyorum, bakamıyorum o yüz, ikiyüz yıllık gövdelere, toprak ile buluşmalarına... Bu ürkütücü ağaçların meyveleri insana gençlik, sağlık sıhhat verirmiş... Çorak yamaçlardaki yaşlı bakımsız gövdeli genç dallarından dökülen o meyve nasıl da çorağı yaşama, kurağı gençliğe dönüştürebiliyor? Ne büyük bir fayda... Ama rüzgar çok sert esiyor burada anne... Hani erkekler hiç korkmazdı baba? Ben neden korkuyorum?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;O kadar çok yapmam gereken şey var ki; o kadar çok okumam gereken kitap, o kadar çok izlemem gereken filim, video... Çok aç hissediyorum ama ömrüm yetmez tüm bunları yapmaya gibi geliyor. Yaşlanmanın ne demek olduğunu bu genç yaşımda anlamaya mı başlıyorum ne? Adım atacak takatim kalmıyor, kitap okumaya gözlerim fersiz kalıyor, gözler ve kulaklar izlenecek filimler, videolar için hazırlıksız yakalanmışlar, her şeyi tekrar ettirmek zorunda kalan ağır işiten bir ağaç var mıydı şu koskoca ormanda?&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Vardır mutlaka değil mi? Yoksa bu gibi ağaçları mı tespit edip kestiriyorlar ormancılar? Aman ormancı, canım ormancı, her kimsen ve her neredeysen aman sakın yanıma yöreme yaklaşayım deme bana olur mu? Git...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Endişe ile beklemenin ne demek olduğunu biliyor musun sen ki bu kadar peşin hükümlü davranıyorsun. Endişe, anksiyete tavan yapmış durumda burada, ilacımız da bitti, ne olacak şimdi? Şu rüzgârın da duracağı yok, adamın canını sıkıyor yaaaa. Arılar bu rüzgârda nasılda güzel uçuyorlar! Cırcır böceklerinin sesleri daha bir net geliyor sanki. Hadi bakalıııım, şimdi daha derin nefes alıyoruuuuuz, en korkulu ortamları bile rahatlatabilmenin çaresini bulacağıııızz. Beden eğitimi öğretmenim geldi gözümün ucuna nedense? Nefes egzersizi, beyin bulutlandırma egzersizi fayda etmeyecek galiba. Molotof kokteyli mi içelim ne yapalım?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Aslında bu derin özeti o kadar kolay ki: &quot;İyilik, Güzellik...&quot;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Hangi kitabı okusam, hangi filmi izlesem, hangi konuşanı dinlesem aynı şeylerin etrafında dönüp duruyorlar, herkes kendince anlatmaya çalışıyor, iyilik ve güzellik... Eeee biz bunu zaten biliyorduk, bu kadar mıydı yani, hepsi bu mu? Benim zaten başlangıç noktam orasıydı... Sizin bütün hedefiniz, o şaşalı, sosyetik, karizmatik yazılarınız, konuşmalarınız, kendinizi bir şey yapıyormuş havalarınıza sokmanız, akıllı olduğunuzu eze eze kabullendirmek istemeniz, bütün o heva ve hevesiniz, benim başladığım yere ulaşmak için miydi? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Aman tanrım ben ne büyük yanlış yapmışım, neredeydi şu bilyalının fren sistemi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;Ahmet GENCAL&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;05-07-2014, Altınoluk&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm -53.3pt 10pt 0cm; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; tab-stops: 418.9pt 468.6pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt; line-height: 115%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Calibri;&quot;&gt;a&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/2975915493052832589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2014/07/bilyal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/2975915493052832589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/2975915493052832589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2014/07/bilyal.html' title='Bilyalı'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-9v6d78L7GXA/U7f1YjRnVeI/AAAAAAAAA_U/9ojys8jUj-U/s72-c/bilyal%25C4%25B1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-2085592227931316082</id><published>2013-05-21T20:53:00.004+03:00</published><updated>2013-05-21T20:54:34.262+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Be Noktası"/><title type='text'>Be Noktası</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-FczRTXrrlqA/UZu0RL2GdLI/AAAAAAAAAp8/EfFR2T4lRU8/s1600/BE+Noktas%C4%B1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;132&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-FczRTXrrlqA/UZu0RL2GdLI/AAAAAAAAAp8/EfFR2T4lRU8/s200/BE+Noktas%C4%B1.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Büyük şehirde yaşayınca insan kolayca kendisini kaybedebiliyor. Monoton bir hayatı milyonlarla aynı zamanda aynı şehirde paylaşmak çoğumuza uyku seğirmesi yapıyor. Monotonluktan farklı şekillerde çıkabildiğinizde ise bir çok kararlar alıyorsunuz, kendi kişisel gelişiminiz ile ilgili olan bu kararları uygulamak her zamanki gibi beğen ve paylaş tuşuna basmaktan öteye gidemiyor. Sanal hayata o kadar dalmışız ki, beğen ve şu anda yaptığımız gibi iki satırla da olsa paylaştığımız zaman üzerimize düşen görevleri yaptığımızı zannedip kolayca aldatabiliyoruz kendimizi. İki kişi ile yüz yüze gelemeyen bizler sanal âlemde yüzlerce kişi ile kolayca iletişime geçip, sanal beğenileri toplamaya çalışıp, ürkek psiko alt bilinçsel fobilerimizi yemliyoruz, azınca kararınca ama… Çoğuna gücümüz sanalda olsa bile yetmiyor. Şımarıklıktan değişen ses tonumuzu duymuyoruz ya… Kendimizi frenlemeye gerek kalmıyor…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Yan yana yıllarca beraber yaşadığımız arkadaşımızın ne kadar büyük bir değer olduğunu kabuğumuzu kırıp onun ile ilgili bir etkinliğe tesadüfen gidince fark ediyoruz. Yıllardır arkadaş sandığımız kişinin ne kadar büyük bir sanatçı olduğunu ancak eline sazı aldığında mı anlayacaktık. Gerçek dünyada bu kadar mı gözümüz kulağımız kapalı, bu kadar mı sohbet ve muhabbet eksiği iskeletler olduk… Herkes kendi derdinde, kimsenin kimseden haberi yok, komşunun komşudan haberi yok, kardeşin kardeşten haberi yok… Hızla geçen zaman bilinmeze doğru sürükleyip gitmiş bizleri. Nerelerde pabuç fırlatmamız gerektiğini bilemeden eskitmiş ve yırtmışız ayakkabılarımızı. Eskiyen ayakkabıları boyatıp cilalatmak ile bakar olmuşuz kendi dünyamıza.. Bir berber koltuğunda sakal traşı olurken kendimize zaman ayırdığımızı zannedip mutlu olduğumuz kanısına vardırmışız beyin cücüğümüzü…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;İki adım atamayacak kadar obez, iki satır yazamayacak kadar buğulu, iki karar veremeyecek kadar tırsık olmuşuz da haberimiz yok. Zaman mı kalmış sanal alemin anaforlu kevgirlerinden? Futbol stadyumundaki elli bin kişinin hep bir ağızdan bağırması bile kendimize getiremeyecek bizi, ancak bir karıncanın ayak sesini duyabilirsek belki ayağa kalkabileceğiz… Karınca ve arı, ve diğer çalışkan yaradaşlarımız… Hani sayfalar olur ya, yepyeni bir sayfa derler, unutun şimdiye kadar bildiklerinizi, bu yepyeni bir sayfadır… Ya da şimdiye kadarki ansiklopedik incelikteki hayat romanlarınızı rulo yapıp tüttürme zamanı gelmedi mi? Bir üfürük ile giden hayatlarınız, ya bundan sonrası… Gerçek ile yüz yüze kalmak mı bu yoksa geçmişin baklavasına sirke döküp tepsiyi sıyırmak mı? Çöp bidonunun yanına en son ne zaman gitmiştiniz, şöyle bir kafamızı uzatıp içine mı baksak, kendimizden bir şeyleri çoktan atmışız içine de haberimiz yok, boşuna aramayın alıp götürdüler… Şimdi kim bilir nerelerdesiniz, hangi geri dönüşüm tesisinde neye dönüştürüldünüz acaba, belki de bunda bir cacık olmaz deyip direkt gömmüşlerdir toprağın bilmem kaç metre altına…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Arada sırada söylediğiniz acayip cümleler belki o anlık felsefik beyin köşeciklerinizde elektriklenme yapabilir ama en iyi becerdiğiniz şeyin yaşamak olduğunu unuttuğunuz an, kendinizi işe yaramaz hissedersiniz. Beceriksiz ve çok gerilerde kalmış biri… Ne işin vardı senin stadyumda, atlet misin ki yarışmak istiyorsun ömrü antreman ve çalışmak ile geçmiş olanlarla… Ne kadar tekrar edersen o kadar iyi, ama neyi tekrar edeceğiz. Depresif somurtuk, aldatan güleç olduk çıktık… Nerden başlamalı antremana?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Elbette rüyalardan. Rüyalar aleminde yaşıyorsanız eğer rüyalarınıza değer vermekten başlayacaksınız. Rüya tabirlerini okumak ile demedim. Rüyalarınızı yaşamak ile dedim. Rüyanızı anlamak ile, rüyanızda rüya görmek ile başlayabilirsiniz. Hele arada tuvalete kalkıp sonra kaldığınız yerden devam edebiliyorsanız, ya da rüyanızı istediğiniz gibi yönlendirebiliyorsanız ne kadar bahtiyarsınız anlatamam. Siz de mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Öyle bir zaman gelir ki hiçbir şeyin önemi kalmaz, ve öyle bir zaman gelir ki atom çekirdeğinin bile savaş çıkaracak kadar önemi vardır sizin için. Uçlarda yaşamayı mutluluk ve öz beceri olarak algıladınız yıllarca, kürek milli takımına alınmadığınızdan haberiniz yok galiba, artık boşa kürek çekmenin gereği yok, baksanıza milli takımdan da kovuldunuz artık… Hadi bakalım kendimize yeni bir kulüp arayalım usulca.. Ama seyircisi fazla olmasın, yüz binlik, elli binlik stadyumlar çok yordu bizi, on bin veya on beş bin yeter de artar bile… Fış fış kayıkçı der dururuz, küreğimizin eskidiğini de kimsecikler anlamaz, önemli olan kalp kapakçıklarımızdan sığmayan öfkenin çektirdiği küreklerin kimler üzerinde kırılabileceğidir. Senelerce dayak yediniz boşuna mı? En sağlam kürekleri bile bir hamlede kırabileceksiniz artık… Kürekçi başım kimdi benim?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Çok istediğiniz bir şeye sahip olduğunuzda, sahip olmadan önceki halinizi özlediğiniz ve neden o halinizi değiştirmek istediğinize pişman olduğunuz oldu mu hiç? Ne uzun sordum, tekrar sorayım. A noktasından B noktasına gitmek istiyorsunuz, B noktasına ulaştığınızda normalde sevinmeniz gerekirken, ben neden A noktasını sevmedim de buralara geldim dediğiniz oldu mu? Şimdi nasıl yaparımda tekrar A noktasına geri dönerim? Pişman oldum, ben oynamıyorum, bu filmi geri alalım hadi hemen ama…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Ben eski A noktalarımla mutluymuşum meğer, B noktaları oksijen bolluğundan boğacak beni neredeyse, Ya da B noktasına gelince mi alfabenin tüm harflerini görmeye başladım ne? Ohoooo daha önümüzde kaç nokta var, kim uğraşacak bunlarla? Ne güzel A noktasında bir şey görmüyorduk belki ama, en kral depresif hikayeleri biz yazabiliyorduk… Nerden geldim buraya, sevmedim ben bu B yi…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Ahmet GENCAL. istanbul,&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;21 Mayıs 2O13&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/2085592227931316082/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2013/05/be-noktas.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/2085592227931316082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/2085592227931316082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2013/05/be-noktas.html' title='Be Noktası'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-FczRTXrrlqA/UZu0RL2GdLI/AAAAAAAAAp8/EfFR2T4lRU8/s72-c/BE+Noktas%C4%B1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-3651321626931991201</id><published>2013-04-10T21:24:00.000+03:00</published><updated>2013-04-10T21:24:45.074+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="On Yedi"/><title type='text'>On Yedi</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-GjF24-Xvz3k/UWWuFWknTJI/AAAAAAAAAn0/CRbQOHTgHWw/s1600/17.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;200&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-GjF24-Xvz3k/UWWuFWknTJI/AAAAAAAAAn0/CRbQOHTgHWw/s200/17.png&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Yoğun şekilde çalışmaya alışmışsanız eğer, en ufak bir boşlukta canınız çok sıkılır. Ne yapacağınızı bilemezsiniz. İş yerinizde veya özel hayatınızdaki boşluğa düşersiniz. Anlam veremediğiniz bu can sıkıntısı alıp götürür sizi, nerelere götürür, nasıl götürür bilemezsiniz…&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Beyniniz durmuştur, düşünemezsiniz, ne yapacağınızı, ne yapmanız gerektiğini bilemezsiniz. Hani o çok yoğun zamanlarınızda; Bir boşluk bulsam da şunu bunu yapsam dedikleriniz bir türlü aklınıza gelmez. Aslında çalışkanların canı sıkılır, çünkü her işi zamanında yapmışlardır ve yapacak bir işleri kalmamıştır. Çok tembellerin de canı sıkılır, her işleri yarıda kalmıştır, yapacakları, yapması gereken yığınla işleri vardır, hangisinden başlayacaklarını bilemezler ve zaten ne yapsalar yapsınlar işlerin biteceğinden umutlarını kesmişlerdir.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Yapacak o kadar çok şey var ki… Nerden başlasak, nasıl başa çıksak? İğneyle kuyu kazmaya hazırsınız her daim. İnternetin dehlizlerinde kaybolmak istemiyorsanız, televizyon kumanda bombasını elinizden atmak istiyorsanız, son altı ayda alıp bir kenara koyduğunuz üç kitabınıza yaklaşmak dahi istemiyorsanız, sokağa çıkıp gezeyim demek istemiyorsanız, sadece uyumak istiyorsanız, canınız epeyce sıkılmış anlaşılan.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Çocukluğunuzdan beri eksik kalmış, yapmakta geç kaldığınız ve şu saniyeye kadar yapmak istemediğiniz o kadar çok görev ve hobi yapma isteğiniz vardır ki. Dünya erteleme şampiyonu olduğunuzu sadece siz bilirsiniz ama… Boş ver, yarın yaparım… Yarınlar asla gelemez, hep bir bahane, hep bir yoğunluk. Arada sırada şu anda olduğu gibi tamamen bir boşlukta hissederseniz kendinizi, ne yapacağım şimdi ben derseniz eğer hemen koşun, aceleyle koşun kendinize…&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  &lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;O kadar farklı bir duygu ki… Kendinizle baş başa kalmak bile o zaman boşluğu içinde bile saatlerinizi alabiliyor. Tamamen hijyen oluşturulmuş ameliyathaneler gibi, içinizde hijyenik bir Ben Vakti oluşturmak epeyce zamanınızı alır. Benim epeyce aldı en azından… Hani o düşünen adam heykeli vardı ya? Adam boşuna elini çenesine koymamış &lt;span style=&quot;font-family: Wingdings; mso-ascii-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-char-type: symbol; mso-hansi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-symbol-font-family: Wingdings;&quot;&gt;J&lt;/span&gt; Bir de baktım elim çenemde… Dirseğimi masaya dayamışım, önümdeki ekrana boş boş bakıyorum… Kendimi seyrediyorum ekrandan şimdi… Ne yapıyorsun Ahmet? En önemli soru: Nasılsın Ahmet?&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bilmem, nasıl mıyım? Bilmem, iyiyim herhalde… Can sıkıntımı bu yazı ile atmaya çalışıyorum en azından… Yazdıkça ferahlayacağım umarım. Kendi cümlelerimin rehberliğinde gezeceğim biraz içimde… Kaçamak değil ama, bodoslama dalacağım, dalma niyetindeyim en azından diyelim… Size nasılsın diyenlerin sayısı azaldıkça, siz de kendinize nasılsın sorusunu soramıyorsunuz. Senaryo gereği soyunduğunuz rollerde, replik dışında düşünemiyorsunuz bile. Mekanik düzenden elektroniğe ya da bilgisayar sistemine geçemiyorsunuz. Çok kafanıza takıyorsunuz aslında be! Kafaya takmak neyse… Ne demek bu yıllardır duyduğum kafaya takmak?&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Nasılsın mı demiştin. Aklıma gelmişken hemen söyleyeyim. Bu aralar çok sessizliğe ihtiyacım var. Lütfen alıcılarınızın ayarı ile oynamayın değil de, lütfen vericilerinizin ayarıyla oynayın diyesim var herkese… Gözlemlemekten, dinlemekten, etkilenmekten bıkmışlığım var. Konuşmak istemiyorum… Milletin konuşmalarını da dinlemek istemiyorum… Vır vır vır vır… Her kafadan bir ses, ayrı ayrı şımarıklıklar, hayat şımarığı bunlar ya…&amp;nbsp; Yoksa milletin kendini rahatlatma, can sıkıntısını giderme yolu mu bu. İnsanları beğenmemek de ne oluyor? Ama ne yapayım… Bu aralar çok mu fazla görmeye başladım milletin tilkiliğini, yalakalığını, çermekeşliğini, yuh be bu kadar olur… Ne çene var millette… Aslında neden bu aralar bunlardan bıktım biliyor musun? Daha çok aralarına atmıştım kendimi, aman aman, alışkın olmadığımız konuşkanlıklarda, zaten az kalmış dinginliğimizi kaybetmek üzereyiz… Kolay gelsin diyeceğim sadece, iş becerenin misali, nasıl beceriyorlarsa bu çene canavarları, devam esinler bildikleri gibi. Tiyatro seyredecek halim yok bu saatten sonra. Daha kendi senaryomuzu bile yazmamışken hem de…&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Televizyon ve gazetelere uzak kalmışlığım devam ediyor. Bu konuda biraz rahatım ama. Seyrettikçe ve okudukça sıkıntısı biriken birisi olmaktansa, boş ver arkadaşım nasılsa elimden bir şey gelmiyor diyelim biz de yetmiş beş milyon gibi. Aklımız kesmiyor… Gönlümüz de yemiyor… Kusuyoruz adeta sıkıntılarımızı…&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Atasözleri ve deyimler sözlüğü alacağım en kısa zamanda ve hemen baştan sona okuyup bitireceğim. En son sayısını ama 2013 model olsun… İnşallah günümüze uyarlamasını yapmışlardır, bunlar bunlar artık geçersizdir, geri dönüşüm zihninize gönderiniz, bunlar bunlar yeni ve gıcır gıcır, sisteme kurmamıza izim verin diyen cinsinden olsun. Çanakkale de basılmıştır eminim, orada Truva atı var ya. Ne virüs girebilir ne de mikroplar… Tertemiz Çanakkale.. Ey gidi Çanakkale…&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Şimdiki bir paragraf görünümünde on onbeş sayfa bir yazı aslında. Çanakkale dediğimde aklımda o kadar çok şey geçti ki… Evet evet siz de orada okumuştunuz ya da askerliğinizi yapmıştınız değil mi… &lt;span style=&quot;font-family: Wingdings; mso-ascii-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-char-type: symbol; mso-hansi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-symbol-font-family: Wingdings;&quot;&gt;J&lt;/span&gt;Benim sevgili Çanakkale’m ancak bu kadar itilebilirdi kenara kıya… Bir köprüyü bile çok gördüler ona. Çanakkale den yetmiş beş milyonun gönlüne bir köprü kuramadıkça savaş kazanılmış değildir… İlk hedefimiz Çanakkale… İleri…&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Ne diyorum ben? Yine mi savaş… Yine mi felaket tellallığı? Elbette böyle diyecekler, tellal ilan edecekler, hem de felaket tellalı. Bir arkadaşım meteoroloji okumuştu, o da hava tellalı mı oluyor şimdi? Geleceği görebilenleri şifreleri vardır. Ciddi diyorum, onların elleri değdi mi yağmur da yağar, kar da yağar. Kışları sıcak ve kurak geçmeye başlar, yazları soğuk ve yağışlı. Yetmiş beş milyonun üstüne istediklerini yağdırırlar… Yoksa benim canım bundan mı sıkılıyordu?...&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Sanal ortamda istediğiniz her şeyi yapın, elinizi kaldırırsanız alırım kellenizi… Bir de fon müziği verebilseydik tam burada. Dın dı dı dın, dı dı dıııııııı…. Harbiden ya. Aslında öyle olmalı, okuyucu yazının bir yerine geldiğinde fon müzikleri falan da olmalı. Ne bu kuru kuruya yazmak…. Bu yazımızda yönetmen biz değil miyiz, ses yönetmeni olamayacak mıyız… Ne yapalım o zaman, bir tıklayalım bakalım buraya…. &lt;a href=&quot;http://www.youtube.com/watch?v=O34YMb1N5TA&quot;&gt;http://www.youtube.com/watch?v=O34YMb1N5TA&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Müziğe fazla kapılmayın ama. Daha okuyacak çok şey var… Zamanınız varken okuyun, yarın öbür gün bu boş vakitlerinizi çok arayacaksınız. Bu günlerinizi çok arayacaksınız. Arayacağız yani. Hiç canımız sıkılmayacak, hem de hiç. Anksiyetimiz tepe noktası yapacak, panik ataklarımızı panik defans yapıp, 4-4-2 den 3-5-2 düzenine geçeceğiz. Nasılsa taraftar bol, bağırdıkça bağıracaklar ve biz maçı alacağız. Galip geleceğiz. Eğleneceğiz, coşacağız, koşacağız… Nereye mi… Kocaman bir bilinmezliğe doğru… Hem de hızla ve coşkuyla, ya ya ya , şa şa şa, bizim takım çok yaşa…. Çok yaşa dedikçe onlar da yaşayacaklar, yaşatmamak için yaşayacaklar… Yaşamak için yaşatmayacaklar bizleri….&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Aslında ne kolaymış işleri o yazarların ve şairlerin. Kolaysa gelsinler de günümüzde yapsınlar o bestelerini, güftelerini… Tarihin en acımasız mağlubiyetine bir adım kaldı. Mağlup olduğuna sevinen yetmiş beş milyon, artık her şeyi kolayca verebilir rakip takımın eline. Hani demiş ya bizim Ayşe teyzemiz, oğlum biraz daha okusaydın da Toplum Sosyoloğu olsaydın. Çevre mühendisi değil de ülke haritası yer değiştirme mühendisi olsaydın. Mimar olacağına, sınırları çizen Birleşmiş Milletler kadastro Mühendisi olsaydın. Doktor olacağına veteriner olsaydın, güdülmemeyi öğrenebilirdin belki…&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Boşuna çoban aramıyorlar üç buçuk milyar maaşla… Koyun gütmek zor zanaat. Hele gdo lu çimenliklerde otlamak zorunda kalan koyunları… Galiptir bu yolda mağlup… daha neler neler…. Çanakkale basım evi müdürü acil olarak göreve iade edilmeli, o gitti gideli dilimize beynimize çok değişik cümleler dolanır oldu… Çanakkale’nin ne olduğunu bilmeyen herkes Çanakkale ye gönderilmelidir ve gerekirse ömürlerini orada geçirmelidirler. Çanakkale açık cezaevinden ancak Çanakkale’den vatanın her köşesine bağ kurabildiklerinde salıverilmelidirler… Boşuna mı Çanakkale içinde Aynalı Çarşı var. Aynalara bakamayan yetmiş beş milyonun aynalara bakma zamanı geldi de geçiyor bile. Şöyle bir bakın kendinize? Ne yapıyorsunuz? Asıl siz nasılsınız?...