İçeriğe atla

ağır

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: agir

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi آغر‎ sözcüğünden devralındı

Söyleniş

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

ağır

Ağır' bir adamın karikatürü. (1)
Askerler ağır topla uğraşıyorlar. (2)
Ağır bir duman gökyüzünü kaplamış. (3)
Kadın ağır bir elbise giyinmiş. (5)
  1. Tartıda çok çeken.
    • zıt anlamlısı: hafif
    • eş anlamlıları: kilolu, sakil
    • Kurşun, ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır.
  2. Çapı, boyutu büyük.
    • Ağır top.
  3. yoğun.
      • 'Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı. - A. Sayar
  4. (duyma) Çok az işiten kulak.
  5. (mecaz) Gösterişi fazla olmayan, ciddi olan.
    • "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi." - Mithat Cemal Kuntay
  6. (mecaz) değerli.
    • "Hiçbir yerden bir ses çıkmamış, kimse bir söz söylememişti. Yalnız Yumru kendi kendine taş yerinde ağırdır dedi." - Hüseyin Nihal Atsız
  7. (mecaz) çetin.
    • "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu." - Feridun Fazıl Tülbentçi
  8. (mecaz) Sıkıntı veren, bunaltan.
    • eş anlamlısı: sakil
    • "Sanki ağır bir yükün altından kurtuldum." - Ömer Seyfettin
  9. (mecaz) Dokunaklı, kırıcı, insanın gücüne giden.
    • "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum." - Nurullah Ataç
  10. (mecaz, kişilik) ağırbaşlı.
    • "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı." - Halide Edip Adıvar
  11. (mecaz, koku) Keskin, boğucu koku.
    • "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır." - Falih Rıfkı Atay
  12. kısık.
    • "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi." - Osman Cemal Kaygılı
  13. Davranışları yavaş olan.
  14. (yiyecekler) Sindirimi güç yiyecek.
    • Ağır bir yemek.
  15. (müzik) yavaş vuruşlu tempo.

ağır (belirtme hâli ağırı, çoğulu ağırlar)

  1. (spor) ağır siklet
    • Yıllarca ağırda güreşti.


Çekimleme

[düzenle]
ağırın çekimlemesi
hâl tekil çoğul
yalın ağır ağırlar
belirtme ağırı ağırları
yönelme ağıra ağırlara
bulunma ağırda ağırlarda
ayrılma ağırdan ağırlardan
tamlayan ağırın ağırların
kişi tekil çoğul
1. tekil (benim)
yalın ağırım ağırlarım
belirtme ağırımı ağırlarımı
yönelme ağırıma ağırlarıma
bulunma ağırımda ağırlarımda
ayrılma ağırımdan ağırlarımdan
tamlayan ağırımın ağırlarımın
2. tekil (senin)
yalın ağırın ağırların
belirtme ağırını ağırlarını
yönelme ağırına ağırlarına
bulunma ağırında ağırlarında
ayrılma ağırından ağırlarından
tamlayan ağırının ağırlarının
3. tekil (onun)
yalın ağırı ağırları
belirtme ağırını ağırlarını
yönelme ağırına ağırlarına
bulunma ağırında ağırlarında
ayrılma ağırından ağırlarından
tamlayan ağırının ağırlarının
1. çoğul (bizim)
yalın ağırımız ağırlarımız
belirtme ağırımızı ağırlarımızı
yönelme ağırımıza ağırlarımıza
bulunma ağırımızda ağırlarımızda
ayrılma ağırımızdan ağırlarımızdan
tamlayan ağırımızın ağırlarımızın
2. çoğul (sizin)
yalın ağırınız ağırlarınız
belirtme ağırınızı ağırlarınızı
yönelme ağırınıza ağırlarınıza
bulunma ağırınızda ağırlarınızda
ayrılma ağırınızdan ağırlarınızdan
tamlayan ağırınızın ağırlarınızın
3. çoğul (onların)
yalın ağırı ağırları
belirtme ağırını ağırlarını
yönelme ağırına ağırlarına
bulunma ağırında ağırlarında
ayrılma ağırından ağırlarından
tamlayan ağırının ağırlarının

Belirteç

[düzenle]

ağır

  1. Yavaş bir biçimde.
    • "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu." - Etem İzzet Benice

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

ağır basmak, ağır bir yükten kurtulmak, ağır çekmek, ağır durmak, ağır gelmek, ağırına gitmek, ağır işitmek, ağır duymak, ağır kaçmak, ağır oturmak, ağır söylemek, ağır yaralanmak

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

ağır ağır, ağır aksak, ağır araç, ağırayak, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağır ceza, ağır ceza mahkemesi, ağır çekim, ağırelli, ağır ezgi, ağır hapis cezası, ağır hasta, ağır hava, ağır hidrojen, ağır iş, ağırkanlı, ağır kayıp, ağır kusur, ağır küre, ağır makineli, ağır paha, ağır para cezası, ağır sanayi, ağır sıklet, ağır söz, ağır su, ağır top, ağır uyku, ağır vasıta, ağır yağ, ağır yara, ağır zemin, eli ağır, eline ağır, uykusu ağır, yarı ağır sıklet.

Çeviriler

[düzenle]
ad
ön ad
belirteç

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "AĞIR :"
  • Nişanyan Sözlük'te: ağır.

Azerice

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

ağır

  1. oturaklı

Kırım Tatarcası

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

ağır

  1. ağır