&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Çanak çömlek patladı… Boşuna saklanmayın. Artık saklanamıyorsunuz. Oyun bitti. Kuzular koyun oldu artık… Zaman geçti… Ama sek sek ya da birdir bir oynamak isterseniz o başka… Tek tek sektirebilir, bir bir eğdirebiliriz bedenlerinizi giyotinlerin önüne… Mendil kapmacada çok iyi olduğunuzu biliyoruz, ama artık kapabileceğiniz mendiller kalmadı… Saklambaç oynayan bizler, yetmiş beş milyon, çoktan Çanakkale’ye bayrak diktik… Gönlümüzü diktik, bedenimizi kelepçeledik… Artık kendimizden saklanmayacağız. Dedik ya ilk hedefimiz Çanakkale… İleri….&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Can sıkıntısına düşmek istiyorum sık sık. Boşluklarda kalayım. Matematik kanunları gerçek oluyor baksanıza… Eksi çarpı eksi eşittir artı…. Bu kadar olumsuzluklarda ve negatif yaşamda tek çare negatife çekip pozitifi bulmaktır. Bu da biraz çene biraz dirsek ile mümkün olur… Kısacık bir zaman aralığında bilinç altımızın bizi getirdiği yer aslında en acil çözüm getirilmesi gereken yerdir. Hani derler ya sınav sorularını çözerken aklına ilk gelen seçenek çoğunlukla en doğru seçenektir. Seçenekler konmak isteniyorsa önümüze eğer, Çanakkale den başlar yurdun her karış toprağında çıkabiliriz… &lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;A bir de kil’ i meşhurdur Çanakkale’nin.&amp;nbsp; A kalite kil çıkar Çanakkale’den. Tarih çoğu şehirlerin üzerini taşla toprak ile kapatıvermiştir. Ancak hiçbir milletin üzeri kil ile kapatılamaz, akıllar kil ile sıvanamaz, çünkü Çanakkale de kil vardır, biz nerede kil olduğunu biliriz… Güneş Çanakkale den batmaz asla, ta ilerilerden batar, her zaman nur aydınlığı içinde olan Çanakkale eninde sonunda aydınlatacaktır yetmiş beş milyon gönlü ve gözü, yol gösterecektir, düzmece akilleri kesip adam akıllıları verecektir…&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Canım sıkılıyor… Hem de çok… Aslında daha söylemek istediklerimizin başında bile değiliz. O zaman ne yapmalıyım diye düşüneceksin değil mi? Nasıl olmalı ki bu can sıkıntısı geçmeli, geç kalmadan, acil durumlarda kalmadan? Önce herkes kendi işini en güzel şekilde yapmalı. Tıpkı Japonlar gibi çalışkan olmalıyız, Hiroşima ile Çanakkale kardeş şehir ilan edilmeli… Çalışkan kelimesi yerine Çanakkale kelimesi gelmeli sözlüğümüze, o kadar Çanakkale bir millet olmalıyız ki, şu anki çalışkanlar kan revan içinde ağlarken biz Çanakkale olduğumuz için kurtarabilmeliyiz hem kendimizi hem hepimizi…&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bu kadar uyukladığımız yeter. Artık uyanık kalma zamanı, günde on yedi saat Çanakkale…&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Ahmet GENCAL, İstanbul, 10. 04. 2013&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/3651321626931991201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2013/04/on-yedi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/3651321626931991201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/3651321626931991201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2013/04/on-yedi.html' title='On Yedi'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-GjF24-Xvz3k/UWWuFWknTJI/AAAAAAAAAn0/CRbQOHTgHWw/s72-c/17.png" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-5064075412806187659</id><published>2013-04-05T20:19:00.000+03:00</published><updated>2013-04-05T20:19:21.496+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Duygu Zehirlenmesi"/><title type='text'>Duygu Zehirlenmesi</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-rWZrp0HBn-w/UV8HY7JjFsI/AAAAAAAAAnk/i8RyrQuGuL8/s1600/GetAttachment.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-rWZrp0HBn-w/UV8HY7JjFsI/AAAAAAAAAnk/i8RyrQuGuL8/s1600/GetAttachment.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;Aslında şarkılar çok şeyi anlatıyor bazen. İçinize tarif edemeyeceğiniz bir hüzün çöktüğünde… Bir hüzün çöker önce, yürür yavaş yavaş…. Demek ki dersiniz, benzer duygular içinde yazmışlar bu şarkıyı da… Bazen siz bir şarkı yazarsınız, daha önce kimsenin yazmadığı, kendi şarkınızı…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Neşelenmek veya hüzünlenmek, kızmak, darılmak, sevmek veya sevilmek… Tüm insani duyguları yaşayabilmek şükür gerektiren bir şeydir. Yaşayamayabilirdik de. Hani derler ya boşu boşuna yaşayıp gitmek, dolu dolu geçirilen bir hayatta boşu boşuna yaşanmış duygular… Yaşayan bilir arkadaş…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Duygularınızın yorulduğu olur mu hiç? O kadar yoğun yaşarsınız ki? O kadar hızlı değişikliklere uğrarsınız ki? Sabitlenemezsiniz bir türlü, harman yeri gibi savrulup durur duygular, çer çöp saman karmakarışık uçuşur gider içinizde oradan oraya, hakim olamazsınız, sabitleyemezsiniz hiç birini. Elle tutulamayan bir saman parçası… Yere düşen gözyaşı tanesinden her zaman hafif kalır. Harman yerine girmeyen hiçbir zaman gözüne saman kaçıp ağlamaz ama… Harman yerine girmek de bir ömür gerektirir, ekip biçeceksiniz, sabırla bekleyeceksiniz, hasat yapacaksınız ve sonunda harmana gireceksiniz, geriye kalan gözyaşlarını da sağlam bir şekilde depolara kaldıracaksınız. Soğuk hava depolarında donduramayacaksınız ama… Normal depolarda saklanmaya, küflenmeye mahkûm, yıllar öncesinden kalanın da aynı olduğu, bir saniye öncesinin de aynı olduğu, hatta şu anda parmağımı ıslatanın da aynı olduğu bir hasat… Şimdi hasat zamanı arkadaş, içimizde harman hüznü var, oysa kaç kereler kendimize söz vermiştik, artık harmana girmeyecektik…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  &lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Sen seyret kendini gönül, ancak gelebilirsin yavaşça dostun harmanına… Evet evet, kendi harmanınız ayrı, dostun ki ayrı, hele bir de bilmeden kırdıklarınızın harmanındaki selleri görünce… Ben yağmur duasına çıkmamıştım ki diyesiniz gelir… Bencilliğin daniskasını yaşarsınız, hissettirirsiniz bazen… İçinizdeki fırtınaların kavurucu sıcaklığında bazen elinizde olmayan gülümsemeler aslında yıldızların parlaması gibidir. Yapmacık sorulara cevap veremeyen dudaklarınızın, harman tanesi olmamak için hava almasına benzetebilirsiniz bunu… Hava almak evet, hem de hayattan kocaman bir hava almak…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Yıllar geçer, geride kaldığınızı daha iyi görebilirsiniz. Ömür geçer, gençlik geçer hangi tarlalarda vakit geçirdiğinizi sorgularsınız. Kazma kürek sallayacak takatiniz kalmasa da artık, çarıklarınızı zorla geçirmeniz gerekmektedir ayaklarınıza. Çarık giydiniz mi siz hiç? O keskin ter kokusunu çektiniz mi ciğerlerinize? Ter kokusundan bıktığınız oldu mu hiç? İğrenmek demiyorum, yılgınlık ve bıkkınlık diyorum… Ayağınızın teriyle gidebildiğiniz kadar gidin. İleride daha çok verimsiz topraklar var, bir damla terinize hasret topraklar, mucizeyi yaşayacaksınız az sonra, fidanların ağaca, ağaçların ormana nasıl dönüşeceğini göreceksiniz… Çocukluğumuzdaki gibi değil mi? Bir koronun içine dahil olmak ve bu şarkıyı söyleyebilmek de çok gurur verici…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;İstifa mektubu yazar gibi oldu… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Kendinizden sıkıldığınız oldu mu hiç? Düşünme şeklinizden, iç dünyanızdan, içinizde yaşadıklarınızdan? Konuşmanızdan, görüntünüzden, jest ve mimiklerinizden? Bir dağ başında yaşamak istediğiniz oldu mu hiç? Kaçabildiğiniz kadar kaçabilmek, tarlanın, hasatın olmadığı bir yerde kayalıkların en tepesinde yaşamak… Çam ağaçları olsun ama… Mis gibi koksun her taraf, ağaçlar, çiçekler ve kayaların arasından şırıl şırıl akan küçük bir dere olsun değil mi? Arada sırada yanına gidip aşağılara doğru yollayabileceğiniz bir ileti olsun… Sizin gözyaşlarınızı taşısın aşağılara, ovalara, ormanların temiz havası ruhunuzu temizlesin… Gösterişsiz bedeninizi süslesin dağ çiçekleri, başınızı kaldırınca göreceğiniz bulutlarda tahtaravalliye binmek isteyeceksiniz mutlaka… Çocukluğunuza duyduğunuz özlem ağır basacak her zaman, çocukluk… Çocukluğunuz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Sadece bulutları görmeyeceksiniz ama… Kartallar yüksek uçacak o yeni diyarlarda.. Olsun onlar ile ortak bir özelliğiniz var hiç olmazsa, onlar da yalnız siz de yalnız, bir de gökyüzünde yalnız gezen yıldızları seyredince geceleyin, hele cırcır böcekleri size o gece son senfonilerine çağırmışlarsa var ya… Çamaşır yıkayasınız gelecek, tertemiz yapmak isteyeceksiniz üstünüzü başınızı, bilmeyeceksiniz, bilemeyeceksiniz ama, ruhu temizlemenin formülünü bulamayacaksınız, içinizi temizlemenin zevkine varamayacaksınız… Yıllarca dolmuş, kirlenmiş, paslanmış, küflenmiş, ihmal edilmiş küçücük bir kalbin hangarlarında, işe nereden başlasam acaba diyeceksiniz… Hangi kapıyı çalsanız karşınızda o büyük acı olacak…. İçiniz acıdı mı sizin hiç?....&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Güle güle bana… Ben kaçtım derler ya hani… Kaçmak ne kelime, ben güle güle, ağlaya ağlaya gittim… Nereye mi, bilmem, uzun imce bir yolda olduğumu biliyorum sadece, gittiğimi zannediyorum, rap rap yerimde sayarken, hatta geriye marş komutunu almış alt benliğim farkında bile değilim… Ne halde olduğumu bilmiyorum zaten, bilmek istiyor muyum, bir de böyle sormak lazım. İnsanın kendini kandırması ne kadar kolay aslında… Vay be tek iyi yapabildiğimiz şey bu mu? Kandırıkçı seni… Mızıkçı ve kandırıkçısın sen…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Efkârlıyım bu akşam, yaz be arkadaşım, sen de yaz… Yani ben yazayım, sen de oku arkadaşım… Bu akşam içimde bir hüzün var… Yazasım var yazasım… Şöyle sabaha kadar yazasım var… Sabaha kadar ama, göz kırpmadan, parmaklarım yetişemiyor ama aklımdan geçenlere, on parmak yazma kursuna gitmeliyim bir an önce… Hızlı yazabilmeliyim, hızlı düşünemiyoruz bu bir gerçek, ama çok hızlı yazabilmeliyim, bir müzik aleti çalar gibi sesler gelmeli klavyemden. Şıkır şıkır şıkır, boşluk tuşuna basınca gelen tok ses ne kadar güzel… Neden bastın ki şimdi sen?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Yediğim içtiğim bir şey mi dokundu yoksa? Ne oluyor bana böyle? Yediğimiz içtiğimiz sözler, duygular dokunmuş olabilir mi? Gıda zehirlenmesi mi, duygu zehirlenmesi mi bizimkisi? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Yalnızım bu akşam, siz yalnızlıktan korktunuz mu hiç? Ben çok korkarım da… Kendim ile baş başa kalmamalıyım asla, kendimi yakalamamalıyım, hep peşimden koşmalıyım, ne zaman kendimi yakalasam böyle oluyorum işte. Ahmet yine mi sen…. ??!!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Aynalara küsmüşüm meğerse arkadaşım… Ahmet ile karşılaşınca anladım, oysa beni gördüğümde hiç Ahmet’ i görmüş gibi olmuyordum. Dedim ya demin, nerden çıktıysa karşıma… Güle güle Ahmet, sen bu yola devam et, meğerse tüm keramet, sensiz olmamakmış… Senden ne kadar uzakta olursam o kadar uyuşuk kalacak bu bedenim. Panzehir ile işim olmaz, zehrin vücudumda yavaş yavaş ilerlemesi ve kör bıçaklar ile sinirlerimi kesmesi ne kadar keyif verici bir bilsen. Güle güle canım benim, hadi git artık sen… Sen yoluna ben yoluma…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Yatarken müziği kapatmayı unutma sakın…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Ahmet GENCAL, İstanbul, O5 Nisan 2O13&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/5064075412806187659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2013/04/duygu-zehirlenmesi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/5064075412806187659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/5064075412806187659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2013/04/duygu-zehirlenmesi.html' title='Duygu Zehirlenmesi'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-rWZrp0HBn-w/UV8HY7JjFsI/AAAAAAAAAnk/i8RyrQuGuL8/s72-c/GetAttachment.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-2587245742274042517</id><published>2013-01-09T11:37:00.002+02:00</published><updated>2013-01-09T11:37:32.193+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kulak ile Dudak"/><title type='text'>Kulak ile Dudak </title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-Mtz1F60SpPE/S4mErp4wTnI/AAAAAAAAAEQ/HxI_dIioFpU/s1600/mutsuzcocuk.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; eea=&quot;true&quot; height=&quot;125&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-Mtz1F60SpPE/S4mErp4wTnI/AAAAAAAAAEQ/HxI_dIioFpU/s200/mutsuzcocuk.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bir eşyamızı kaybettiğimizde nasıl da ararız yana yakıla. Düşünür dururuz, geçmişi hatırlamaya çalışırız, konsantre oluruz, hatırlamaya çalışırız. Aramalarımız sonuç vermez ise ne kadar üzülürüz, maddi değeri oranında içimiz yanar, manevi değerler maddi değerlerden daha yüksektir çoğu zaman. Kaybedilen eşyaya üzüldüğümüz kadar, kaybediyor olduğumuz yaşamlarımıza üzülüyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşınız kaç olursa olsun kaybediyorsunuz… Bu satırları okurken bile an be an kaybediyorsunuz. Zaman hızla akıp gidiyor değil mi? Geri gelmemek üzere elveda bile demeden, keskin giyotinlerin altında çembere konmuş başlar gibi bekliyoruz… Ve geçmişe bakıyoruz, iki üç saniye sonrasının endişesinde geçmişimize ağlıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve yaşayamaz olsaydık beynimizin sağ üst lobunun santra noktasında. Topu bilinçli olarak kornere atabilseydik, zaman kazanmak babında. Kırmızı kartla dışarı atsalardı bizi de geçmiş zaman maçlarında penaltı kurtarmalıyım diye olduğumuz yerde donup kalmasaydık. Ele güne madara olmasaydık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığımız her saniyenin bilmem kaçta kaçını ayırmasaydık geçmişe ve keşkelere. Enerjimizin en milimetrik pılını pırtısını bile koyabilseydik bugüne… Bugün çok güzel, bugün çok verimli, bugün… bugün var ya bugün… Kimilerinin umurunda değil, vur patlasın çal oynasın… Kimileri şimdiki zamana o kadar geçmiş durumda ki, koparamazsınız gelecekten geçmişe durul durul işleyen matkap acısı tadında, üzerine mayonez yerine hıçkırıklarımızı mı koyduk yoksa…,&lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gel güzelim geçmiş ile uğraşmayalım, bakalım şimdiki halimize, ne kadar yansak da geçmişe, aradığımızı bulamayız, kaybettik bir kere. Belki bilinçli, belki yanlışlıkla ama yine de kayıp eşyalar bürosunun yılda bir kere yaptığı açık artırmaya gitmeye değmez mi diyorsun şimdi değil mi? Değmez değmez elbette, son sözümüzü söyledik nasıl olsa. Tarihin kayıtlarına geçti altın harflerle. Yıllar sonra gezegenler arası kapsül yolculuklarında radyo programlarına konu olacaksınız nasıl olsa. Tarihteki bir kişi olacaksınız. Geçmişine en çok pişman olmuş şahsiyet olarak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşkeler ile keşke yaşamasaydık. Keşke öğretmeselerdi bize keşke demenin ne olduğunu. Düşünmeyebilseydik geçmişi, karşılaştırmalı dilbilgisi derslerimizden sınıfta kalsaydık ta, geçmiş zaman kavramını anlayamaz bir başka hissediyorum nedense…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pamuk ipliğine kaynaklı halatlar koptu sanki geçmiş ile aramdaki… Güle güle.. Ya da boynum mu tutuldu demeliyim, çevirip bakamıyorum arkama artık. Önüme de bakmayacağım, kafamı eğmeyeceğim, eğilmiyor zaten, boynum tutuldu dedim ya… Dümdüz bakıyorum artık, robot misali değil ama, dümdüz, ileriye, bugünün iki adım ilerisine… Adım adım görüş mesafemiz de artacak, kalkacak o sisli, puslu karamsar bulutlar, geçmişin kokusu geçemeyecek önümüze, korkusu mu deseydik yoksa? Önüm arkam sağım solum sobe, arkamdakilerin hepsi ebe…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Donuk bakışlar ile yıllardan beri aynı çatı altında çalıştığımız birisi yanınızdan geçtiğinde ona karşı yapmacık ta olsa küçücük bir gülümsemeniz ne kadar zor gelecektir ilk başlarda. Hele onun da size aynı yapmacık haliyle gülücük atması… Bugün herkesin yüzüne gözüne bakmalı ve gülümsemeliyim. Konuşmaya takatiniz kalmamış olsa da fırçalanmamış dişlerimi gösterebilirim herhalde… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üşüyorum, hem de çok üşüyorum… O kadar fazla sıkmışız ki kendimizi. O kadar fazla kasmışız, kasılmışız ki… Etlerimiz, kemiklerimiz hepsi birbirine geçmiş halde üşüyorlar. Tir tir titriyorlar, sıcacık bir el bekliyorlar, ayağa kaldırmak için büzüştüğü yerden. Ya da sıcacık bir ses, boyun tutulmamızı güzelce ovalayabilecek bir ses bekliyorlar. İster en yakınımızdan olsun, ister ruhumuzun derinliklerinde en çetin komando savaşlarını vermekten yorulmuş küçücük savunmasız içimizdeki bizden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolay değil elbet, insan en mutlu zamanlarında, en huzurlu zamanlarında bırakmak ister kendini. İçindeki kafesleri azıcık olsun açmaya, aralamaya çalışır, oradan artık ne çıkarsa, kiminden çağlayanlar gibi gözyaşı boşalır, kiminkinden yedi kat gökleri sızlatan kahkaha… Ben nerden bilebilirim ki senden ne çıkacağını? Daha önce yaşamadın mı? Aralayamadın mı? Hep içinde biriktiriyorsun sen de benim gibi demek… Çok kötü. Çok zor gerçekten… Bir an evvel kan vermen lazım, kanını canını vermen lazım, araman, bulman lazım, kimin ile kanamalı birliktelikler yaşayacaksın? Kanka demiyorum yanlış anlama, kanma ama sakın kanamalı gözyaşlarına, timsah göremedim şimdiye kadar ama timsah gözyaşları denen şeyi çok kez duydu bu kulaklar…. Kulakların gıdası nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulaklar dudaklardan çıkan iki çift güzel söze mi muhtaç? Kulak ile dudak… Dünyanın en büyük aşkı bu olsa gerek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet GENCAL, İstanbul, 09 Ocak 2013 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/2587245742274042517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2013/01/kulak-ile-dudak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/2587245742274042517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/2587245742274042517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2013/01/kulak-ile-dudak.html' title='Kulak ile Dudak '/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-Mtz1F60SpPE/S4mErp4wTnI/AAAAAAAAAEQ/HxI_dIioFpU/s72-c/mutsuzcocuk.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-710191325184713437</id><published>2013-01-02T20:57:00.001+02:00</published><updated>2013-01-02T20:57:53.912+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nerdeyim Ben ?"/><title type='text'>Nerdeyim Ben ?</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-bPOZL4VUPJs/UOSCzA9wkHI/AAAAAAAAAls/2V1O8fixyuI/s1600/GetAttachment.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; eea=&quot;true&quot; height=&quot;117&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-bPOZL4VUPJs/UOSCzA9wkHI/AAAAAAAAAls/2V1O8fixyuI/s200/GetAttachment.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Hani bazen gözünüzün ucunda duran şeyi arar durursunuz. Onlarca kez dinlemişsinizdir, anladığınızı zannetmişsinizdir ama başınıza geldiği zaman demek ki bunun için söylemişler deyip kahkahayı patlatırsınız… Gözünüzün önünde duran bir şeyi aramak, ama bulamamak. Ömrünüzün sonbaharında yanlış yerde mi arıyorum dersiniz, kış mevsiminde ise o kadar yılgınlık içindesinizdir ki artık, aramak fiilinin nasıl icat olduğunu falan düşünmeye başlarsınız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kalabalıkların içinde kaybolmayı seviyorum. Bazen kendi içimde kaybolmuyor da değilim… Ama büyük şehirde yaşamak öyle çoğunluğun dediği gibi dert dolu değil, avantajı da var. İstediğiniz zaman mahşer yeri gibi trafiğin içinde, hınca hınç dolu caddelerde, tüketim mega merkezlerinde kaybedebiliyorsunuz kendinizi… Kendinizle saklambaç oynayıp kaleye mum dikebiliyorsunuz. Az kaldı zaten, zamanla kendi kendinizle yüksek sesle konuşmaya da başlayınca tam kıvama geleceksiniz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An içinde zamanın sonsuzluğunu yaşamak, andan sonunu başlatmak, gevezelik edebilmek dağınık düşünceler arasında, gözlerin gördüklerini dosyalamaya çalışmak, geri dönüşüm sepetinin kilitlendiğini görmek… Her şeyi masa üstüne yığmak, kim altından kalkacak bunca temizliğin???&lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Karnı tokken bunları rahat yapabiliyor insan. Dizleri titrerken gözünün gördüğü bir şey yok. Açlık ile tokluk arasında, dünyalığın önemsizliğini karamsarlıklar içinden mutluluğa çıkan kurtuluşu açken mi, tokken mi yakalayabileceğiz? Sözüm ona adım atıyoruz hayat yolunda, yolunu kaybedenlerden ne farkımız var… Ya da ne kadar az yaşamışız bu yollarda, yola yeni mi çıktık, yoksa bir turu tamamladık, bu sayılmaz deyip tekrar mı başa döndük… Acısının bile üstün olmasını istiyor bazen insan, benim acım en fazlasıdır, senin acını döver…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acından ölme acısını yaşayan milyonlar, endişe ve umarsız tavır içinde kendini başka türlü gösterme becerisine sahip tiyatrocular… Çelik yelek giymiş muhallebi imalatçısı… Hepimiz hemstır misali koşturup duruyoruz bu yörüngede. Ben daha hızlı koşacağım senden, senden daha önce keşfedeceğim acı sapaklarını, beni daha fazla kandıracaklar, sen oyalan, sen kendini kandırmaya devam et o az acıtan rutinsel döngünde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmak icat oldu ney bozuldu? Yazı icat oldu ney ikinci plana atıldı? Fışkıran nedir gözlerimizin içinden, yan yatmış kocaman heykellerin üzerinde yattıkları mermer blokları kim taşıdı sanatçının yanına? O maden ocağı kime aitti, heykeltıraşın kullandığı aletlerin bilinçli olarak yamuk imal edilmesi demircinin suçu mu yoksa alet sponsorunun mu? Neden sokaklarda heykeller azalıyor? Heykele bakmaya takat bulamayan canlı heykellerin elinde ne var? Dönüp bir kere bile bakmadığınız, gözünüzün önünde olan şey nedir? Bakamadığınız mı deseydik? Gözlük camlarımız mı değişmeli yoksa? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalgaları görmeyen birisi nasıl çıkar dağların üstlerine? Dağlardan haberi olmayanın ne işi var Nuh’un gemisinde? Parmaklarımın ucunda hissediyorum yine, parmaklarımla kazıyabiliyorum o mermer blokları, heykeltıraş emekli olmuş sıra bende. Olsun milyonlarca yıl harcayabilirim, sakıncası yok, yeter ki baş başa bırakın beni kendimle… Sen yok musun sen? Yine yaptın yapacağını…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berrak sular içindeyim her zamanki gibi, zihnimin bulanıklığı akıp gidiyor pespembe…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzuma dokunmayın sakın, otlayacak çok çayır çimen var, siz vejetarya değil miydiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji kesme düğmesi nerede bu beynin, neden sızmaya başladı bunlar yine?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa devre, sigorta, alarm, söndürme cihazı, en güzeli at gitsin bulutların üstüne ama..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çamaşır sıkar gibi sıkmak istiyorum kendimi, süzülmek, kurumak… Alt üst oldum yine durduğum yerde, birileri ilaç mı kattı yoksa yüreğime?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süvariler çekin kılıçlarınızı taaruz başladı, Napolyon bir taraftan el sallıyor sanki mutluluktan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerde olmak isterdin söyle bakalım, ışınlanmak çoktandır icat oldu, mertlik işte o zaman bozuldu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havlu getirin havlu, ya da acı biber… Acıyı ancak acı söker… Pınarları kuruyunca gözlerimizin sırada dişlerimiz var galiba, tek tek sökülüp ellerimizin üstünde zar atılacak ya… Koşma sakın, yavaş yavaş, aheste aheste yaşa tüm bunları. Kapa çeneni de otur yerine, ağlamanın sırası değil. Ağlayanlar hiçbir zaman gülmedi artık. Gülenler de ağlamamışçasına gülüyorlar nedense…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canım çıkıyor sanki, çekiliyor mu desemi üstüme üstüme abanıyorlar mı desen, hafiflik mi, ağırlık mı, üç vakte kadar mı desem… Uykum geldi yine, uyumak istiyorum nedense… Uykularımdan uyanmayı seviyorum, o anda neler yaşıyorum, bacaklarım tutmuyor sendeliyorum, adım atamıyorum sana doğru… Hem sen nerelerdesin bunca zamandır? Neden uğraştırıyorsun beni bu kadar. Gözümün içine bakınca anlayamıyorsun değil mi? İlla bu kadar söylenmem mi gerekir? Kaçma benden artık, gözümün ucundaki şey, nerdeysen çık ortaya, özledim seni, hem de çok özledim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel yanıma sevgili sonsuzluk, gel beraber çıkalım rötarsız yolculuklara… Arkadaş olalım birbirimize, beni dinlemene gerek de kalmayacak artık, ben hep susacağım, sadece sen konuşacaksın. Ne zaman konuştun ki zaten… Sen var ya sen? Tam dayaklıksın aslında… Bir göstermedin o güzel yüzünü bana… Nerdesin? Lütfen söyle ben koşayım yanına, ben geleyim sana…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıldım artık, hem de çok, insanlarla konuşacak bir şeyim kalmadı, ne konuşuyorlar ki zaten… Herkes kendi derdinde, beni anlayan yok mu aranızda, sen mi? Hah hah güldürme beni, sen mi anladığını zannediyorsun beni. Yoksa gerçekten mi? Yok be gülüm, sivrisinekler saz çalmaya başlamadı bizim buralarda henüz. Sizin oralarda piyano resitali veriyorlarsa o başka…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerdeyim ben?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet GENCAL, İstanbul, 02 Ocak 2013 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/710191325184713437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2013/01/nerdeyim-ben.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/710191325184713437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/710191325184713437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2013/01/nerdeyim-ben.html' title='Nerdeyim Ben ?'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-bPOZL4VUPJs/UOSCzA9wkHI/AAAAAAAAAls/2V1O8fixyuI/s72-c/GetAttachment.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-3312955992713831053</id><published>2012-04-28T18:47:00.000+03:00</published><updated>2012-04-28T18:48:21.449+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kaybolmak"/><title type='text'>Kaybolmak</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-a9rDIN_usNM/T5wIdexwb-I/AAAAAAAAAjA/m_owW741Qns/s1600/GetAttachment.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-a9rDIN_usNM/T5wIdexwb-I/AAAAAAAAAjA/m_owW741Qns/s1600/GetAttachment.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: -webkit-auto;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt;&quot;&gt;Yaratılma sebebi, yok olma korkusu, düşünceler ve anlayamadıklarımız… Tıkır tıkır çalışan bir vücuda sahip olmak, ama aklımızı tıkır tıkır çalıştıramamak. İsteklerimizi gerçekleştirememek veya ne istediğimizin bilincinde olamamak. Tek başına kalınca kendimizden korkmak, kalabalıkların içinde olduğumuzda kendimizi tanıyamamak…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt;&quot;&gt;Çalışmak, çok çalışmak, daha çok çalışmak… Mutlu olmaya çalışmak… Sağlığımızı kaybetmek, moralimizi göz ardı etmek, duygularımıza hakim olmaya çalışmak… Karmaşa, işin içinden çıkamamak, yorulmak… Durmak, yerinde saymak, hatta gerilemeye başlamak…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt;&quot;&gt;Aramak, çok aramak ama. Neyi aradığının farkında olmadan, zaman geçince nerde kaldığını unutarak, savrulup gitmek… Toparlanamamak, anlatamamak… Üzülmek ve ağlamak. Uyumak istemek… Belki hiç uyanmamacasına…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt;&quot;&gt;Okumak, eline her geçeni okumak, insanları okumaya çalışmak, çevreyi, doğayı hatta evreni okumaya çalışmak, okumak istemek, okuyamamak, başka dilde yazılı tüm bunlar. Biz hangi okulu bitirdik ki? Neden olmuyor?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt;&quot;&gt;İnsanlarla ilişkiler, sevmek, sevilmemek… Saygı duymak, saygı duyulmamak… İletişimsizlik, ayrı tellerden dem vurmak. Farklılıklar, farklı görüş açıları. Fikirlere saygı duymamak, hep kendimizi haklı görmek. O kadar ki kendimizi beğenmek adeta. Çok bilmişlik, aslında hiçbir şey bilmemek. Altta kalmamak için çırpınmak, oysa yerle bir olalı o kadar çok oldu ki… Farkında olamamak…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt;&quot;&gt;Kurallara uymamak, uymak istememek. Hep bir ayrıcalık istemek, başkaları kurallara uysun ama ben en son uyarım demek… İşimizi bilen olmaya, kısa yoldan, sabırsızca başarıya ulaşmaya çalışmak… Kuralları delmek, delmek için akıl yormak, senaryolar üretmek… Tilkilerden, kurtlardan dersler almaya çalışmak… Çakallar ile arkadaşlık kurmaya çalışmak… Kuzuların sessizliğinden bıkıp akbabalar gibi bulabildiğimiz her leşe konmaya çalışmak. Tamah etmek, zarar etmek, hesap kitap bilmemek…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt;&quot;&gt;Hastalanmak. Hem bedenimizin, hem aklımızın hem de ruhumuzun hastalanması… Çare arayamamak, hasta olduğumuzun farkına varamamak. Erimek, günden güne tükenmek, dibe vurmak… Şifayı başka yerlerde aramak, kendi kendimizi kandırmak. Kendi kendimizi oyalamak, meşgul etmek, zay etmek… Kaybetmek. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt;&quot;&gt;En sonunda kaybolmak. Dipsiz kuyulara düşmek. Çıkamamak. Kaybolmak. Ama en kayıp ve bilinmez şekilde kaybolmak. Bulamamak, kendimizi bulamamak, kendimize gelememek. Kaybolmak….&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt;&quot;&gt;Neredeyim ben? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt;&quot;&gt;Ahmet GENCAL&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt;&quot;&gt;28 Nisan 2012, İstanbul&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/3312955992713831053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2012/04/kaybolmak-yaratlma-sebebi-yok.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/3312955992713831053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/3312955992713831053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2012/04/kaybolmak-yaratlma-sebebi-yok.html' title='Kaybolmak'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-a9rDIN_usNM/T5wIdexwb-I/AAAAAAAAAjA/m_owW741Qns/s72-c/GetAttachment.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-3253913846023345759</id><published>2012-03-23T21:03:00.000+02:00</published><updated>2012-03-23T21:03:18.095+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Sessiz Harfler"/><title type='text'>Sessiz Harfler</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-cbCib5HcOgw/T2zHhomk9GI/AAAAAAAAAig/smxCcCQidhc/s1600/GetAttachment.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-cbCib5HcOgw/T2zHhomk9GI/AAAAAAAAAig/smxCcCQidhc/s1600/GetAttachment.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Yorgunsunuz&lt;/b&gt;. Bedeniniz yorgun, beyniniz yorgun, moraliniz yorgun…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Güçsüzsünüz&lt;/b&gt;. Parmağınızı kımıldatamıyorsunuz. Koşmak ne kelime!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Gevezesiniz&lt;/b&gt;. Kendi kendinizi o kadar aldattınız ki, gevezeliğinizle…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Umutsuzsunuz&lt;/b&gt;. Güvercinler bile uçmuyor artık tepenizden…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Güvensizsiniz&lt;/b&gt;. Güvenecek bir el aramak ama bulamamak…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Tedbirsizsiniz&lt;/b&gt;. Kafanızı taşlara daha çok vuracaksınız…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Samimiyetsizsiniz&lt;/b&gt;. Çok normal değil mi? Kendinizi bile sevmezken…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Kırılgansınız&lt;/b&gt;. Herkes bir şeyler mi ima ediyor ne?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Olumsuzsunuz&lt;/b&gt;. Çarpım tablosuna çıkarmalardan başlatmışlar sizi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Hayalsizsiniz&lt;/b&gt;. Herkesin sahip olduğu ama sizin bir türlü beceremediğiniz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Sinirlisiniz&lt;/b&gt;. Fındık kabuğunu doldurabilecek şeylerden röntgen çekerek…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Kopuksunuz&lt;/b&gt;. Tansiyon belası iyice kopartmış sizi hayattan…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  &lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Kıskançsınız&lt;/b&gt;. Oldum olası herkesi kıskanmışımdır değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Böbürlenirsiniz&lt;/b&gt;. Sen kendini ne zannediyor sun ki, kuyunun dibindeki?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Sevgisizsiniz&lt;/b&gt;. Paramparça olmuş kalbiniz, tamir edilemez ki…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Istıraptasınız&lt;/b&gt;. İşkence dersleri verebilecek kıvamda…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Yıkılmışsınız&lt;/b&gt;. Daha emeklemeye başlayamadan, tuş olmak ne demek?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Sabırsızsınız&lt;/b&gt;. Beklemeye tahammülünüz yok değil mi? Hemen, hemen…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Hastasınız&lt;/b&gt;. Kabul etmeseniz de bazen… Göremeseniz de boy aynasında…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;&lt;b&gt;Bekliyorsunuz&lt;/b&gt;. Ne zaman kapınızı çalacak acaba? O an nasıl olacak? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;Ahmet GENCAL&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, &#39;Times New Roman&#39;, serif;&quot;&gt;23 Mart 2O12, İstanbul&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/3253913846023345759/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2012/03/sessiz-harfler.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/3253913846023345759'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/3253913846023345759'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2012/03/sessiz-harfler.html' title='Sessiz Harfler'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-cbCib5HcOgw/T2zHhomk9GI/AAAAAAAAAig/smxCcCQidhc/s72-c/GetAttachment.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-679750878660800569</id><published>2012-01-05T18:02:00.000+02:00</published><updated>2012-01-05T18:11:19.309+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Saklambaç"/><title type='text'>Saklambaç</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-Cm5_2OwfGpY/TwXIyOg5mWI/AAAAAAAAAhM/w9Vfxg1oA3s/s1600/sak.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;159&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-Cm5_2OwfGpY/TwXIyOg5mWI/AAAAAAAAAhM/w9Vfxg1oA3s/s200/sak.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bazen her şeye sıfırdan başlamak istersiniz. O kadar canınız sıkılır, o kadar bezersiniz ki dünya işlerinden, yeter dersiniz, her şeye yeniden başlayalım, sıfırlayalım her şeyi.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Türkiye sınırları içinde yaşayan herkes çok bunalmış. Millet ekmek parası derdine düşmüş, debelenip duruyoruz, çıkış yolu arıyoruz; ama ne çare, ellerimiz kollarımız kilitlenmiş, hiçbir şey yapamıyoruz… Başımızı taşlara vura vura dersler alıyoruz bazen, çoğu zaman da Karaman ilinde neden koyun tahsili yapmadık diye üzülüyoruz, hiç olmazsa Karamanın koyunlarının sonradan çıkacak oyunlarını anlayabilirdik.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;İki kişi bir araya gelsek vatanı milleti kurtarmak ile meşgul oluruz; ama beri taraftan kendimiz uçurumun en dibine sürükleniriz göz göre göre. Kendimiz için düşünemeyiz, kurtaramayız kendimizi. Ordinaryüs profosörler kadar bilgiye sahibizdir ama asgari ücretten bir kuruş fazla kazanamayız, ekonomi profosörleri ekmeğimize yağ süremezler ama en ucuz kredi nerededir diye banka banka dolaşmanın verdiği yorgunluğu iyi bir şeyler yapıyoruz diye kendimizi aldatacak bir güzellik olarak görebiliriz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Basın yayın ile meşgul olduğumuz saatler o kadar etkilidir ki aylar boyunca etkisinden, bize verdiği aşağılık komplekslerinden ve güvensizliklerden kurtulamayız. Herkes bir şeyler söyler, hepsine hak veririz ve eyleme geçme zamanımızın geldiğine karar veririz ama ne yazık ki alışmışızdır kanepemize uzanıp televizyondaki bu programları seyretmeye, uzandığımız yerden nasıl geçeceğiz eyleme, nasıl değiştireceğiz yattığımız yerden hayatlarımızı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bir defa geliyoruz Dünyaya diyenlerin sayısı da çok arttı son zamanlarda. Bunu söyleyenler sıkıntılardan ve zorluklardan o kadar bezmiş durumdalar ki, nefes almak için birazcık hava boşluğu arıyorlar adeta. Kimileri sağlıklı yaşam için, obeziteden kurtulmak, zayıflamak için sıkıntı çekiyor, diğerleri karnımızı nasıl doyuracağız endişesindeler. Ekmek parası bulamayanlarda, obez obez gezenlerde aynı sıkıntılar ile boğuşuyorlar inanın. Hepsinde bir ekonomi tutsaklığı var.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Dünya hayatı, Dünya sevdası o kadar yoğun ve ulaşılamaz aşk ile sinmiş ki yüreğimize, gözümüz, gönlümüz ve beynimiz yoğun burukluk altında ve ulaşılamayan uzak ve ırak noktalarda sanki…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Oysa böyle mi olmalıydı, kendi kendimize bile kırk yabancı gibi mi hissetmeliydik. Ne zaman vaz geçtik kendi benliğimizi sevmekten? Ne zaman unuttuk kişiliğimizi, düşünce sistemimizi ve hayatlarımızı? Yoksa bir şeylerin baskı ve etkisi altında mıyız ve bunun farkında mı değiliz? Kobay farelerini bu son yıllarda bizlerden iyi anlayan yoktur herhalde… Kedi olamadık ki bir fare tutalım… Fare yaptılar, kedilere özlem duymaya başladık….&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bazen bedeninize bile sıfırdan başlamak istersiniz, yeniden doğmak istersiniz, yeniden çocuk olmak, genç olmak, seneleri geriye, çook gerilere almak istersiniz. Şimdiki aklım olsaydı neler neler yapardım dersiniz. Sorumluluklarınızın altında ezildikçe, çocuklar gibi okul bahçelerinde, parklarda oynamak istersiniz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Sağlık problemleriniz çıktığında ise bedeninizi değiştirmek istersiniz adeta, gençleşmek istersiniz, gençlik yıllarınıza geri dönmek istersiniz. Zamanı çabucak ileriye ve geriye almak, istediğiniz yerden tekrar başlamak istersiniz. İsyan değildir bu, ufacık bir kalpten geçiriştir…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Ama ne çare, istersiniz, istemenin dehlizlerinde dolaşırsınız elinizdeki küçücük serçe kalbinizle…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Beterinden korkarsınız, şikayet ettikçe işlerin daha da kötüye gittiğini anladıkça, beterinden korkarsınız, isyan etmeye, kötü ve yanlış düşünmeye korkarsınız, daha kötü durumların sebebi davranışlar yapmamaya ve hatta düşünmemeye çalışırsınız. Şükürsüz yaşayıp gidersiniz, hiç şükretmezsiniz, sözlüğünüzde yazılmamıştır sanki, başınız belaya da girse, çok da mutlu da olsanız şükür etmek aklınızın ucunun ucuna gelmez, çünkü bilmiyorsunuzdur. Mutsuzluğa kurulmuştur hayatınız. Mazoşist yaklaşımlar misali mutsuzluğa kilitlenmiş ezikler gibiyiz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Duramazsınız, bir dakika durup nefes alamazsınız, kafanız ve bedeniniz hep bir şeyler ile meşguldür. Boş boş oturmaktan sıkılsanız da, ruhunuz da saatli bomba düzeneği oluştursa ne çare… Yok, öyle de yok, böyle de yok. Çok şeyler eksik kalmış, tanımlanamayan mutsuz insanlar sürüsüne katmışınızdır kendinizi, bilet parası yok bu sefer, beleş, mutsuzluk burada beleş…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Kendiniz mutsuz olsanız neyse, etrafınızdakileri de mutsuz edersiniz, en çok sevdiklerinizi, en yakınlarınızı mutsuz etmekte üstünüze yoktur. Bir kelimenizden, bir nidanızdan, ünleminizden, bir jest ve mimiğinizden mutsuz olabilecek kimler varsa en ufak bir gayrete gerek kalmadan, bilinçsiz ve düşüncesiz, saf ve temiz çocuklar misali onları da çekersiniz bu mutsuzluğunuza…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Mutsuzluğunuzu tek başınıza yaşayamazsınız, birileri ortak olmalı size, bilinçsizce yaptığınız bu mutsuzlaştırma eylemleri, kartopu gibi büyüyüp zamanı geldiğinde yine çıkacaktır üstünden atlanamaz, altından çıkılamaz zorluklar olarak karşınıza.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;En zoru iletişim kuramamanız kendinizi net bir şekilde anlatamamanızdır. Siz de anlayamamışsınızdır kendinizi çünkü. Kim kendini anlamış ki? Bahane değildir bu ama, sizin için en büyük bataklıktaki tuzak sorundur adeta, önce kendinizi anlamalı sonra etrafınızdakilere anlatabilmelisiniz. Neyi mi? Onları ne kadar çok mutlu etmek istediğinizi…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Kıskançlıkla geçmiştir ömrünüz. Kendi sahip olduklarınızın farkına varamadan, diğerlerinin sahip olduklarını kıskanmakla geçmiştir ömrünüz. Nasıl derseniz deyin, kendinizi kıskanç katagorisine koymasanız da, başka anlatım ve tarifler arkasına sığınsanız da; insan olmanızdan dolayı sahip olduğunuz bu kıskançlık sizi öyle bir yerlere getirmiştir ki… Kanatsız uçacaksınız adeta… Hırs, kıskançlık, haset ve daha nice kötü hasletlerde doktoranızı yaptığınızın farkına bile varamazsınız… Sonra bir de bakarsınız ki aynaya, kim bu karşıdaki dersiniz? Kendinizi tanıyamazsınız. Aniden ellerinizi görürsünüz, ne yapıyor bu eller dersiniz? Neler yapacak? Sobelenmekten korkup saklanan çocuklar misali ancak kafanızı ve kendi gözünüzü saklayabilirsiniz karşınızdakilerden, onlar sizin koskoca gövdenizi çok net görebiliyorlardır aslında. Çünkü zamanında onlar da çok oynamışlardır bu Saklanbaç oyununu… İçin için gülüyorlardır, eğleniyorlardır sizinle, kim bilir belki aralarında sizin için üzülenler vardır, belki yol göstermek isteyenler de çıkacaktır…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Yaşadığınız için, nefes alıp verebildiğiniz için ne kadar şükür etseniz azdır. Ama içiniz o kadar hırs doludur ki bu aklınızın ucuna bile gelmez, bozuk para gibi kolayca ve düşüncesizce harcarsınız kendinizi. Hayatınız, yaşamınız, sağlığınız, mutluluğunuz elden gittiğinde bile anlayamazsınız bazı şeyleri. Artık çok geçtir, en arkada, en son gelenlerden birisinizdir… Bir şey elde edememenin, başarılı olamamanın verdiği mutsuzluk boğazınıza koskocaman bir elma gibi oturacaktır günün birinde. Kim bilir belki klavyenin üstüne damlayacak iki üç damla göz yaşını sileceksiniz çook dalgınlıkla yavaş yavaş, neler oluyor bana diye düşüne düşüne…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Sonlandıramadan, sıfırlayamadan bazı şeyleri, asla başlayamayacaksınız küçük adımlara, mutluluğa giden patikaları oluşturamayacaksınız beyninizde… Hani bazen ağrı kesiciler sayesinde çok hafif hissedersiniz ya vücudunuzu, beyninizi, keşke dersiniz hep böyle olsa… Uyuşmak değil ama, uyuşturulduğumuz yeter… Uyuşmadan, uyuşturulmadan, hafif, zinde ve dinç hissetmek, mutlu hissetmek, yere daha sağlam basmak, daha moralli olmak… Ne uzak geliyor kulağa değil mi, çoğu zaman dökülmeye ve sürünmeye alışık bedenlerimizin nadiren hissettiği güzellikler bunlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bir çırpıda yazmaya alışık parmaklarım nedense bu yazıyı bir haftada, on günde tamamlayabildi. Bu da çok farklı oldu, okundukça okunası geliyor aslında, siz de öyle yapın, bugün bir çırpıda okuduğunuz bu yazıyı, zaman zaman tekrar okuyun, olmaz mı? Bilmem belki daha farklılıklar yakalarsınız her okuduğunuzda, belki okumanızın birinde sıfırlanmaya yaklaşabilirsiniz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;İşin özü mutlu olmaksa eğer, mutluluğu yakalamaksa eğer neden bu mutsuzluk?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Mutluluk ile saklambaç oynamaktan bıktık usandık. Kaleye mum dikeli çok oldu….&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Ahmet Gencal, İstanbul, 05. 01. 20012&amp;nbsp;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/679750878660800569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2012/01/saklanbac.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/679750878660800569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/679750878660800569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2012/01/saklanbac.html' title='Saklambaç'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-Cm5_2OwfGpY/TwXIyOg5mWI/AAAAAAAAAhM/w9Vfxg1oA3s/s72-c/sak.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-1309570307085785161</id><published>2011-11-03T20:06:00.000+02:00</published><updated>2011-11-03T20:07:09.200+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İnen Var"/><title type='text'>İnen Var !</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-3yq5S55CebM/TrLSqyp2NSI/AAAAAAAAAeU/EXBqrBkGsvI/s1600/GetAttachment.aspx&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; display: inline !important; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;148&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-3yq5S55CebM/TrLSqyp2NSI/AAAAAAAAAeU/EXBqrBkGsvI/s200/GetAttachment.aspx&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Ülke gibi bir şehirde yaşıyorsanız beyninizde endişe otobanları inşa edilir. İlk günden, bu otobanlarda hız limitlerine aldırış etmeyen onlarca endişe hava kirliliğine sebep olur, tüm havanızı bozarlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Nereye baksanız bina, araba ve insan dolu. &quot;Ne işim var burada?&quot; diye düşünemezsiniz bile. Oradan oraya koşuşturmaya çalışırsınız robotlaşmış bedenler misali. Bedeninizin günden güne yaşlanması ve aşırı yıpranması ile kurtulamazsınız. Ümitleriniz, hayalleriniz de yıpranır ve yaşlanır. Ne bir ümidiniz kalır ne de tek bir hayaliniz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Güne çok erken başlarsınız. Hani o sağlıklı yaşam sitelerindeki erken kalkıp, yürüyüşlerini, koşularını yapıp evlerine gelen daha sonra sıcacık duşlarını alıp, organik taze portakal suları eşliğinde kahvaltılarını yapanlar gibi değil ama.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Beş dakika fazla dinlenmek ve uyumak için son saniyelere, son saliselere kadar uyumaya çalışırsınız. Yataktan kalkar kalkmaz ayaklarınızda büyük bir ağırlık... Hareket edemezsiniz, vücudunuz iki üç kat ağırlaşmış mermerleşmiştir adeta. Çabucak hazırlanma, kahvaltı yapmadan evden çıkma.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;En yakın toplu taşıma aracı durağına kadar seri adımlarla yürümeye çalışırsınız. Bacaklarınız adım atamaz, yere her bastıkça vücudunuzun tüm ağırlığını hissedersiniz tabanlarınızda, topuklarınızda parmaklarınızda. Durağa ulaştığınızda biraz soluklanabilirsiniz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Şimdi bekleme zamanı, gözünüz saatte, erken ve boş gelmesi ümidiyle yola bakarsınız hep. Gelen geçen servislerin, arabaların ne kadar bomboş olduklarını görürsünüz. Ama sizin şansınıza tıka basa dolu beklediğiniz araç gelir. Buna binmeyeyim, bir sonrakine binerim deme şansınız yoktur. İşe geç kalmamak için binersiniz, arkaya doğru da yavaş yavaş ilerlersiniz söförün uyarılarıyla…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Daha birkaç dakika önce tertemiz yıkanmış paklanmışsınızdır, belki aldığınız pahalı parfümlerden de sıkmışsınızdır ama, o kalabalık, sıkış sıkış, havasız ortamda buram buram terlemeye başlarsınız. Tutunacak yerler ararsınız, düşmemeye çalışırsınız, etrafınızdakilerin sessiz olması dikkatinizi çeker. Onlar da sizin gibi sessizlik içinde gidiyorlardır, işlerine, okullarına… Bazılarına diş fırçası ve macunu hediye etmek bile istersiniz… Şimdiye kadar kimsenin ağız kokusunu çekmemişsinizdir ama buradan kaçış yok, ineceğiniz durağa daha çok var… Sıkışan trafik içinde düşünüp durursunuz… Neyi mi, yarını, öbür günü, daha öbür günü…. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Müsait yerde inen vaaarr !!! demenin mutluluğunu ancak otuz kırk dakika sonra yaşarsınız. Bacak kaslarınız yeniden hareketlenir… Hızlı adımlarla işinize doğru koşarsınız adeta. Buram buram terlemek, nefes nefese kalmak, sabah sabah yorulmak buna denir değil mi? Hareket ettikçe, yürüdükçe karnınız da acıkır, dipten dibe kazınır ama zamanınız yok bir şeyler atıştırmaya, zamanınız olmasa da kim bilir cebinizde harçlığınız yok…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;İş yerinizdeki ilk saatler nefes ve yoga egzersizlerine benzer adeta… Amiriniz, çalışma arkadaşlarınız, müşterileriniz, evraklarınız, e-mailleriniz, kağıtlar, işlemler, kalemler, somurtuklar, gıcıklar… içlerinden birisi de mi sizin tarafınızda değil bunları? Ne o müttefikler ile müfettişler yer mi değiştirdi? Kaç yıldır aynı işi yapıyorsunuz ama hala birilerini memnun edemiyorsunuz… Kaç yıl daha aynı işte nasıl çalışacaksınız, çalışabilecek misiniz? Tükenmişlik sendromu neydi? Tamamlanmadan nasıl tükendiniz böyle genç yaşta?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Öğlen tatilinde biraz rahatlatmak istiyorsunuz kendinizi ama maalesef olmuyor. Herkes aynı şeyi konuşuyor, konuşmayanlar da kendi dünyalarında uçup gidiyorlar, sadece siz değilsiniz, yalnız değilsiniz, yalnızlığa terk edilmediniz… Birilerini yanınıza monte ettiler, ya da siz mi monte edildiniz birilerinin yanına? Doğru ya sizi bu dünyaya monte ettiler, siz başka dünyaların adamısınız…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Herkes ilerliyor, siz geriliyorsunuz, ayağınızdan kayıyor sanki her şey, yürüyen merdiven falan mı var? Tutunamıyorsunuz, yettiremiyorsunuz, kavuşamıyorsunuz, mutlu olamıyorsunuz, göremiyorsunuz, uyanamıyorsunuz… Yazamıyorsunuz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Paydos vakti… Bir sonraki güne yapılacak onca işi geride bırakıp evinize doğru yolculuk başlıyor. Bu sefer daha kalabalık duraklar, daha yorgun ve mutsuz yüzler, daha tıka basa dolu gelen toplu araçları… Akşam trafiği, daha geç ulaşacaksınız evinize, yuvanıza… Yorgunsunuz, bedeniniz yorgun, zihniniz yorgun, moraliniz bile yorgun…. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Eşinizi, çocuğunuzu akşamdan akşama görebiliyorsunuz, onlarla ilgilenmeye çalışıyorsunuz, çoğu zaman kavga gürültü, siz mutsuz, eşiniz mutsuz, çocuklarınız mutsuz… Ailece yorgun, sıkkın, mutsuz ve bezginsiniz. Ne olacak? Ne olmalı? Ne yapmalısınız? Neler yapmalısınız? Televizyon ile mi dağıtacaksınız, görmemeye çalışacaksınız, o da olmuyor, her zapping yapışınızda ayrı ayrı dağılıyorsunuz, param parça oluyorsunuz. Televizyon da şifa vermiyor size. Dağlara mı çıkalım? Şifalı otlar mı toplayalım? Herkesten uzakta mı yaşayalım? Oralarda da beceremeyiz ki… Gücünüz kalmamış, oralarda da yaşayamayız ki…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Rüyadan uyanmak gibi bir şey lazım size. Di li geçmiş zamanlardan kurtulup gelecek zamanlara ulaşmanız, düşünebilmeye alışmanız lazım. Çözüm üretebilmeye yatkın olabilmeniz ve uygulamalara geçebilmeniz lazım… Lazım da lazım… o kadar çok şey lazım ki…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Çok mu hızlı dönüyor bu dünya, yoksa siz mi çok yavaşladınız? Pas mı tuttu her yeriniz? Neden ayak uyduramıyorsunuz? Neden çıkamıyorsunuz işlerin içinden? Birer birer mi daha kolay, yoksa tümden vazgeçmek mi? Ben oynamıyorum, mızıyorum, banane misketlerimi alıp gidecem… Müsait yerde inen var… İnmek için bile birilerinin durdurmasını beklemek lazım. İnmek için bile birilerinin kararını beklemek lazım, çok komik değil mi, binmeyecektin o zaman en baştan. Yürüyecektin… Ayaklarımızda takat olsa çok yürürdük değil mi? En uzak mesafelere bile yürüyebilirdik. Ancak zaman ile kelepçelemişler ayağımızı, kolumuzu. Kısacık bir zamana sıkıştırmışlar ömrümüzü, yaşamımızı. Sömürüp duruyorlar… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Kimler mi? Direksiyondakiler… Bir de üstüne üstlük paramızı da alıyorlar. O zar zor, binbir güçlükle, alın ve tüm beden teriyle kazandığımız paramızı, tıpış tıpış onların eline koymak… Ancak ineceğin durağı söylemek ile başlayan bir serüven…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Hem de ne serüven, dizi film yapmışlar… Belgesel yapmışlar da haberimiz yok…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Koş artık. Yürüyemeyen bacakların ile koş. Bırak gitsin her şey, peşinden bile bakma. Sadece koş, boylu boyunca koş. İnanma sakın, kanma sakın, darılma, gücenme sakın, mızmızlanma sakın, pes etme sakın… Sen pes edersen, ben pes edersen, kim pestilimizi çıkaranlara pes pembe bir dünya hazırlayacak?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Bana şunu söyle, inmek istiyor musun gerçekten? Evet evet,… evet evet… müsait yerde inen var… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;Ahmet GENCAL&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;İstanbul,&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Comic Sans MS&#39;;&quot;&gt;O2 Kasım 2O11,&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/1309570307085785161/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2011/11/inen-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/1309570307085785161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/1309570307085785161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2011/11/inen-var.html' title='İnen Var !'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-3yq5S55CebM/TrLSqyp2NSI/AAAAAAAAAeU/EXBqrBkGsvI/s72-c/GetAttachment.aspx" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-8487382635996431595</id><published>2011-10-21T19:11:00.003+03:00</published><updated>2011-10-21T19:11:38.889+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Esnemek"/><title type='text'>Esnemek</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-IjYr3AEk1U4/TqGZgVgpG7I/AAAAAAAAAdA/8sfEI7SwAdk/s1600/GetAttachment.aspx&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-IjYr3AEk1U4/TqGZgVgpG7I/AAAAAAAAAdA/8sfEI7SwAdk/s1600/GetAttachment.aspx&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Devrilen imparatorluklar, iktidarlar, demir yumruklar, devrilmeyen imparatorlukların, iktidarların, demir yumrukların ihanetine uğramış, aralarında güçsüz kalmış, zayifiyet göstermişlerdir. Düne kadar dost dedikleriniz yarın sizleri de devirebilir… Sokak köpekleri gibi ordan oraya tekmelenir ya da kendinizi bir dar ağacında bulabilirsiniz…&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Devrim kelimesi de devirmek ile ilgilidir değil mi? Devrim yapmak için mutlaka bir şeyleri devirmek mi gerekir? İşin içinde hareket var, eylem var, fiil var yani. –mek, -mak, iş oluş eylem hareket bildiren fiiller… Şimdi okuyamayacağım o kadar kitabı kusura bakmayın, tarih profesörü, sosyoloji profesörü olmaya da niyetim yok. Elbette cümlelerimiz arasında çok yanlışlıklar olacak, aman oluversin be, herkes yanlışlar yaparken iyi de biz yanlış yapınca mı kötü…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Benim devrim, senin devrin, ne devrimler gördü neler? Zaman makinesı da icat edilmedi ki halen… Gidip gelmek ile devri alem yapalım. Seksen saniyede bitiririz olayı kafamızda aslında… Devir hızlı düşünme devri, devir devrim devri…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;  &lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Devir edilmek istenen toprakların üstüne Devren Satılıktır yazmadıkları kaldı… O tabela da asılınca altına kimin telefonlarını yazacaklar acaba??? Hava parası da alacak mıyız? Yoksa havamızı mı alacağız? Bedava yaşıyoruz bedava, havamız bedava, suyumuz bedava… Ama havalı havalı gezebiliyoruz onlarca şehidimizi verdiğimiz topraklarda. Devir daim su pompamız bozulmuyor çok şükür, suyumuzda gözü olanlar çok ama, en azından şimdilik kendi su pompamızı üretecek teknolojiye sahibiz…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Aslına bakarsanız kimsenin bir saniyeden belki de bir saliseden fazla ömrü yok, o bir salise içinde basılacaktır bilgisayarın tuşuna, tuş edeceklerdir sizi, ya da o bir salisede çekilen tetik, size geç kalınmış bir tetiklemeye doğru kelebek hızıyla ilerletecektir. Kaplumbağa kamuflajlıdır hiç olmazsa, boşuna mı o kadar uzun ömürleri vardır, ama kaplumbağaların da nesli kurutulmakta, şimdi moda Ninja Kaplumbağalar… Çizgi film şenliğinde bir şeyleri yaşamak moda, yoksa trend mi demeliydik? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Ninja kaplumbağalar gibi sade yaşam kurtarıcımız olacaktır, üzerimizde ne kadar yük var ise devirin gitsin, sağ tarafınıza ya da sol tarafınıza eğiliverin, olmadı ters parende atın, bütün yükleri atın omuzlarınızdan… Ne kadar hafifleyeceksiniz bir bilseniz… Ne için bunca emek, ne için bunca koşuşturmaca diyeceksiniz, tarih devir daim ediyor gibi değil mi, ne zaman gireceğiz cilalı taş devrine, yontulduğumuz yeter değil mi, yontulacak yerimiz kalmadı, kayalar bile dayanamadı bu yontulmalara, hangi sülalenin hangi sarayında süs taşları olabildiler ancak… Koşun artık, hatta koşturun artık, daha çok ve hızlı koşmak manasına gelen bir kelime var mıdır?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bir devrin sonu yaklaşıyor farkında mısınız? İnsan beyni limitlerine ulaştı, öyle size öğretildiği gibi yüzde üçünü falan kullanmıyorsunuz, yüzde doksan yedilik kısmınız uyutulmakta aslında… Kalanı da hayatta kalmanıza, nefes alıp vermenize yetiyor. Yesin, içsin, çalışsın, yatsın uyusun. Ama mışıl mışıl uyusun… Asla uyanmamalı yoksa nasıl yönetilir bunca uyanık nesiller? Uyuma devri artık gerilerde kalıyor, uyanıyoruz, uyandırılmak istenmesek de, çok gürültü yaptılar, gürültü sayesinde uyanıyoruz. Gözümüz kapalı şimdilik ancak gönlümüz uyandı bile, şimdi sıra bedende.. Beyinlerde… Lisans anlaşması imzalanmadan, patenti başkalarının eline geçmeden,&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;kendi beyninizin kullanım hakkına sahip olamamak ne kötü… Kullanmaya kalktığınız anda, son kullanma tarihi geçmiştir damgası yiyorsunuz. Olsun ne olur ki? Son kullanım tarihi zaten çok gerilerde kalmadı mı? Devir cilalı taş devri… Birileri bizi cilalamadan, yalayıp yutmadan, nasıl cila yapmamız gerektiğini öğrenmeliyiz, değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Esnemek uyku öncesi ya da sonrası yapılan eylemdir. Uykudan uyanıyor olduğumuza göre sıklıkla esneyecek olmamız normaldir, esneyeceğiz, esnek olacağız, çevik olacağız, esnekliklerimiz sayesinde kolay kolay kırılmayacağız, Esnek ve geniş açılı düşünebileceğiz artık. Esnerken gözlerimden yaş gelir benim, gelecek tabi, yeri geldiğinde ağlayacağız, yeri geldiğinde kaslarımıza kramplar da girecek. Ama bol bol esnemeliyiz. Uykudan uyanmamızı sağlayacaktır bu esneme eylemi… Devir aslında esneklik devridir de diyebiliriz….&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Zulmeden zulüm görür, seven sevilir, döven dövülür, bu dünyada yaptığınız her eylem bize geri dönecektir, devir daim misali, yaşadıklarımızı, yaptıklarımızdan devir alacağız. Nice sancak törenlerinde devir aldık görevlerimizi ve devir ettik iç huzuruyla, vicdanımız sızlamadan. Ama neden peki bu vicdan yarası?, neden bu endişe?, neden bu yersizlik?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Yatacak yeri olmayanların bizlere yaptıkları çok değil mi artık? Bizim bize yaptığımızın yanında az bile değil mi? Amma da zararcıyız, amma da kaynıyoruz içten içe… Hamdık, piştik, yandık ve tutuştuk. Küllerimiz savruluyor sağa sola, ne olacak???&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Devir değişti, gel kaçalım artık,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Engin denizlere yelken açalım,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Varsın çatlasın beynimiz, küçücük kabuğunda,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;İstersek başarırız, mutlu ederiz herkesi,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Rahatımız kaçsa da, uykusuz gecelere değer…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Ahmet GENCAL&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;21 Ekim 2O11, İstanbul&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/8487382635996431595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2011/10/esnemek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/8487382635996431595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/8487382635996431595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2011/10/esnemek.html' title='Esnemek'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-IjYr3AEk1U4/TqGZgVgpG7I/AAAAAAAAAdA/8sfEI7SwAdk/s72-c/GetAttachment.aspx" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-6268689981277335579</id><published>2011-08-25T22:09:00.000+03:00</published><updated>2011-08-26T04:12:45.237+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çıkış"/><title type='text'>ÇIKIŞ</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TPqf1ZQLiHI/AAAAAAAAAPs/dasY5P7dXKk/s1600/GetAttachment.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;150&quot; ox=&quot;true&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TPqf1ZQLiHI/AAAAAAAAAPs/dasY5P7dXKk/s200/GetAttachment.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yaşamak demek, bilinç demek, irade demektir. Bilinçsiz ve iradesiz yaşayan milletler yolun sonuna yaklaşmışlardır. Yolun sonunda sonlanmak vardır. Yeni bir başlangıç, yeniden şahlanma, silkelenip kendine gelme, küllerinden yeniden doğma ve bunun gibi iradeliler tarafından türetilmiş cümleler tamamen iradesizlerin sayısını artırmak içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün onlarca karar alırız. Düşünebildiğimizi zannettiğimiz zamanlarda aldığımız bu doğru ya da yanlış kararları uygulamak için ne yaparız? Gücü nereden alırız? İradesizlik içinde yaşayanlarda güç olmaz ki. Düşüncesizlerde irade var mı? İradesizlerde mi düşünce olmuyor yoksa? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce örneklendirme yapılabilirdi bu paragrafta. Ama şuna eminiz ki; yedi yaşındaki, okul çağındaki çocuklardan, yetmiş yedi yaşındaki büyük anne, büyük babalara kadar iradesizce yaşanıyor hayatlar. Alınan kararlar uygulanamıyor, görevler yapılamıyor, yaşanıldığı zannedilen hayatlar irdelenemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz göre göre gerilemelere izin veriliyor. Milyonlar geriliyor. Devletler, yönetimler izin veriyor, seyirci kalıyor. İşlerine de gelmiyor değil hani! Günümüzdeki koyun kelimesinin yerini, iradesiz ve beceriksizlerin düşleri mi alacak? Rüyanda görürsün sen koyunu ancak. Suçluyu da buldunuz hemen değil mi? Bu satırları okuyan gözlerin sahibidir suçlu. Sizsiniz yani. Sensin. Sen kendini bitirdin. &lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir yaslandığında koltuğuna, üç dakika yeter sana gerçekleri anlamak için. Neler yapabilirdin istesen. İradesiz, tembel, düşüncesizliğinin kurbanı oluyorsun şimdi. Sadece sen olsan yine şanslısın, aileni de sürüklüyorsun peşinden. İrade ne demek onu bile bilmiyorsun değil mi? Bilseydin şaşardım zaten, hala bu satırları okuduğuna göre…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısırlaştırmak, kısa zamana yayılmış ustalıkla hazırlanmış programlarla ama. Tamamen yaşamları, beyinleri kısırlaştırmak. İradelilerin iradeleri dışında hareket ettirmemek, gerekirse tüm dünyayı, dünya dediğin ne ki zaten, onlar gezegenler üstü iradenin peşindeler. Sen hala otur bilgisayarın başında, aferin sana. Harekete geçme zamanın gelmedi hala değil mi?...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle yapacaksınız ki, öyle iradesizleştireceksiniz ki, istemsiz davranışlar sergileteceksiniz. Kafalarını kaldırıp gökyüzüne bile bakamayacaklar. Yıllardır içinde yaşadıkları şehrin farkında olmayacaklar, yanı başlarındaki dağlara bile bakamayacaklar. Dağların üzerinden batan güneşi seyredemeyecekler. Doğan güneş de ne, onlar için hiçbir şey doğmayacak. Yaşayıp gitsinler işte. Kafaları önde. Mutsuz hissettireceksin her zaman. Para peşinde koşturtacaksın, ömrünü yiyecekler üç kuruş kazanmak için senin fabrikalarında. İradeli bir kımıldamaları dahi olamayacak. Zaten işin o kadar kolay ki. Düşlerinin mahkumlarıyla kelepçeli mutluluklar yaşatacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bile bile, göz göre göre, üstüne basa basa gidecekler uçurumun kenarına. Kafalarını kaldırtmak yok ama. Bineceksin tepesine hemen. Sen değil tabi, senaryolandıracağın olaylar var ya! Biri bitecek, biri başlayacak. Kiminin başını, kiminin ortasını, çoğunun da sonunu bile yakalayamacaklar. En sonunda zaten koyverip bırakacaklar kendilerini. Yeter ki aç kalmasınlar. Aç kalmaktan o kadar korkmuşlar ki zamanında. İyi ki aç bırakmışsınız değil mi? Açlık ve susuzluk en büyük kamçınızdır sizin. Kamçı değil aslında, kan ve can gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafamda biri mi var? İçimdeki ben ben miyim? Ben kimim? Ses tonum bile bana ait değil sanki. Düşüncelerimi neden televizyondaki haber spikerinin sesinden duyabiliyorum? Benim sesim yok mu? Ne zaman kendi sesimi duyacağım? Gelecek ne zaman gelecek? Tarih yaşıyoruz farkında değiliz. Gidiyor dakikalar, bak şu ana kadar beş dakikan daha gitti. Seninse yarım saatin gitmişe benziyor, sen de mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dakikaların ne önemi var ki değil mi? Şimdi gel biz bize konuşalım. Yeter iradelilerle konuştuğumuz. Ne güzel şeymiş bu iradesizlik değil mi kardeşim… Biz mi kurtaracağız dünyayı ya da milleti. Yaşayıp gidiyoruz işte, yuvarlana yuvarlana iniyoruz rampadan aşağıya. Her inişin bir çıkışı var derler ya, bekliyoruz işte çıkışacağımız günleri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkmak ile çıkışmak ne güzel kelimeler. Ne olursa olsun, çıkmak istiyorsanız, çıkışmanız gereklidir. Çıkışmazsanız eğer çıkamazsınız. Çıkamazsınız yukarılara, çıkamazsınız fındık kabuğu beyninizin halisinasyonlarından, çıkışamazsınız çıkışmanız gerekenlere, çıkıştırılmazsınız, çıktırtmazlar. Siz de çıkarsanız kim kalacak onların iradesiz, çıkıştırılamaz resepsiyonlarında…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Servis yapmadıkları kaldı zaten. Bir tabağın içinde gibi hissediyor musunuz kendinizi? Onlarca milyonu birbirlerine sunarlarken, tabağın içinde dilleri ile kırıntılar yalamaya çalışan çıkıştırıksızların umurunda değil nereden nereye gittikleri. Tabağın içinde olalım da…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aç kalabilir misiniz? Kalırsanız yırttınız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet GENCAL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;04 Aralık 2O1O</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/6268689981277335579/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/12/cikis.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/6268689981277335579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/6268689981277335579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/12/cikis.html' title='ÇIKIŞ'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TPqf1ZQLiHI/AAAAAAAAAPs/dasY5P7dXKk/s72-c/GetAttachment.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-8119978082080969071</id><published>2011-05-31T11:21:00.000+03:00</published><updated>2011-05-31T21:23:11.655+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bombardıman"/><title type='text'>BOMBARDIMAN</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TH0C1MglWxI/AAAAAAAAAOM/EVSZOGVJ5Hw/s1600/bom.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;154&quot; ox=&quot;true&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TH0C1MglWxI/AAAAAAAAAOM/EVSZOGVJ5Hw/s200/bom.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İkinci Dünya Savaşı’nı çok merak etmişimdir hep. Okullarımızda yakın tarih öğrettirilmediği için, ancak kitaplardan veya televizyondaki belgesellerden bir şeyler öğreniyoruz. Benim aklıma gelen ilk şey hava bombardımanları, onlarca şehir hava bombardımanları ile yerle bir edildi. Binlerce belki de yüz binlerce ton bomba yağdırıldı şehirlerin üstüne. İkinci Dünya Savaşı denince akıl perdemdeki ilk görüntü bu bombardıman uçaklarının onlarca tonluk bombaları şehirlerin üstüne bıraktıkları, bombaların süzüle süzüle, şeytani bir öldürücülükle hedeflerini bulmaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şehri ne kadar yoğun bombalarsanız o kadar çabuk yok edebilirsiniz. Ne kadar çok uçağınız ve bombanız varsa o kadar kısa zamanda etkisiz hale getirip yok edebilirsiniz o şehirdeki zenginlikleri, güzellikleri, güçlü gördüğünüz noktaları, tehlike oluşturabilecek potansiyelde gördüğünüz toplu iğne ucu kadar küçük dahi olsa inatla bombaladığınız yürek ve beyinleri. Aslında keşif uçaklarının aradığı tek bir hedeftir her zaman. Öyle bir hedef bulunmalıdır ki, sadece o hedef yok edildiğinde bütün şehir yok edilebilsin. &lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;Sadece o hedefi vurmanız yeterli olsun ve savaş maliyetleriniz az olsun. Savaşta bile ekonomiyi ve tasarrufu düşünebilin. Yoktur ama, üçüncü dünya savaşının eşiğine geldiğimiz bu günlerde bile, şimdiye kadar yaşanan tüm onlarca dünya ve kıta savaşlarında bile, böyle tek hedef bulunamamıştır, yoktur zaten, bulunabilmesi için çok uzun yıllar geçmelidir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Savaşları, Kıta Savaşları’ndan sonra şimdi de sıra TEK ÜLKE Savaşlarında. Bombardıman uçakları hazır! Tüm pilotlar görev yerlerine ! Kalkış izni serbest, Hücum! Şu şu şu hedefler bombalanacaktır. Hava taaruzumuz başlamıştır, hayırlı olsun. Hava taaruzumuz ismi gibi çok da havalı canım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahleyin gözlerimizi açtıktan, gece vakti kapatıncaya kadar, uyanık olduğumuzu sandığımız o 18 – 19 saat süresince, tüm gördüklerimiz, tüm duyduklarımız, hissettiklerimiz, düşündüklerimiz, düşündürüldüklerimiz ağır bombardıman altındadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En güçlü bombamız, en tahrip edici nükleer silahımız, atom bombamız televizyondur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizli ajanlarımızca, düşmanın her evinin en değerli köşesine, isteyerek alındırılmış bu silah, önce içinde bulunduğu evdeki tüm bireyleri, aileleri, mahalleri ve en sonunda tüm bir toplumu, kültürü yok edecektir. Düşmanımız seve seve, isteye isteye seyretmektedir, adeta içine düşmektedir atom bombamızın. Bu da bizim işimizi kolaylaştırmaktadır, istediğimiz gibi bombardıman edebiliriz televizyonumuzu seyreden beyinleri, zihinleri, düşünceleri, bilinçleri. Oyun hamuruyla oynar gibi, istediğimiz gibi buruşturabilir, ezebilir, yayabilir, ordan oraya fırlatabilir, sıfırlayabiliriz, ne güzel değil mi, ne istersek o. Bir robotu kurar gibi tüm bir toplumu kurabilmek. İplerin elinde olması. Düşmanın kayıtsız şartsız teslim olduğunun farkında bile olamaması. Teslim bayrağını sallayan ellerin, ellerindeki bu bayrakları nice büyük tartışmalar ile yere düşürmemeye çalıştıklarından, ne kadar hayati bir konu olduğunu ezberlettirilmiş kumanda savaşı galiplerinin bileklerini kesmeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akacak kan elbette tuttukları futbol takımları renginde olmalıdır mutlaka. Herkesin tuttuğu bir futbol takımı olmalıdır. Beşikten mezara kadar aynı takımı tutmalıdırlar ama. Asla değiştirmemelidirler, değiştirmeyi akıllarının göz ucu uçurum kenarlarından bile geçirmemelidirler. Futbolcular senede en az üç, dört milyon avro kazanmalıdırlar. En pahalı yalı dairelerinde oturup, kainat güzeli mankenlerle evlenmeli, ülkeye sayı ile girmiş üç arabadan birine binebilmelidirler. Nükleer atom bombamızın içinde bu olmalı işte. Buna bakan her beyin, gözünü çevirip bakma gafletinde bulunduğu andan itibaren ele geçirilmiş olur. Ömür boyu mutsuzluğun, başarısızlığın ve parasızlığın etkisinde kalmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm hedefler vurulmalıdır dedik ya. Futbol ile gençleri ve babaları imha ettik, dizi filimler ile de genç kızları ve anneleri, büyük anneleri imha edeceğiz. Birbirinden yakışıklı oğlanların başrol aldığı, birbirinden güzel kızların peşinde yazılan senaryolar, her nedense ya Anadolu da bir konakta geçer ya da İstanbul’da bir yalıda. Anadolu da iseniz ağasınızdır mutlaka, konakta yaşıyorsunuzdur, zenginlik, marabalar, hizmetçiler, para, pul, adetler, töreler, ve bunlarla başını ağırtan bir karakter oluverirsiniz. Hayal Dünyası Çalışıyor… Dedeniz neneniz kırk sene önce aynı topraklardan göç etmiştir, siz hale her bayram ve tatillerde gidersiniz oralara ama her nedense sizin gözleriniz göremez o bahsedilen sorunları, konuları, zenginlikleri. Göremezsiniz, gördürülmezsiniz, gerçek sorunların üzerinde birazcık gezecek gibi olsanız, ikinci &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bölüm başlayacaktır, izin verilmez…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da İstanbul’da bir yalıda yaşayan trilyonersinizdir. Eski Türk filmlerindeki gibi hani, (Demek ki eskiden Türk filmlerinin etkisini, zehrini verebiliyor bu bombamız)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para, pul, şan , şöhret, yalı, hizmetçi, dadı, sevgili, eş, metres, eğlence, zevk-u sefa… Cennetten naklen yayın yapmadıkları kaldı bunların… Bombalayacak hedeflerini öyle akıllıca seçmişler ki… Yarım saat televizyon seyretsek, iki gün etkisinden kurtulamıyoruz zaten…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar yoğun bombalanmışız ki, sadece en büyük atom bombası geliyor aklımıza. En acı veren, en çok tahrip eden bomba, televizyon atom bombası. İkinci Dünya Savaşı Japonya’ya atılan iki atom bombası ile bitmişti. Şu anda da neredeyse her evde iki adet atom televizyon bombaları var. Savaş nasıl bitmişti? Şehrin göbeğine atom bombaları atarak. Bizim savaşımız nasıl bitecek? Şehrin göbeğine, pencerenin dibine, bahçenin ortasına, balkondan aşağıya, atom televizyon bombalarını atarak. Yok ederek, parçalayarak, evimizden bütün atom televizyon bombaları yok edilmeli, imha edilmelidir. Gözlerimizin önünde dahi olmamalıdır. Bize kalsa zihinlerimizden, ön, arka, yan, sağ sol tüm belleklerden de silinmelidir diyeceğiz ama daha o kadar sahip olamıyoruz kendi belleklerimize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye kadar kumanda savaşı yaptınız ailenizle. Şimdiden sonra atom televizyon bombasını balkondan aşağıya kim atacak savaşı yapın. Alın kucağınıza, bir iki adımda balkondasınız, ama önce aşağıya bakın kimse olmasın, fırlatın…. Fırlatın …. Fırlatın gitsin, tam caddenin ortasında, tam bahçenin ortasında bir bomba gibi patlasın, paramparça olsun, yok olsun. Yıllardır ne bombardıman altındaymış eviniz, aileniz, kendiniz, beyniniz, ruhunuz, kelimeniz, nefesiniz, hayatınız…. Yıllardır ne çekmişsiniz değil mi? At gitsin, fırlat gitsin, sadece aşağıda birisinin kafasında parçalanmasın diye dikkatli olun, sokak boş mu fırlat, cadde boş, bahçe boş mu? Fırlatın gitsin. Yarın işe giderken geçeceğiniz tüm sokak ve caddelerde, ağır televizyon atom bombası bombardımanı izleri göreceksiniz. Yarın göreceksiniz ki sizin yapamadığınızı diğerlei yapmış, onlar fırlatıp atmışlar televizyonu evlerinden. Siz hala baş köşede saklayın hayat can düşmanınızı. Üstüne dantel falan da seriyorsunuzdur kim bilir? Ama bakın her geçtiğiniz sokakta, adım başı televizyon bombası parçaları, şarapnelleri var.. Siz hala seyrediyor musunuz? Siz hala atmadınız mı? Siz hala kurtulmadınız mı bu düşmandan. Yıllarca koynunuzda beslediğiniz düşmanınızı hala tanıyamadınız mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurtuluşumuz ancak televizyon atom bombalarının atılmasıyla olacaktır. Televizyonsuz bir ev, televizyonsuz bir apartman, televizyonsuz bir mahalle, televizyonsuz bir şehir ve televizyonsuz bir ülke, hedef bu? Önceden televizyon mu vardı? Televizyon olmadığı zamanlarda ne kadar mutlu, zengin ve güçlüydük değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyon icat edildi, mutluluğumuzu yitirdik, fakirleştirildik, düşüncesizleştirildik, şişmanladık, yaşlandık… Televizyondan önce, televizyondan sonra…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerde şu televizyon !!!??...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet GENCAL, İstanbul, 31 Ağustos 2010</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/8119978082080969071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/09/bombardiman.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/8119978082080969071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/8119978082080969071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/09/bombardiman.html' title='BOMBARDIMAN'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TH0C1MglWxI/AAAAAAAAAOM/EVSZOGVJ5Hw/s72-c/bom.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-4393070983097337742</id><published>2011-01-27T02:37:00.001+02:00</published><updated>2011-01-27T11:18:24.250+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bu Gece"/><title type='text'>Bu Gece</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TUC9n3_PTyI/AAAAAAAAAQI/PyF8oFAx3NU/s1600/kalp.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;160&quot; s5=&quot;true&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TUC9n3_PTyI/AAAAAAAAAQI/PyF8oFAx3NU/s200/kalp.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Geceleri uyku tutmadığı oldu mu hiç? Uyuyamadığınız, bir o yana bir bu yana döndüğünüz? Ne yapacağım diye düşündüğünüz? İçinden çıkamadığınız bir probleminiz oldu mu? Elbette olmuştur. Ama ben bu gece çok şanslıyım. Neden mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuyamıyorum, kafam bir yere takıldı. Tilkiler, börtü böcekler tur atıyor, matematik dersim de çok iyi değildi ama, hesap kitabım iyidir. En üstün hesap makinalarını geçtik Allaha Şükür. Zaten 70 milyonun yaptığı ne ki bu devirde? Hepimiz hesap kitapla meşgulüz...İşin işinden çıkmak için uğraşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalkınca yataktan ya buzdolabına yanaşırsınız, ya da televizyon, bilgisayarın yanına. Obezite ile mücadele başkan yardımcısı olduğum için buzdolabını es geçtim bu sefer. Televizyonda da bir şey yoktu, bari bilgisayara bakayım, e-maillerimi kontrol edeyim dedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir anda 180 derece dönüş yaptığı oldu mu duygularınızın? Ağlarken bir anda güldüğünüz, ya da gülerken bir anda ağlamaya başladığınız? Bir kararın eşiğine geldiğinizde, bir kapıyı kapatacağınızda, bir anda geriye döndüğünüz, vaz geçtiğiniz oldu mu? Ne mi demek istiyorum? Öğretmenlik mesleğini ne kadar çok sevdiğimi anlatmaya çalışıyorum. Öğretmenliğin aile mesleğim olduğunu biliyorsunuz. Öğretmenlik para için yapılan bir meslek değildir. Bunu ancak öğretmenlik genlerine işlemiş, ya da dna mı deseydik, ne terim kullanırsak anlatılamayacak, ruhuna işlemiş desek bile az gelecek, öğretmen arkadaşlarım en iyi anlayacaktır beni. Sizler de anlayacaksınız. Yıllarca oturduğunuz o sıralarda bir an bile düşünerek oturduysanız. Bir saniye bile hakkını verdiyseniz o sıraların beni çok iyi anlayacaksınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;İsmini vermeyeceğim eski bir öğrencim, bir paylaşım sitesinden beni bulmuş ve aşağıdaki mesajı göndermiş. Özel mesajları paylaşmak, hele de mesajı yazanın izni olmadan paylaşmak yanlış olmalı. Ama bu duygularımı en iyi nasıl anlatabilirim ki? Eminim eski öğrencim de beni çok ama çok iyi anlıyordur ve mesajını sizler ile paylaştığım için anlayış gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan biricik eşimle konuşuyor bir yandan da e-maillerimi okuyordum. Mesajı gördüm, sesli okudum eşime. Sonra da diken diken olan tüylerimi gösterdim ona. Ben de, o da ağlıyoruz... Tam zamanında ağlattın beni be yavrum. Canım öğrencim benim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;Konu:&amp;nbsp;................İ.Ö.O&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;merhaba hocam sizi burda gördüğüme çok sevindim ben 1998- 2001 yıllarında ...... İ.Ö.O&#39;ndan öğrenciniz .... Üniversiteden 2 yılönce mezun oldum şimdi master yapıyorum ve önümüzde ki sene için doktoraya hazırlanıyorum. Üniversite dil sınavınada hazırlanıyorum aynı zamanda ve yabancı dil ağırlıklı liseden mezun olmama rağmen tek aklımda kalan şey sizin öğrettikleriniz. Bunun için binlerce kez teşekkür ederim. Hakkınızı helal edin lütfen, en kısa zamanda okula uğrucam. saygılar... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mesajı parayla satın alabilir misiniz? Ya da kaç milyara değişirsiniz? Hani bir reklam vardı ya. Şu bu kadar, bu bu kadar, babaanneyle yenen öğle yemeğinin değeri paha biçilemez. Bu mesajın değeri de paha biçilemez. Öyle bir zamanda geldi ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu mesaja nasıl cevap verirsiniz? Neler dersiniz? Nasıl teşekkür edersiniz? Nasıl kucakladığınızı hissettirirsiniz sevgili öğrencinize. Onları çok sevdiğinizi nasıl belli edersiniz? Hele duygularını asla belli edemeyen biriyseniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ancak bunu yapabildim yavrum.... Çok teşekkür ederim...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/4393070983097337742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2011/01/bu-gece.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/4393070983097337742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/4393070983097337742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2011/01/bu-gece.html' title='Bu Gece'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TUC9n3_PTyI/AAAAAAAAAQI/PyF8oFAx3NU/s72-c/kalp.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-3394714261275900614</id><published>2010-12-22T18:17:00.003+02:00</published><updated>2010-12-28T20:51:05.400+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Çakıl Taşları"/><title type='text'>ÇAKIL TAŞLARI</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TRIkc0cwS-I/AAAAAAAAAP4/kFWjsUKs-SQ/s1600/imageresize.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; n4=&quot;true&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TRIkc0cwS-I/AAAAAAAAAP4/kFWjsUKs-SQ/s1600/imageresize.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dersin tam ortasında yine ayağa kalktı. Herhalde yine kalemini açmak için çöp kutusuna gidecek, ya da yanıma gelip tuvalete gitmek için izin alacak zannettim. Çöp kutusuna gitmedi, yanıma yaklaştı, suratıma değil elime bakıyordu bu sefer. Sağ avucumu açtı ve içine bir şeyler koyup hızlıca yerine döndü…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne vardı avucumun içinde? Birkaç tane sert ve küçük şeyler… Hemen kısaca görevlendirip sınıfı, masama geçtim ve avucumun içine ne koyduğuna baktım. Beş tane çakıl taşı. İkisi beyaz, ikisi kırmızı ve biri mor. Kafamı kaldırıp ona baktım, göz işaretiyle çağırdım. Yanıma gelince sessizce sordum. Nedir bunlar? Öğretmenim sizin için bunlar. Ben boyadım. Hediye ediyordu bana, beş çakıl taşı. İçimden bir şeyler aktığını hissettim. Duraksamadan hemen sordum, bu iki tanesi peki dedim, onlar boyalı mı? Hayır onlar orijinal, renklerini beğenmediklerini boyamış. Nereden buldun? Yurdun önündeki çocuk parkından dedi. Kendim boyadım, nasıl beğendiniz mi diye sorarken gözlerimin içine bakıyordu bu sefer. Buğulanmaya başlayan gözlerime bakıyordu. Çok beğendim, çok teşekkür ederim. Ne güzel boyamışsın aferin sana, teşekkür ederim kızım derken hızlıca yanağıma bir öpücük kondurdu. Ben de teşekkür ederim dedi. Ne için teşekkür ediyordu?&lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Burkum burkum boğazım, yanmaya başlayan yüreğim birazdan volkan gibi patlayacaktı, bunu biliyordum. Sınıfın ortasında hüngür hüngür ağlamak mı? Aman Ahmet kendine gel dedim. Alt dudağınızı ısırdınız mı hiç? Sımsıkı sıkıyordum taşları avucumun içinde. Hemen bir şarkıya başladım, çocuklar kendilerinden geçtiler yine. Şarkı söylemeyi çok seviyorlardı. Bense playback yapıyordum bu sefer. Ağzımı oynatıyordum. Konuşamazdım ki. Ağzımdan çıkacak ilk kelime hüngür hüngür ağlatacaktı beni. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayağa kalktım, sıralar arasında dolaşmaya başladım, defterlere bakıyor, biraz önceki alıştırmayı nasıl yapıyorlar diye kontrol ediyordum. Aklımı dağıtmaya çalışıyordum, yutkunuyor, ağlamamaya çalışıyordum. Zil çaldığında hiç bu kadar hızlı çıkmamıştım sınıftan herhalde. Öğretmenler tuvaletinde ise sessizce ilk kez ağlıyordum herhalde. Cebimdeki çakıl taşlarını çıkarıp bakamıyordum bile. Yüzümü yıkadım. Gözyaşlarımı durdurmaya çalışıyordum. Ne fayda, aynaya baka baka sessizce ağlıyordum. Sessizce ağladınız mı hiç? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra öğretmenler odasına girdim. Dördüncü sınıf öğretmeni bir kenarda kitap okuyordu. Yanına oturdum, kitap okumasını kestim. Okumasın, önemli değil. Beni dinlemeliydi şu anda. Öğretmenim dedim, on üç yıllık öğretmenlik hayatımdaki en değerli hediyemi görmek ister misiniz? Şarırarak baktı yüzüme, gözlerim buğulanmıştı, onun yanında ağlayabilirdim, önemli değil. Beni en iyi kim anlar ki zaten? Cebimden çakıl taşlarını çıkardım, masanın üstüne önüne doğru yavaşça bıraktım. Şöyle bir baktı çakıl taşlarına, kim verdi bunları Meral mi? Bilmişti, öğrencilerini çok iyi tanıyordu. Meral&#39;i çok iyi tanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meral’in anne ve babasının öldüğünü sene başı toplantısında öğrenmiştim. Kardeşleriyle birlikte çocuk yuvasında kalıyordu, iki kardeş bizim okula geliyorlardı. Bahçede nöbetçi olduğum günler yanıma gelir, elimden tutar beraberce tur atardık bahçede. Meral’in babası yok, benim de çocuğum yok. O mu bende baba sevgisini tatmin ediyordu, ben mi onda çocuk sevgisini. Biliyor muydu Meral benim çocuğumun olmadığını, ondan mı rahatça yanıma gelip sımsıkı elimden tutup geziyordu bahçede benimle. Üzülme öğretmenim, senin de elinden tutup gezdirebileceğin bizler varız mı demek istiyordu. Küçücük haliyle teselli mi ediyordu beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sınıflarına girişte kapıda sarılıyordu bana. Senin eve girerken kapıda böyle sarılan çocukların yok, ben sana sarılayım öğretmenim mi diyordu? Arada yaramazlık yapıyor kızdırıyordu beni, ama her zaman gülümsüyordu. Gülerek, gülümseyerek, bilerek yaramazlık yapıyorum, seni kızdırıyorum anlasana mı demek istiyordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne babaların ciğerleri nasıl sızlar, baba olamadığım için bilemiyorum ama şimdiye kadar birkaç kere sızladı ciğerim. Eğer böyleyse, eğer benim ciğerimin sızladığı kadar sızlıyorsa anne babaların ciğerleri ne kadar büyük bir şey… Sonra başka bir şey hatırlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmini unuttuğum bir öğrenci. Çalışkan, dersle çok ilgili, İngilizceyi sevdirebildiğim öğrencilerden birisi. Okula birkaç gündür gelmiyor. Belki hafta olmuştur. Bir gün ara derslerim boş, kantine gittim, bir şeyler yedikten sonra sonraki dersi öğretmenler odasında bekleyeyim dedim. Odaya girdiğimde müdür yardımcısı arkadaş, bir bayanla konuşuyor, bayanın yanında da benim öğrencim. Oğlu ile gelmiş okula müdür yardımcısı ile bir şeyler konuşuyor. Bir kenarda oturuyorum. Benim geldiğimi oturduktan sonra fark ettiler, kafaları ile selamladılar. Öğrencim bana bakmıyor. Önüne bakıyor. Ne oldu acaba? Ben bakınca ne göreyim, öğrencimin gözünde kocaman bir bandaj var. Herhalde gözü apse yaptı, arkadaşlarıyla şakalaşırken kalem falan mı battı yoksa? Acaba ne oldu diye düşünürken yazılı kağıtlarını okumaya çalışıyorum. Kadın konuşuyor, ameliyat çok başarılı geçti diyor, tümör alındı, şimdi tertemiz, on beş gün sonra diğer gözü de görmeye başlayacak… Ne? Ne diyorsun annesi? Kaynar sular dökülmesi baştan ayağa ne demek anlıyorum. Aman Allahım! Oğlum ne oldu sana diye koşup sarılayım mı? Yok yok, dayanamam ki? Yaşlar damlıyor gözlerimden, görmesinler, hemen yan odadaki müdür yardımcısı odasına kaçıyorum. Oysa müdür yardımcısı içerde yokken bu odaya girmezdim ben. Ağlıyorum, ciğerim yanıyor. Soramadım, kucaklayamadım, oğlum benim, ne oldu sana, oturuyorum cam kenarındaki sandalyenin üstüne, çöküyorum, çöküp kalıyorum. Allahım sen şifa ver. Oğlum görsün. Tümör falan kalmasın, yine gülsün, parmak kaldırsın derste bana, ben de ona 100 vereyim Ders İçi Performans notu olarak. Allahım ne olur…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuldan çıkıyorum. Meral aklımda, arabada da ağlıyorum, ağlayarak araba kullanılmaz ki. Bir kenara çekip anne babamı arıyorum. Babam öğretmen, annem öğretmen eşi, öğretmen kardeşi ve öğretmen annesi. Onlara anlatıyorum Meral’in yaptığını. Ağlatıyorum onları da. Konuşurken çakıl taşları avucumda… Cebimdeler hala, çıkarmayacağım, çıkaramam ki, savuramam ki sağa sola…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakıl taşlarının resimlerini çekip sizlerle paylaşayım diyorum. Vazgeçiyorum. Resmin ne önemi var ki? Zaten siz gönlünüzde resmini çekmişsinizdir, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş Çakıl Taşı… İkisi beyaz, ikisi kırmızı biri mor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet GENCAL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Aralık 2O1O&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://sabahattin-gencal.blogspot.com/search?updated-max=2010-11-24T07%3A56%3A00%2B02%3A00&amp;amp;max-results=1&quot;&gt;Not: Bu yazı DAMLA / ÖĞRETMENLER GÜNÜ ÖZEL SAYISINDA da yayınlanmıştır. (Tıkla)&lt;/a&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/3394714261275900614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/12/cakil-taslari.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/3394714261275900614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/3394714261275900614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/12/cakil-taslari.html' title='ÇAKIL TAŞLARI'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TRIkc0cwS-I/AAAAAAAAAP4/kFWjsUKs-SQ/s72-c/imageresize.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-9190643634734277496</id><published>2010-11-24T13:10:00.001+02:00</published><updated>2010-12-04T22:11:58.300+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="öğretmen"/><title type='text'>ÖĞRETMENLERLE İFTİHAR EDİYORUM / NURHAYAT GENCAL</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;date-posts&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;post-outer&quot;&gt;&lt;div class=&quot;post hentry&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://draft.blogger.com/&quot; name=&quot;5748955348184117565&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;h3 class=&quot;post-title entry-title&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/h3&gt;&lt;div class=&quot;post-header&quot;&gt;&lt;div class=&quot;post-header-line-1&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;post-body entry-content&quot;&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;&quot;&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_Qs1ZH_smxr8/TLkuWz_C2HI/AAAAAAAABlQ/m3M3TeEDTlI/s1600/sanur.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ex=&quot;true&quot; height=&quot;240&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_Qs1ZH_smxr8/TLkuWz_C2HI/AAAAAAAABlQ/m3M3TeEDTlI/s320/sanur.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;( Baban Sabahattin Gencal - Annem Nurhayat Gencal, Yuvacık, 2008 ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili anneciğimin&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://sabahattin-gencal.blogspot.com/&quot;&gt;DAMLA&lt;/a&gt;&#39;DA yayınlanan yazısını sunarken &lt;br /&gt;tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutlar, &lt;br /&gt;sağlık ve mutluluklar dilerim.&lt;br /&gt;Ahmet Gencal&lt;br /&gt;(İngilizce Öğretmeni)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;ÖĞRETMENLERLE İFTİHAR EDİYORUM&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; text-align: right; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt; mso-bidi-font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: magenta;&quot;&gt;Işığı yaymanın sadece iki yolu vardır:&amp;nbsp;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; text-align: right; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: magenta; font-size: 12pt; mso-bidi-font-weight: bold;&quot;&gt;ışık veren mum veya ışığı yansıtan ayna olmak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; text-align: right; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: magenta; font-size: 12pt; mso-bidi-font-weight: bold;&quot;&gt;(Edith Warton)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;I&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Eşim, zaman zaman “Sen öğretmen kardeşi, öğretmen eşi, öğretmen annesisin.”diyerek gururumu okşar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;İltifat görmek güzel. “Marifet iltifata tabidir.” diyen ne güzel söylemiş. Gerçekten insanın içi ısınıyor. Başka deyişle, iltifat hareketlerden önceki ısınma hareketleri işlevini görüyor gibi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;“Gururumu okşuyor.”cümlesindeki “gurur”u kibirlenme anlamında kullanmadım. Bizim sözlüğümüzde kibir yoktur. Gururu, nasıl desem, ailemle, öğretmenlerle iftihar anlamında kullanmak istedim.Yani, eşim sözleriyle, iltifatlarıyla iftihar duygularımı, koltuklarımı kabartır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ağabeyim ilkokul öğretmeniydi. 16 yaşımdayken ağabeyime hizmet için öğretmen olduğu köye gittim. Bir yıl hizmetinde bulundum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Eşim ortaokul Türkçe öğretmeniydi. Onunla Türkiye’yi dolaştım, hayatı paylaştım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Oğlum İngilizce öğretmenidir. Oğlumu yetiştirmek için il ve ilçe değiştirdik; ev değiştirdik.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Özetle öğretmen değilim; ama öğretmenlerle sıkıntıları paylaştım. Onlara destek vermeğe, hizmet vermeğe çalıştım. Öğretmen değilim; ama öğretmenlik duygularıyla yoğruldum. Öğretmenliği yaşadım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Yazılı kâğıtlarıyla, ödev kâğıtlarıyla evimize gelen tüm öğrencileri görür gibi olurdum. Hepsini sever; yetişmeleri, gelişmeleri için ortam hazırlardım. Devletimizin yapmadığını, yapamadığını yapmağa çalışırdım. Nasıl mı? Ağabeyimi, eşimi, oğlumu… tek kelimeyle öğretmeni huzurlu kılarak, öğretmenliğin kıvancını, onurunu tattırarak…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Öğretmenlik her zaman olduğu gibi bugün de kutsal bir meslektir. Öğretmenler her halükârda meslek kutsallığını unutmayan, fedakârca çalışan eli öpülesi kişilerdir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;En sonunda söylenmesi gerekeni başta söyleyiverdim. Söyledim kurtuldum. Bundan böyle daha rahat, daha serbest anlatabilirim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;6 ya da 7 yaşımdaydım. Selahattin ağabeyim elimden tutarak beni okula götürürdü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;“Beni buraya niçin getiriyorlar?” diye düşünürdüm. Derste uyumamak için kendimi zor tutardım. Teneffüslerde yüzümü yıkardım. Son dersten çıkınca ağabeyime koşardım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Koşarken merdivenlerden yuvarlandım. Bayburt Cumhuriyet İlkokulu merdivenleri birçok arkadaşımızı yükseltti. Birkaçı bakan bile oldu. Ama ben bu merdivenleri acı ile hatırlıyorum. Hatıralarımı sonradan anlatmak üzere saklıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;İkinci sınıfta elimden tutan yoktu. Selahattin ağabeyim Erzurum’un Ilıcasındaki Pulur Köy Enstitüsüne gitmişti. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ağabeyim ayrılığa, soğuğa dayanamadı. Ortama uyamadı. Verem oldu. Birkaç sene sonra Isparta Gönen köy Köy Enstitüsüne nakloldu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ağabeyim veremden kurtuldu; ama köy enstitüleri kapanmaktan kurtulamadı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Köy enstitülerine kilit vurulmadı tabii; ama programları değiştirilerek ilköğretmen okulu haline getirildi. Yanılmıyorsam o sene ağabeyim mezun oldu. Yani ilk öğretmen okullarını ilk mezunlarından oldu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ağabeyimin hasta olması benim de gözümü korkutmuştu. Korku olmasaydı, belki ben öğretmen olurdum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ağabeyim Gümüşhane’nin Torul ilçesinin Köstre Köyü ilk okuluna tayin oldu. Rahmetli Lütfiye ablamı yanında götürdü. Köyde okul yeni açılmıştı. Yeni öğretmen, yeni okul, yeni heyecan…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Yediden yetmişe tüm köye hizmet verdi ağabeyimle ablam.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ablam ilkokul mezunu bile değildi. Bayburt’ta dikiş nakış, yemek … vb. gibi kurslara gitmişti. Bu kurslarda öğrendiklerini köy kadınlarına, kızlarına aktardı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Anlatırken bile coşuyor insan. Kısaca Selahattin ağabeyin bilgi ve becerilerini yağmaladı köylüler. Ağabeyim yağmalandıkça büyüdü. Bilgilerini verince bilgilendi…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;O dönemler, sanırım başka yerlerde de suya hasret topraklar gibi okumaya hasret çekenler vardı. Saygı, sevgi, heyecan vardı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ara not olarak yazayım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Eşim Sabahattin ortaokul öğretmeniydi. İl ve ilçelerde, sözünü ettiğimiz hasret, coşku yoktu. Ancak Sabahattin sessiz, sakin, sabırlı, planlı, istikrarlı olarak büyük bir güvenle çalışarak öğrencilerini ve onların yanında, dolaylı da olsa, velileri yetiştirdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Oğlum Ahmet zamanında yani bugün değil veliler, öğrenciler bile heyecan duymuyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Eğitimde ilgi, arzu, coşku çok önemli olsa gerek. “Söndürür küçük ateşleri rüzgâr, büyük ateşler rüzgâr estikçe parlar.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;O kadar da karamsar değiliz tabii. Az da olsa bir ilgi yok değil. Demek istediğim oğlum çok daha faydalı olabilirdi.Öğrencileri, velileri “parlatabilirdi”. Avrupa’nın birkaç ülkesine, Çin’e, Tayvan’a gitti. Tercümanlık &lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;yaptı… Bilgisayarı çok iyi kullanabiliyor. Bir kent kurma oyununda 1999’da dünya şampiyonu oldu. Demem o ki dayısı, babası kara tahtadan, kurşun kalem ve kâğıttan başka imkân tanımazken o, teknikle oynuyor. Dayısının, babasının çevresi çok darken o, dünyayı dolaşıyor… Öyleyken faydalı olamıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Yanlış anlaşılmasın, “Faydalı olamıyor.” derken “Gönlümüzün istediği gibi olamıyor.” demek istiyoruz. Yoksa&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;dayısı gibi, babası gibi o da takdirnameleri topluyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ağabeyim öğretmenliğinin ikinci senesinde Bayburt’un Saracık köyüne nakloldu. Ablam nişanlandığı için yanında beni götürdü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Anne baba hasretini, köy kızlarını öğreterek giderdim. 16 yaşımdayken Akşam Sanatın açtığı dikiş-nakış, yemek… vb. gibi &lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;kursları yeni bitirmiştim. Elimden geldiği kadar faydalı olmaya çalışıyordum. Demek ki bir yıl fahri öğretmenliğim oldu benim de.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Hafta sonlarında ağabeyimin bisikletiyle Keleverek köyüne yani köyümüze giderdik. Babam Erzurum’un&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Horasan ilçesinin Hızırilyas&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;tren istasyonuna şef olarak gitmişti. Onun için akrabalarımızda kalırdık. Allah rahmet etsin akraba büyükleri ayrılık hasretimizi giderirdi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Saracıktaki bir yıl birkaç paragrafla anlatılabilir mi? Anlatılamaz tabii.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Yol yoktu belki; ama herkes yürümeğe, ilerlemeğe çalışıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Elektrik yoktu ; ama köylülerin, çocukların gözlerindeki ışık, yüreklerinden gelen ışık ortalığı aydınlatıyor; bizi umutlandırıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Umudumu hâlâ yitirmiş değilim; ama gözlerdeki o ışıkları hiç göremedim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;“Işık yok.”demiyorum, “Göremedim.”diyorum. Çünkü bir sonraki sene ağabeyim evlendiği için köye gitmedim. Annemin babamın yanına gittim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Annemin dizi dibinden ayrılmadım. Seneler sonra (Bana uzun geliyordu&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;zaman, onun için seneler diyorum.) Samsun’un Ulaş tren istasyonuna geldik.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Çok geçmedi Sabahattin’le nişanlandık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Nişanlıyken Samsun Olgunlaşma Enstitüsünün açtığı kurslara devam ettim. Okula Behram ağabeyim getirip götürürdü beni.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;1964’te Sabahattin’le evlendik. Bundan sonra eğitime katkım dolaylı olmuştur belki. İnşallah olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Sabahattin’in uysal, olgun ve anlayışlı olduğu kadar sert, kıskanç, kararlı bir kişiliği var. Onun için eğitime katkım hep dolaylı olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ordu-Perşembe, Samsun, Van-Muradiye, İzmit-Bahçecik, İzmit- Derince, İstanbul…Kısaca Türkiye’yi dolaştık. 12 ev değiştirdik. Demesi kolay öğretmen maaşıyla bu zorluğun üstesinden gelmeye çalıştık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Bir bölgede kaldığımız kısa zamanda tanıdıklar olabilir; ama köklü arkadaşlık, dostluk kurulabilir mi? Göçebelerin kültürü gelişebilir mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;“Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.” diyen Atamızın istediği, özlediği muasır medeniyet seviyesine niçin hâlâ çıkamadık? Bu sorunun cevabını ilgililer düşünür mü acaba?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Aslında hepimiz ilgiliyiz. Daha doğrusu ilgili olmalıyız. “Memleket meselelerinde herkesin bir düşüncesi, bir katkısı olmalıdır.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ben de acizane olarak düşünüyorum:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ağabeyimin coşkusu, eşimin bilgi ve çalışkanlığı, oğlumun imkânları bir araya gelse…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Gelseyle, olsayla olmayacağını biliyorum ya yine de söylemeden duramadım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ağabeyim köy enstitüsü ve öğretmen okulunda okudu. Eşim öğretmen okulu, oğlum da Anadolu lisesi mezunudur. Ağabeyimin ve oğlumun okullarından söz ettiğini duymadım. Ama Sabahattin?&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Eğitim enstitüsünü ve hukuk fakültesini bitirmesine rağmen; TODAİE’de master yapmasına rağmen bu okullardan hiç söz etmez. “Ben öğretmen okulu mezunuyum.” der. Öğretmen okullarının kapanmasına ne kadar üzüldüğünü anlatamam. Şimdi bile öğretmen okulu bahsi geçince gözleri yaşarır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Sabahattin’in duygusallığını tasvir için yazmıyorum bu satırları. Söylemek istediğim şudur:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Öğretmen okulları tekrar açılmalıdır. O coşku tekrar yaratılmalı, “nura doğru” tekrar yürümelidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Bu konuda duacıyız. Evet biz artık sadece dua etmekle katkı sağlayabiliriz. Hasta halimizle başka bir şey gelmez elimizden.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_Qs1ZH_smxr8/TLkx6meLGDI/AAAAAAAABlU/CVs48xJCcSM/s1600/sanur2.JPG&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ex=&quot;true&quot; height=&quot;240&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_Qs1ZH_smxr8/TLkx6meLGDI/AAAAAAAABlU/CVs48xJCcSM/s320/sanur2.JPG&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;( Sabahattin Gencal - Nurhayat Gencal, Yuvacık, 2009)&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;II&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Hayat arkadaşım Sabahattin’le geceyi gündüzü, neşeyi sıkıntıyı, acıyı tatlıyı… her şeyi paylaşıyoruz. Hastalıkları da, acıları da olağan karşılıyoruz. Şikâyet etmiyor, umudumuzu yitirmiyor, “an”larımızı değerlendirmeye çalışıyoruz. Bu arada “karınca kadarınca” sözünü eklememiz gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Sabahattin yazar olamadı; ama arada bir yazıyor. Günümüzü, 24 saatimizi nasıl geçirdiğimizi yazmıştır. Onun için ben ayrıntıya girmiyorum. Aklıma gelen birkaç sahne yazayım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Mayıs ayının ilk haftasında bir gün… hangi gün olduğunu hatırlamıyorum. Hatırlamam da önemli değil tabii. Niçin önemli değil? Ha pazartesi olmuş, ha cuma. Bizim için fark etmez. Bizim her günümüz pazar. Sabahattin her gün tatil. Emekli ya… Alıştık buna. Bu durumu anlatmasını beceremiyorum. Ancak emekliler beni iyi anlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Sabahattin 1992’de emekli oldu. Daha emekli işlemleri bitmeden özel bir okulda idareci olarak göreve başladı. 1999’da özel okuldan ayrıldı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Bir gün evdeyiz. Her gün bazı tv dizilerini izlerdim. O gün izlemedim. Niçin izlemedim? Sabahattin evdeydi ya günü şaşırmıştım. Pazar olduğunu zannediyordum. Şimdi şaşırmıyorum. Az önce “Her gün pazar.” deyişimi anlamışsınızdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Biraz önce ne diyordum? 2006 yılının Mayısının ilk günlerinden bir gün, rahatsız olduğum için güpegündüz yatağa uzandım. Sabahattin de yanı başımda eski dosyaları, defterleri karıştırmağa başladı.Bazı yazıları da bana okudu. Sağ olsun şiir, hikâye, fıkra… güzel olan, ilginç olan bir şey varsa okur bana. Okuduğu konu dikkatimi çeker; ama okuması, o andaki duygusallığı kanıma karışır. Ben O olurum, O da ben…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Selahattin ağabey için 1974’te yazdığı akroştişi duygulandırdı beni. Akroştişi Vanın Muradiyesinde ortaokul&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;öğretmeniyken yazıp Samsun’a Selahattin ağabeye gönderdi. Selahattin ağabey de duygulanmıştı. Emekli olmuştu. Veda günü yapılmıştı okulda. Okuldan eve dönüşü almıştı mektubu. Zamanlamada bu ne tesadüf… “Veda partisinde ağlamadım, akrostişi okuyunca ağladım.”dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ben de şimdi ağlıyorum. Şiire değil ağabeyime gidemediğim için ağlıyorum. İzmit’in Yuvacık’ı ile Üsküdar arası çok uzak sayılmaz. Bir buçuk iki saatte gidilebilir. Öyleyken gidemedim ağabeyimi görmeye.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ağabeyim kalp ameliyatı olacak. O da duygulandırıyor beni. Anıt öğretmenin kalbi tekliyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Bir ara not yazayım. Yengem de kalp ameliyatı oldu. Bu operasyonda büyük yardımları olan profesör doktor x ağabeyimin öğrencisiydi. Öğrencilerin kalpleri iyileştirmesi ne güzel. Öğrencilerin gönülleri fethetmesi ne güzel. Bu güzellikler anlatılamaz, yaşanır…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Sabahattin’le çok güzel duygular yaşadık. Şimdi, yaşadıklarımızdan değil şiirden söz edelim. Açıkçası Sabahattin’in ağabeyim için ikimizin adına yazdığı akrostişi okuyalım:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_Qs1ZH_smxr8/TLkqsQWPw1I/AAAAAAAABlM/KVsP1V4MFes/s1600/Selahattin.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ex=&quot;true&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_Qs1ZH_smxr8/TLkqsQWPw1I/AAAAAAAABlM/KVsP1V4MFes/s320/Selahattin.jpg&quot; width=&quot;223&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;Selahattin Gencal, Ahmet Gencal, Muradiye - 1974&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;&lt;strong&gt;ANIT ÖĞRETMEN&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;S &lt;/strong&gt;en&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;E&lt;/strong&gt; lveda derken öğretmenliğe&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;V &lt;/strong&gt;arlık verdin bin bir çiçeğe.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;G&lt;/strong&gt; ötürdün öğrencileri&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;İ&lt;/strong&gt; leriye ileriye…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;L&lt;/strong&gt; âleler, Menekşeler, Yasemenler&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;İ &lt;/strong&gt;çinde geçti günler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;S&lt;/strong&gt; eni unutturamaz mevsimler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;E&lt;/strong&gt; n güzel yıllar geçti okulda&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;L&lt;/strong&gt; âkin yaşam da bir, okul da…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;A&lt;/strong&gt; ydınlatacaksın yine her konuda.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;H&lt;/strong&gt; er zil çalışta&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;A&lt;/strong&gt; ranacaksın sınıfta.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;T&lt;/strong&gt; arlada çalışan çiftçi gibi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;T&lt;/strong&gt; er döktün okulda.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;İ&lt;/strong&gt; çinde meslek sevgisi iman gibi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;N&lt;/strong&gt; asıl aranmazsın sınıfta?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;A&lt;/strong&gt; tan&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Ğ&lt;/strong&gt; araçoğlu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;A&lt;/strong&gt; şıksın mesleğe.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;B&lt;/strong&gt; iliyoruz kolay değildir&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;E&lt;/strong&gt; lveda demek öğretmenliğe.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Y&lt;/strong&gt; anında öğrencilerin olmasa da&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;İ&lt;/strong&gt; çinde olacaksın mesleğin,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;M&lt;/strong&gt; utluluğunu duyacaksın yine öğretmenliğin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;İ&lt;/strong&gt; çinde öğrenciler olacak&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Z&lt;/strong&gt; iller çalacak, yalnız&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;E&lt;/strong&gt; llerinde tebeşir olmayacak…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;S&lt;/strong&gt; en&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;A&lt;/strong&gt; nıt olacak öğretmensin,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Y&lt;/strong&gt; arınlara örnek&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;G&lt;/strong&gt; österileceksin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;I&lt;/strong&gt; şığın öğrencilerle yayılacak&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Y&lt;/strong&gt; arınlarda da ışıyacak, aydınlatacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;L&lt;/strong&gt; ayiktir size evren boyu sevgiler, saygılar&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;strong&gt;A&lt;/strong&gt; llah&#39;tan dileriz: Emeklilikte de mutlu yaşantılar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt 106.2pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Kardeşleriniz&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Sabahattin- Nurhayat Gencal&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Şiir duygulandırır insanı. Şiirin yazılma sürecini, anısını bilmek daha da duygulandırır. Nasıl özetlesem. Sizler duygu tüneline girerken ben hem duygu hem zaman tüneline giriyorum. Mısralara takılıp kalmıyor, eğitim kavramlarını düşünemiyorum. Nasıl düşünebilirim. “Bir uzaydır düşünce/ kelimeler uzayda yürüyenler.”diyen şair gibi de düşünmüyorum. İnanır mısınız, bu anda ağrı ve sızı da duymuyorum. İçimden şair olmak geliyor. İçimden Sabahattin için de bir şiir yazmak geliyor. Yazamıyorum tabii. Yalnız Sabahattin’e “ Bir şiir de kendin için yaz.”diyebiliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;İnsan kendisi için yazmaz, yazamaz. Yalnız, insan ancak kendisinde olanı başkalarında görebilir. Onun için diyorum ki Sabahattin’in tüm yazılarında, mısralarında kendisini görmek mümkündür.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Sabahattin’i kendi yazılarından okuyabilirsiniz. Onun için ben eşim Sabahattin’den değil oğlumdan söz edeceğim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;III&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_Qs1ZH_smxr8/TLryoInbU4I/AAAAAAAABnA/92yjDkwojQQ/s1600/anÄ±+017.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ex=&quot;true&quot; height=&quot;274&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_Qs1ZH_smxr8/TLryoInbU4I/AAAAAAAABnA/92yjDkwojQQ/s320/an%C4%B1+017.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;İzmit’in Bahçecik beldesindeydik. Ahmet ilkokuldan sonra Anadolu lisesi sınavlarına girdi. Kocaeli Anadolu Lisesini kazanamadı. Krd. Ereğli Anadolu Lisesini kazandı. Okula kaydını yaptırdık. Krd. Ereğlide bir ev tuttuk. Ben, büyük oğlumla beraber Ahmet’le kaldık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Sabahattin Bahçecikte yalnız kaldı. Her cuma akşamı Ereğli’ye gelir, Pazartesi sabahı Bahçecik’e görevinin başına dönerdi. Telefonumuz yoktu; ama her gün mektup atardı bize. Öyle ki postacı da şaşırmıştı; böylesini hiç görmemişti. Sabahatti’i sanki kamerayla izliyor gibi olurduk. Bir müddet sakladık o mektuplar. Keşke yok etmeseydik onları.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Krd. Ereğlide bir yıl kaldık. Bu bir yıl beynimize öyle kazıntı ki… Bu anda da o günleri yaşıyor gibiyim. Tv dizsi izliyor gibiyim. Bu filmi değil, filimden birkaç kare anlatayım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Bir gün çocuklarla (Fuat ve Ahmet’le) oturuyorduk. İçime doğdu. “Babanız geliyor. Arabadan indi, sokağa girdi, merdivenlerden iniyor, zile uzandı…” dedim. Tam o sırada zil çalınca sevinç, hayret, giz, heyecan… birbirine karıştı. Sabahattin gelmişti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Tamı tamına değil; ama birkaç kez böyle olmuştu. Sabahattin’le aramızda telepati mi vardı? Aramızda ne olduğunu bilmiyorum; ama birbirimizi tamamladığımız kesindir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Bir gün Ahmet babasını yolda karşılamak istedi. Otobüsün geçiş saatini aşağı yukarı biliyorduk ya kabul ettim Ahmet’in isteğini.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Akşam karanlığında büyük bir çarpma-patlama sesi ile sarsıldım. Kapıya çıktım. “Trafik kazası oldu.” dediler. Ne yapacağımı şaşırdım. Ahmet’i aramaya gitsem… Sabahattin bizi evde bulamazsa, trafik kazası da olduğunu öğrenirse ne olur, nasıl olur? Komşuya rica ettim, Ahmet’in gittiği yeri tarif ettim… Komşu kabul etmeyince yola düştüm. 3-5 dakika 3-5 ay gibi gelmişti bana. Elektrik direğinin altında Ahmet’i görünce dünyalar benim oldu. Sonra da sevindiğime üzüldüm. Araba Ahmet gibi bir çocuğa çarpmıştı. O çocuğun annesini düşündüm. Sevinç ve acı karışımını anlatamam.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Çocuklar için endişelenme çarpma gibi, top sesi gibi ağır: ama sorumluluk daha da ağır. Gerek büyük oğlum Fuat’ın, gerekse küçük oğlum Ahmet’in eğitim sorumluluğu Sabahattin’in üzerindeydi. Ben rahattım. Ne var ki Ahmet’in hazırlıkta okuduğu sene yani Krd. Ereğli’de oturduğumuz sene sorumluluğum çok ağırdı. Bir sonraki sene Kocaeli Anadolu Lisesine gidebilmesi için notlarının yüksek olması gerekiyormuş. Onun için de gayret ettirdim. Ameliyatlı olmama rağmen, geç saatlere kadar çalıştırdım ve teşekkür aldırdım. Sabahattin de bana takdirname verdi. Çalıştırma yöntemimi beğendi. Hafızlık eğitiminde ve modern eğitimde kullanılan yöntemi kullandığımı söyledi. Ben öyle yöntem möntem düşünmeden çalıştırdım. Demek ki aklın yolu birmiş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Bir ara not yazayım. Kusura bakmıyorsunuz değil mi? Sabahattin bu konuda kınar beni. “Sözün akışını bozma, konudan konuya geçme…” der. Ama ne yapayım, unutuyorum. Onun için aklıma geldiği anda söyleyi veriyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Sorumluluktan söz ediyordum. Öğretmenlere Allah kolaylık versin. Biz bir çocuğun sorumluluğunu taşıyamazken öğretmenler yüzlerce çocuğun sorumluluğunu sırtlarında taşıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Sabahattin söylemedi; ama ben eksiğimi zamanla anladım. Ahmet’e kendi kendine çalışabilmeyi öğretemedim. Kocaeli Anadolu Lisesini sene kaybetmeden bitirdi gerçi; ama ilk tercihi İstanbul fakültelerini kazanamadı. Bursa Uludağ Üniversite’si İngilizce Öğretmenliği bölümünü kazandı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Büyük oğlum Fuat, Anadolu Üniversitesi Bilecik Seramik bölümünü bitirdi. Ancak seramikte çalışmadı; akrabamızın İstanbul’daki giyim mağazasında çalışmayı tercih etti. Ahmet’te Bursa’ya gitti. Ailemiz parçalandı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ailenin parçalanması iyi olmuyor. Hafta sonları çocukların bize gelmek için yollara düşmesi de korkutuyordu bizi. Trafik canavarından hâlâ korkarız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Ailemizi birleştirmek için Sabahattin müdürlüğü bıraktı, lojmanı bıraktı. İstanbul’a naklini istedi. Ahmet de İstanbul Marmara Üniversitesine yatay geçiş yaptı. Ve tekrar aile bir araya geldik.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;…..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Önce Fuat’ı uçurduk yuvadan. Evlendi. Ayrı bir yuva kurdu. Şimdi İstanbul Çavuşbaşında. Ahmet’i de evlendirdik. O da İstanbul Dudulluda. Biz de tekrar İzmit’e döndük. Kürkçü dükkânındayız. Yuvacık beldesindeki yuvacığımızdayız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;IV&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Eşim, zaman zaman “Nurhayat’ım” der bana . Memnun olurum. Ne var bunda diyeceksiniz. İsminle çağırıyor. Herkes de isminle çağırmaz mı? Orası öyle; ama eşim anlamlı söyler, ismimin anlamını hatırlatır gibi söyler. Hayatını nurlandırdığımı, ışıklandırdığımı, ısıttığımı ima eder… Böyle olunca da memnun olurum. İlâç içmiş gibi olurum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Eşim, zaman zaman da&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;“Hayatım”, “Nuruşum” der bana. Yine memnun olurum. Onu memnun etmiş olmanın rahatlığını hissederim. Yine ilâç içmiş gibi olurum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;İlâç içmekten çok mu söz ettim. Yirmi beş yıl içinde 6 ameliyat geçirdim. Defalarca hastanelerde yattım. Sürekli ilâç kullanıyorum. Böyleyken ilâçtan söz etmem çok mu. Şunu da yazayım; Sabahattin’in sözleri ilâçtan daha iyi gelir bana. Bu tecrübeyle sabittir.Doktorların da herkesin de dikkatine sunarım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Sabahattin, tanıyanlar bilir çok az konuşur. Kelimeleri ilâç gibi ayarlar. Dozunu kaçırmaz. Tam zamanında; ne az ne de çok…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Sabahattin’in iltifatlarından en çok hoşuma gideni yazayım mı?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;“Sen öğretmen kardeşi, öğretmen eşi, öğretmen annesisin…”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Mutlu oluyorum. Herkesin de mutlu olmasını diliyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurhayat Gencal, &lt;span style=&quot;font-size: 12pt;&quot;&gt;Yuvacık, Mayıs 2006&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;clear: both;&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;post-footer&quot;&gt;&lt;div class=&quot;post-footer-line post-footer-line-1&quot;&gt;&lt;span class=&quot;post-author vcard&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/9190643634734277496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/11/ogretmenlerle-iftihar-ediyorum-nurhayat.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/9190643634734277496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/9190643634734277496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/11/ogretmenlerle-iftihar-ediyorum-nurhayat.html' title='ÖĞRETMENLERLE İFTİHAR EDİYORUM / NURHAYAT GENCAL'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_Qs1ZH_smxr8/TLkuWz_C2HI/AAAAAAAABlQ/m3M3TeEDTlI/s72-c/sanur.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-4932194849676477905</id><published>2010-11-19T15:49:00.000+02:00</published><updated>2010-11-19T15:49:25.830+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bezirganbaşı"/><title type='text'>BEZİRGÂN BAŞI</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TLGvUfdbO3I/AAAAAAAAAPY/qOFalQktTpA/s1600/GetAttachment.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ex=&quot;true&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TLGvUfdbO3I/AAAAAAAAAPY/qOFalQktTpA/s1600/GetAttachment.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Gelişmiş teknoloji sayesinde insanoğlu her türlü makineyi, araç gereçleri yapabiliyor. Gündelik hayatı kolaylaştırmak için yapılan tüm bu araçların bir yapılış amacı, yapılma planı ve kullanma talimatı var. Bilgisayarın yapılma amacı ve nasıl kullanılabileceği bellidir, hangi şartlarda nasıl çalıştırılabilir bellidir. Araba aldığınızda kaç litre benzinle kaç kilometre gidebileceğiniz aşağı yukarı bellidir, arabaya kaç kişi binebileceğiniz ve nasıl ve nerelerde kullanabileceğiniz bellidir. Bizler her şeyi böyle planlı yapabiliyorken kendi bedenimizin planının bilincinde, nasıl kullanılacağının bilincinde değiliz. İnsan bedeni günde ne kadar yemeli içmelidir, günde ne kadar yürümeli, çalışmalı, dinlenmeli, uyumalıdır? Bunların bilincinde değiliz, kullanma talimatımız yok, istediğimiz gibi har vurup harman savuruyoruz bedenimizi, zamanımızı, ömrümüzü. Yaşlanıyoruz, eriyoruz, ömrümüzün son kullanma tarihine hızla yaklaşıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları hayatlarını çok planlı programlı yaşarlar. Sabah hep aynı saatte kalkarlar, güzel bir kahvaltı, her gün düzenli olarak aynı alışkanlıkları yerine getirmek, kurulmuş saat gibi büyük bir disiplin içinde yaşamak ve çalışmak onlar için kolay ve eğlencelidir. Yorulmazlar, mutsuz olmazlar, isyan etmezler, belki de yaşlanmazlar bile. Ama bazılarıdır onlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri kalanlarımız, bizler, sen, ben, hepimiz ise nasıl yaşıyoruz, nasıl geçiriyoruz bu ömrümüzü ucuzca. Yaşamak için çalışmak ya da çalışmak için yaşamak. Bizler kıt kanaat yaşatılıyoruz birileri tarafından, çalışmamız lazım ya… Biz olmazsak kimler çalışacak yok fiyatına. Bunun farkında olsak da, olmasak da bir teslimiyet içinde, acı çeke çeke, çaresizce gidip geliyoruz işimize, gücümüze. Uzun, yorucu ve mutsuz geçen çalışma saatlerinden sonra koşuşa koşuşa evlerimize dönüyoruz. Tüm aile fertlerimiz yorgun, mutsuz, ümitsiz, dargın ve kırgın. Yediden yetmişe derler ya… Ne bebemiz mutlu, ne okula giden çocuğumuz. Ne eşimiz mutlu, ne emeklimiz. İşin kötüsü; ne fakirimiz mutlu, ne de zenginimiz. Peki kim mutlu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanma talimatına sahip olanlar mutlu. Genç de olsalar, yaşlı da olsalar mutlular. Parasız da olsalar, paralı da olsalar mutlular. Yalnız da olsalar, kalabalıklar içinde yaşasalar mutlular. Onlar mutlu, kullanma talimatına göre hareket ediyorlar çünkü. Nedir bu talimat, nereden temin edilir? Eğer bu derece formülü varsa mutlu yaşamanın, bedenimizin bir kullanma talimatı varsa ve bedenimizi doğru kullanabileceksek, bu da bizi mutlu edecekse, hadi o zaman durmayalım. Biz de satın alalım şu talimattan… Yine mi para?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar mı kitaba deftere bağlı kalınır? Bu kadar mı ezberci bir eğitim sisteminden geldiğimiz belli edilir? Bu kadar mı anti-sosyal, uyumsuz olduğumuz ortaya çıkar? Nasıl yaşayacağımızın bile kitabını arıyoruz günümüzde, bedenimizin kullanma talimatlarını arıyoruz. Nasıl mutlu olabiliriz, işin sırrı nedir diye kestirme yollar arıyoruz kendimize. Ortalık o kadar karışık ki! O kadar fazla insanla bir arada yaşıyor muşuz ki! Aslına bakarsan yapayalnız bir hayatımız var ama bir o kadar da beynimiz insan dolu, etrafımız bom boş belki ama stadyum dolusu insanların etkisi altındayız. Her insanda enerji duvarı varmış ya, her insan etrafına iyi ya da kötü enerji yayarmış ya, bizim mıknatıs bedenimiz nerede sorunlu, problemli, mutsuz, eksi bakiyeli enerji varsa çekiyor mübarek… Gün boyu evde otursak bile etkileniyoruz kalabalıklardan, kimseciklerle konuşmasak bile çenelerimiz kasılıyor, beynimiz esniyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikiyatristlere, diyetisyenlere, tıp doktorlarına iş çıkıyor; başlarını kaşıyacak zamanları yok, o kadar çok hastaları var ki… Bunalım Devrini bulana bulana ve bunala bunala yaşıyoruz, buna yaşamak denirse tabi… İşlerin düzelmesi için çok para lazım diyoruz, deliler gibi çalışıyoruz, para da kazanıyoruz belki, ama yok. Para kazanma bataklığına saplanıp kalıyoruz. Düşünsenize para bataklığı, paranın tam ortasındayız, her taraf para, size mutluluğunuzu geri vereceğini sandığınız para, ama içine çekiyor sizi iyice, yavaş yavaş batıyorsunuz paranın ta dibine. Öyle içine biraz gireyim, ihtiyacım kadar alayım, sonra geri döner problemli hayatımı çözümlerim diyemiyorsunuz. Ya para bataklığına gireceksiniz, ya da parasız olarak yaşayacaksınız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde paraya sahip olanlar işte böyle yaşıyor, para bataklığında dibe batıyorlar, yavaş yavaş, paralı mutsuzlar onlar. Aman heves etmeyin onlara, sizin de paranız olsa siz de onlar gibi mutsuz olursunuz. Daha az mutlu parasızlığınızın tadını çıkarın. Daha azın azı mutlu paralı bataklık süs bebeği olmaktansa, tarla ortasındaki bakımsızlıktan cildi çuval gibi olmuş, çıta gibi zayıf korkuluk olun daha iyi. Size bakıp korkarlar hiç olmazsa. Aman aman derler, ay ne zormuş bu derler. Kendi hallerine şükrederler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz siz olun paranın peşinden koşmayın. Paraya sahip olabilirsiniz ama bedeninize asla… Ne güzel demişler, ne güzel kötülemişler bize değil mi parayı. Nasıl kazanılacağını da öğretmemişler. Ya ne öğretmişler bize böyle? Kaç sene okuduk durduk, ne dedilerse yaptık. Neden oyalamışlar bizi? Korkuluk mu lazımmış onlara? Belli onlar ne bir şeyden korkmuşlar, ne de doğru dürüst korkutulmuşlar. Korkuluğa bak be, kimi korkutacağını bile bilmiyor, kargalar bile kıs kıs gülüyorlar senin haline, ne kör bir korkuluksun sen, ne kadar batmışsın sen de, nere ye mi batmışsın, nereye olacak; onlar para bataklığına batıyorlar, sen de mutluluk bataklığına. Evet evet, mutluluğu ararken batıyorsun mutluluğun içine. Nasıl oluyor da hala mutsuz hissediyorsun? Mutluluğu arama mutsuzluğu bataklığı mı demeli yoksa? Aman canım her ikisi de bataklık sonuçta mı diyorsunuz? Hayret bir şey, ne yani, ya bataklık, ya da bataklık mı, başka tercih yok mu? Geri dön o zaman, önün bataklık, bakalım arkanda ne var? Önüm arkam, sağım solum sobe, saklanmayan ebe….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluğun paraya sahip olmada olmadığını anladınız en sonunda. Aferin size. O kadar da kolay oldu ki bizim için aslında, ne de çabuk pes ediveren bir karakteri varmış. Her şeye de inanıyor garibim, kitaplardaki her yazılanın doğru olduğu öğretilmiş, ne güzel bir korkuluk bu… Yok yok, sakın alınma, alıngan da olmak iyi değil bu devirde, duygusal olmayacaksın, canavar olacaksın, cabbar olacaksın, cengaver olacaksın, asker olacaksın, paralı asker değil ama, gönüllü asker olacaksın, para bataklığının oduna ihtiyacı var. Senden iyi odun olur desek, yine alınıyorsun… Para bataklığının enerjiye, güce, akaryakıta ihtiyacı var diyelim, yoksa çarklar işlemez, sana ihtiyaç var, nasıl kurduysak seni ona göre davranmalısın, çarklar içinde hangi vida, somun, dişli isen ona göre davranman lazım. Güçlü ol, daha son kullanma tarihine çok var. İşimize hala yarıyorsun şu anda. Ben oynamıyorum deyip mızıkçılık etmene de izin vermiyoruz, ona biz karar veririz, ancak biz, hah hah hah, nerde benim gazozum?…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camı açık bırakmayın diye tembih etmiyor muyum size kaç kere, bak yine cereyan olmuş, bizim korkuluklar iyice üşütmüşler. Onları sabitlemek için neler yaptık, küçücük bir kelebek bile girmemeli bu akvaryuma, uçar falan, sonra kanatlarının esintisi bizim korkuluklara çarpar, zavallıcıklar hasta olur, üşütürler… Çevirin onları şöyle cama doğru, küçücük dünyalarının tek camları, bataklık manzaralı olsun, ayakta durabilecek kadar enerjileri olsun sadece, fazla enerjiye gerek yok, indirin şalterleri o zaman, neme lazım, fazla enerji belki onları zıplatır, zıp zıp zıplayan korkuluk mu seyredeceğiz bu saatten sonra? Ortalık iyice karışık zaten, şöyle keyifli keyifli yudumlamak istiyoruz içeceklerimizi, gevrek gevrek gülmek eğlenmek istiyoruz ömrümüz boyunca, sizinle mi uğraşacağız… Zaten üzüyor yeterince bataklıkta yaşamak bizi, hem zaten yer de yok burada… Zaten bataklık kapısını bulamadınız ki daha… Önce doğru kapıyı bulacaksın, kapıyı çalacaksın…. Kapı hakkı vereceksin… Senin işin zor… Aç kapıyı bezirgân başı, bezirgân başı… Sahi bizim bataklığın bezirgânı kimdi? O bizim meselemiz, siz bu satırları okumamış olun, sil bakayım zihninden çabuk…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bezirgân kelimesinin manasını otuz dokuz yaşımda mı öğrenecektim ben? Şimdi burada yazmayayım, o kadar da kolaycı olmayın canım. Tembel tembel dedik de, bu kadar da tembel olunmaz ki!!!  Ben nasıl öğrendimse sen de öğren, ansiklopedi miyim ben! Ama eminim ki bu oyunu bize öğreten kimdiyse o da bilmiyordur bu kelimenin manasını. Ona öğreten de bilmiyordur. Kim öğretiyor bu oyunları bizlere, küçücük beyinlerimize kim ezberletiyor, kim açmıyor kapıları bize? Doğru kapının hangi kapı olduğunu kim öğretmiyor bize? Kapı hakkı ne vereceğimizi ve bilmiyoruz, illa bir şey mi vermemiz gerekiyor, kapatalım şu kapıyı, çarpalım suratlarına. Üfff yine mi başa döneceğiz, hayır, bu kapıyı zor bulduk geri dönmek yok. Ama bezirgân başı kapıda, bizim Deli Dumrul’a da benzemiyor hiç…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir köprüde karşılaşmış iki inatçı keçi, birisi Bezirgân Başı diğeri Deli Dumrul olsun. Bu senaryoyu da biz yazalım canım. Her zaman başkaları mı senaryo yazacak yaşayacağımız hayata… Bezirgân Başı kapı hakkı istesin Deli Dumrul köprüyü geçirmesin. Birbiriyle uğraşıp durmuşlar… Gökten üç elma düşmüş, ikisi onların kafasına, birsi de bizim başımıza mı desek. Yoksa kırmızı başlıklı kız ile dolaşan yakışıklı kızıl saçlı delikanlıyı mı katsak öykümüzün içine. Ne de olsa elma seven çok, kızıl saçlı delikanlı hemen müdahil olur köprüdeki kavgaya. Köprü üstü kavgacılar iki, iken üç olur, biz de Japon sumocularla anlaşıp tüp geçit yaparız belki. Yok yok, iyice karıştı, bezirgân başı iyice kızacak bu işe. Biz yazarsak böyle karıştırırız işte iki dakikada. Oysa bezirgân başı yüz yıllardır söyletiyor şarkısını, bebelerimizin beynini işliyor küçücük yaşlarda, beyin mührü çıkmıyor ömür sonuna kadar. Kapı önünde bekliyoruz ömür boyu, kapı hakkı ne verirsin diye soruyoruz, sonrada bir sıçan, iki sıçan, üçüncüde kapan oluyor… Sıçan kelimesini de otuz dokuz sene isim olarak algılamış beynim. Meğer bezirgân başı sadece fiil manasında kullanıyormuş.  Bir ve iki onun alışık olduğu bir şey, üçüncüsünü de kapıyor. Demek ki üç, üçüncü olmalı, bir ve ikinin fiili belli, üçüncü de kapılıyor. Gerçi kim kapacak, nasıl kapacak o da belli değil ya… Bulandınız mı yine, daha çok bulanacak ve bunalacaksınız… Nedense hep üçüncü elma sizin kafanıza düşüyordu, bu da mı tesadüf?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle tellallar mı çıkarsak, davullar mı dövdürsek tüm mahallelerde? Duyduk duymadık demeyin. Bundan böyle bütün bezirgânların başı kesile… &lt;br /&gt;Ahmet GENCAL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Eylül 2010, İstanbul</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/4932194849676477905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/11/bezirgan-basi.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/4932194849676477905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/4932194849676477905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/11/bezirgan-basi.html' title='BEZİRGÂN BAŞI'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TLGvUfdbO3I/AAAAAAAAAPY/qOFalQktTpA/s72-c/GetAttachment.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-4238898974662736364</id><published>2010-10-10T15:07:00.000+03:00</published><updated>2010-10-10T15:07:32.261+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tukame"/><title type='text'>TUKAME</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TIyNKeBlvpI/AAAAAAAAAOo/6lz4eIbD5lk/s1600/GetAttachment.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; ox=&quot;true&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TIyNKeBlvpI/AAAAAAAAAOo/6lz4eIbD5lk/s1600/GetAttachment.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Konuşamamak, dili tutulmak ne demektir bilir misiniz? Sizin hiç konuşamadığınız, dilinizin tutulduğu zamanlar oldu mu? Kimisi heyecandan, kimisi ise üzüntüden konuşamaz, dili tutulur, yarım yamalak kelimeler çıkmaya çalışır o kerpeten gibi kasılmış ağzından, dudaklarını hangi şekle koyacağını şaşırır, alt damağı ve üst damağını ne kadar da ayrı ayrı hissedebilir. Kulak burun boğaz doktoru gibidir o birkaç salisede… Hadi ama der kendi kendine, hadi gayret, doğru nefes al, boğazının, ses tellerinin, dilinin damağının ağız yapısının düzgünce hareket etmesini sağlamak için saliseleri hesaplamaya, kullanmaya çalışır. Konuşamayan, dili tutulan, kekeleyen kendisidir. Karşısındakiler ise şok olmuşlardır, o birkaç saniyeyi çabucak geçirmek ister. Gözlerini kapatmak, karşısındakinin şok olmuş yüzünü görmek istemez, az sonra dudak ve yanak kasları da kasılacaktır çünkü, hafiften gülümseyeceklerdir ona, dalga geçeceklerdir, kah içlerinden, kah aleni aleni. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzlerce kez, binlerce kez aynı senaryo oynanmıştır. Başrollerinden hiç çıkamadığınız bir filmin içinde olmamak için neler vermezdiniz ki değil mi? Karşı karakterler hep farklı, farklı farklı, gülseler de farklı, gülümseler de farklı, sussalar da farklı, hepsi bir şekilde acı verdirtiyor insana. Ne olurdu konuşmak zorunda kalmasak, bir birlerimizin zihnini okuyabilseydik. Telepati mi derlerdi, zihin okuma gücü mü? Ne iyi olurdu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca hem de… Günler, aylar değil yıllarca… Sonu gelmiyor ki… Hep aynı…&lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ananızla, babanızla, kardeşlerinizle, akrabalarınızla, arkadaşlarınızla, eşinizle, dostunuzla, yüz yüze, ya da telefonda şöyle rahat rahat, keyifli keyifli konuşamazsınız ki hiç. Cümlelerin bası yerlerinde gerekli ses tonlamalarınızı yapıp, konuşma sanatçısı gibi konuşamazsınız ki. Hep kısa kısa, az, aynı ses tonu, hatta çok değişken ses tonlarıyla, mutsuz bir yüzle, mutsuz bir ruhla konuşmaya çalışmak. İletişimin gücü diyorlar ya hani, o gücün kaslı pazıları altında dilinizin dayanamaması, gerektiği gibi çekip çevirememesi harfleri, heceleri, kelimeleri, cümleleri… Bu o kadar önemli ki, kekeleye kekeleye yaşamak. Dünyayı da kekeleyerek yaşarsınız… Parça parça, kısık, kısık, kısa kısa, kekeleye kekeleye…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaresini bilemediğiniz bir derdiniz oldu mu sizin hiç? Doktor doktor gezdiğiniz, avuç avuç ilaçlar tükettiğiniz halde bir türlü iyileşemediğiniz. Devamlı süren bir ağrı, sızı, acı, vücut organlarınızın artık durmak istemesi, dingince sessizce bir iki saniye geçirmek istemeniz. Mücadeleden, kasılmaktan bıkmış bir beden ve zihin… Yorulmuş, düşünmekten yorulmuş dimağlar… Ama gerçekten yorulmuş, bıkmış, kendinden bıkmış, kendinden nefret eden, kendini kabullenemeyen, sevmeyen, neden ben diye soran, hani camdan dışarıya boynu bükük bakarak iki damla gözyaşı akıtan cinsten…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyonlarca kez kendi kendini motive etmeye çalışmıştır aslında. Neler demiştir kendi kendine… Ama yok, olamaz bir türlü. İş konuşma anına geldiğinde bir türlü beyninden ve kalbinden gelenleri çıkartamaz ağzından ve dilindin. Arada iletişim bozukluğu vardır, tellerde, kablolarda bir kopukluk vardır, yavaşlama olmaktadır. Dilinin hızı beyninin hızına yetişememektedir. Olamaz işte, beceremez, güzel konuşmayı ne kadar çok ister aslında, ama… Bırakın güzel konuşmayı, normal de konuşamaz ki zaten…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında o kadar konuşur ki, konuşmaktan yorulur, bıkar. Kendi kendine o kadar konuşur, o kadar hızlı düşünür ki beyni ve kalbi, o kadar yoğun dalmıştır ki düşünceler ve duygular okyanusu, hafızasının en gizli kapaklı, en çok kilitli ufacık oda köşelerinde alenen ortadadır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğerleri vın diye geçerler yanından. Ne güzel hiç özel çaba harcamadan bıdı bıdı ne güzel de konuşabilirler. Konuşmalarıyla döktürürler adeta. Akıl dehlizlerinden gelebilen cümlelerini fışkırtabilirler en yükseklere, ağız ve dil şelalelerinden. Bir de şöyle alımlı, kibirli, üstünlük taslayarak bakmazlar mı size (!?$#......) Teslim olmanın ne demek olduğunu o zaman anlarsınız işte. Teslim, pes, ben oynamıyorum demek istersiniz hayatın ta kendine haykıra haykıra… Elma düğümlenir boğazınıza, bu sefer konuşamamaktan değil, sizi boğmak isteyen, hayatınızı çıkartıp bulutların en derinliklerine atmak isteyen bir elmadır. Son dedirtebilecek bir elma. Asla yutkunmayacağınız bir elma. Yavaş yavaş ama, dura dura, hızınızı yavaşlatıp okumalıydınız bu son iki satırı. Çünkü parmaklarım bile yavaşladı, iki damla göz yaşını söylememe gerek yok herhalde klavyenin üstünde. Dinlediğim müzik mi etkiledi yoksa, bu ne yoğunluk, bu ne üzüntü aslında değil mi? Üzüntü, acı çekme rontgen ultrasonografi aleti henüz icat edilmedi değil mi? Keşke olsaydı şimdi, içine bir tarafından girer öbür tarafından çıkardık, ne kadar üzgünmüşüm ben anlardık. Siz de vay be derdiniz, adama bak, nasıl çekiyor bu kadar üzüntüyü, stresi, depresyonu, ezikliği, sıkıntıyı, yıkılmışlığı, mutsuzluğu, hayattan tat alamamayı, hayata küsmüşlüğü, salaklaşmayı artık, delirmeyi, çıldırmayı, yıkılmayı, diz çökmeyi, teslim olmayı, bitmeyi, sonlanmayı, ölmeyi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmamaya o kadar alışmıştır ki, onu her zaman sessiz sakin, beyefendi, hanımefendi tanımışlardır. Ağzı var dili yok, vur ensesine al ağzındaki lokmayı modundadır hep. Hiçbir zaman bakışlarından anlayamamışlardır içindeki kavrulmuşluğu, içi yanmaktan öteye geçmiştir artık, kavrulmuştur, kavruluyordur, tüm iç organlarını pişiriyorduk bu kavrulmuşluk, hasta ediyordur onu bu üzüntü, bu dert, bu gam, bu keder… Yıllarca o kadar atmıştır ki içine, o kadar kavurmuştur ki kendini, artık kalbi, ciğeri bitmiştir, dayanacak bir şey kalmamıştır. Ne kadar abartılı geliyor değil mi? Aynı kelimeleri evirip çevirip tekrar ediyoruz. İnanmıyorsunuz değil mi? İnanamıyor, anlayamıyorsunuz. Bu kadar mı diyorsunuz, yanı başımdakini tanıyamamış mıyım diyorsunuz, hiç mi anlayamadım neler çektiğini, ne kadar önemsememişim tüh be mi diyorsunuz. Bir şey diyeyim mi size, aslında ne derseniz deyin, ne düşünürseniz düşünün hiçbir önemi yok benim için. O kadar bitik durumdayım, anlayın işte. Neden mi yazıyorum bunları peki? Bilmem, belki birisi bu satırlara kadar okuyabilecek birisi, benimle aynı acıları çeken birisini bulabilirim diye… Nasrettin Hoca misali, damdan düşen mi arıyorum yoksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TUKAME nedir bilir misiniz? Two KM? 2 KM? KKM? KEKEME? Yıllardır orada burada nicklerinde, rumuzlarında, tukame demiştir kendine, kimse ama, bir Allahın kulu anlamamıştır manasını? Ne yazık ya? Kendine Kekeme bile diyemeyen bir kekemedir. Ne kadar araştırmıştır aslında, yok kekemelik kursları, yok kekemelik bitkisel ilaçları, yok yaaa hepsi para tuzağı… Bazen otobüste sokakta gördüğü sağır ve dilsizlerin ne kadar mutlu bir şekilde hayatlarını sürdürdüklerini görmek düşündürtmüştür onu ama yine de olmuyor işte, olmuyor, üzüntüden kendini alamıyor… Çok yoruldu artık, hiç ama hiç kekelemek istemiyor. Mutlu olmak istiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz hiç kekelediniz mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet GENCAL, 08 Eylül 2O1O, İstanbul</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/4238898974662736364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/10/tukame.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/4238898974662736364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/4238898974662736364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/10/tukame.html' title='TUKAME'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/TIyNKeBlvpI/AAAAAAAAAOo/6lz4eIbD5lk/s72-c/GetAttachment.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-609567501691230915.post-8213527654523256360</id><published>2010-09-21T08:37:00.000+03:00</published><updated>2010-09-21T08:37:32.626+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Düello"/><title type='text'>DÜELLO !</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/THz_8NpiOJI/AAAAAAAAAOI/aV0CIzIUQzo/s1600/duello.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;193&quot; ox=&quot;true&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/THz_8NpiOJI/AAAAAAAAAOI/aV0CIzIUQzo/s200/duello.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Seni düelloya davet ediyorum ! Bu cümleyi eski Amerikan kovboy filmlerinde çok duymuştuk. Bu aralar bizim içimizden sıkça geçer oldu nedense? O kadar sinirli, sabırsız ve karşımızdakini dinleyişsiz olduk ki, en ufak sorunda hemen kavga eder olduk. Önce ağız kavgası, sonra yumruk yumruğa, saç saça, baş başa kavga ediyoruz. Bu da yetmiyor, içimizden öldürmek geliyor, sokak ortasında kafasını kesmek, alnının ortasından vurmak, tırnaklarını teker teker sökmek, Ah Keşke işkence teknikleri öğrenseydim de, şu adamı anasından doğduğuna pişman etseydim, inim inim inletseydim, diye geçiyor beynimizin sağ alt tarafındaki, kuzu kuzu sessiz sessiz oturan tarafından…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunları en kısa tarafından halletmek isteyişimiz, konuşa konuşa değil de, dövüşe dövüşe, hatta düello yaparcasına fazla uzatmadan kökünden halletmek ne güzel olurdu değil mi? Yok ama o zaman vahşı batı filmlerindeki gibi oluruz alimallah, herkes birbirini öldürür. Ama şu anda da olmuyor, nasıl şikayetçi olacaz bu adamlardan, polisle mahkemeyle uğraşsak yıllarımız geçecek, mahkeme kapılarını, mermerden yapılmış merdiven basamaklarını aşındıracağız… &lt;br /&gt;&lt;a name=&#39;more&#39;&gt;&lt;/a&gt;Güvenimiz kalmadı yani, adil, adaletli bir çözüme kavuşabileceğimize güvenimiz kalmadı. En kısa çözümlerden birisi, hele de ağız ve beden kavgası yapmaktan yılmışsanız, yorgun düşmüşseniz, ya da birazcık korkaklık ve pısırıklık genleri taşıyorsanız, beddua etmektir, Allah’a havale etmektir. Öyle bir beddua edersiniz ki, ağzınızdan çıkan nefesin acı ve keskin buharı, asit banyolarına girmiş gibi eritebilir adeta hasmınızı. En gün ışığı görmemiş, en yeni beddua teknikleri sizdedir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan neden beddua eder? Neden bütün içsel güçlerini bir araya toplayıp, dua ederken yapamadığı ölçüde konsantre olup, tüm hücreleri ile kötü dua, bed dua eder karşı tarafa. Bedduayı duadan daha iyi yapıyoruz. Daha çok konsantre olabiliyoruz, aklımızda beddua ettiğimiz kişinin en kötü acı çekişleri kolayca canlanabiliyor. Karşı tarafın pişman olması, mahvolması, inim inim inlemesi, hayatının, yaşamının, sağlığının, her şeyinin alt üst olmasını, düşmesini, güçsüz aciz olmasını istiyoruz. Nasıl bizi kızdırmaya cesaret edebilir ki? Nasıl bizi üzebilir? Mahvetti bizi, kahrolduk onun yüzünden, olsun, en kötü şeyler onun başına gelsin, bizim üzüldüğümüzden on bin milyon misli o üzülsün şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşı tarafın da elleri armut toplamıyor herhalde, onun elerlide beddua etmek için semaya açılmış durumda. O da en kötü şekilde beddua ediyor size. Taramalı mitralyoz tüfeklerinin, en modern uzaktan kumandalı geüç lerinden beter mübarek… Tamam artık, gökyüzünde bir yerlerde Beddua Düellosu başlayacaktır. Bakalım kimin bedduası kimin bedduasını dövecek… Hangi beddua en profosyonel kötü kalplerden çıkmış, yoksa amatör kötü ruhla yapılan beddualar mı daha keskin kılıçlı? Neden bu beddua sevgisi? Ne kadar seviyoruz beddua etmeyi? Bumeranglar gibi dönüp dolaşıp kendi başımıza gelen öz beddualarımızı göremiyoruz mu hala? Kötü düşündükçe daha kötüye gittiğimizi hissedemiyor, düşünemiyor muyuz? Ne zaman iyi düşündük ki zaten. Kendimiz hakkında bile? Hep negatif, hep eksi, hep kötü, her şey kötüye gidiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksi dedim de, aklıma ortaokuldaki Matematik Öğretmenin geldi. Düşmanımın düşmanı dostumdur. Yani eksi çarpı eksi eşittir artı. Tamam dedim, buldum. Bir ampül yandı kafamın üstünde. Dıııınnnnn!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematik ve Fizik kuralları hayatımızda iç içe yaşadığımız kurallar. Nereye baksak Fizik ve Matematik kurallarıyla dolu. Şimdi maalesef örnek veremeyeceğim, daha detaylı açıklayamayacağım çünkü her iki dersimde, hem Fizik hem Matematik dersim de zayıftı okulda… Yoksa o yüzden mi hayattan kalıyoruz şu anda? Bak şimdi… Evet tabi ya, Matematik ve Fizik zayıfsa eğer, her öğrenciyi kötü bir hayat bekler… Çünkü hayatta başarılı olmak için dinleyemez, göremez, dersi derste öğrenemez, ev ödevlerini, performans ve proje ödevlerini yapamaz, yapmaz, yazılı ve sözlülerden hep zayıf not alır hayat üniversitesinde. Taa ki ilk ve son kez oturacağı dört kollu saltanat tahtına kavuşuncaya kadar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksi, negatif, olumsuz, depresif, mutsuz, sorunlarla dolu, içimizi pır pır ettiren, endişe veren, güldürmeyen, huzursuz, cepte parasız, gönülde sevdasız bir hayat yaşadığımız bu yıllarda, ne kadar pozitif düşünce kalıpları ile yaklaşsak bile kendimize, ne kadar psikologlar, psikiyatristlerin yazdığı pozitif ilaçlarla çarpıştırsak midemizi ve negatif bilincimizi, ne kadar pozitif banyosu yapmaya çalışsak da attığımız sahta kahkaların ağızdan çıkardığı pozitif tükürükler altında… olmuyor işte değil mi, olmuyor…. Matematik kuralı bu, eksi çarpı artı eşittir eksi. Pozitif ilaç değil bize o zaman. Zaten bunca yıl olamadığını da şimdi mi görebildik ancak. Dedik ya Matematiğimiz zayıf, tembel öğrencinin aklına yeni geldi matematik formülümüz : (-) x (+) = (-)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eeeeeee, ne oldu şimdi? Hayret bir pozitifsiniz siz de yani? Ama bu negatif dünyada kendinize asla faydanız olmayacak biliyor musunuz?  Siz devam edin bildiğiniz yolda. Devam devam, bahse girerim sizin de Matematiğiniz zayıftı değil mi? Beddua Düellosu yapmadınız mı hiç yoksa? Yoksa göhsünüzde düello galibi olduğunuzu kanıtlayan beddua madalyaları mı taşıyorsunuz? Çok mu beddua ettiniz yoksa? Çok mu negatiflediniz hayatınızı, eksiye eksiye doğru gittiniz? Olsun, endişelenmeyin artık. Nasıl olsa formül artık cebinizde, eksiyi eksi ile çarpacaksınız. Yavaş yavaş öğreneceksiniz bunu. İlk önceleri artı, eksi karmaşası yaşayacaksınız, yanlış hesaplamalar, yanlış sonuçlara sahip olacaksınız. Daha sonra alıştıkça matematiğin sihirli formüllerine, beddua düellosu artık sizin için beyninizi meşgul edemeyecek iki kelimeden ibaret olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra da sizi beddua düellosuna davet edenleri, siz de Matematiğe davet edersiniz. Kesin onun da Matematiği zayıftır değil mi?...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matematiği zayıf olanın bedduası kabul olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet GENCAL, İstanbul, 25 Ağustos 2010</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/feeds/8213527654523256360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/09/duello.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/8213527654523256360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/609567501691230915/posts/default/8213527654523256360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/09/duello.html' title='DÜELLO !'/><author><name>Ahmet GENCAL</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06987209474048992762</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='https://3.bp.blogspot.com/-7tMwXvS8kXo/VMjFcWwXmlI/AAAAAAAABJc/uNHVJXiyK2o/s113/mrgencal.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_1AJnRQh25dQ/THz_8NpiOJI/AAAAAAAAAOI/aV0CIzIUQzo/s72-c/duello.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry></feed>