ağır
Görünüm
| Ayrıca bakınız: agir |
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi آغر sözcüğünden devralındı
Söyleniş
[düzenle]Ön ad
[düzenle]ağır




- Tartıda çok çeken.
- Çapı, boyutu büyük.
- Ağır top.
- yoğun.
- 'Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı. - A. Sayar
- (duyma) Çok az işiten kulak.
- (mecaz) Gösterişi fazla olmayan, ciddi olan.
- "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi." - Mithat Cemal Kuntay
- (mecaz) değerli.
- "Hiçbir yerden bir ses çıkmamış, kimse bir söz söylememişti. Yalnız Yumru kendi kendine taş yerinde ağırdır dedi." - Hüseyin Nihal Atsız
- (mecaz) çetin.
- "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu." - Feridun Fazıl Tülbentçi
- (mecaz) Sıkıntı veren, bunaltan.
- eş anlamlısı: sakil
- "Sanki ağır bir yükün altından kurtuldum." - Ömer Seyfettin
- (mecaz) Dokunaklı, kırıcı, insanın gücüne giden.
- "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum." - Nurullah Ataç
- (mecaz, kişilik) ağırbaşlı.
- "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı." - Halide Edip Adıvar
- (mecaz, koku) Keskin, boğucu koku.
- "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır." - Falih Rıfkı Atay
- kısık.
- "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi." - Osman Cemal Kaygılı
- Davranışları yavaş olan.
- (yiyecekler) Sindirimi güç yiyecek.
- Ağır bir yemek.
- (müzik) yavaş vuruşlu tempo.
Ad
[düzenle]ağır (belirtme hâli ağırı, çoğulu ağırlar)
- (spor) ağır siklet
- Yıllarca ağırda güreşti.
Çekimleme
[düzenle]Belirteç
[düzenle]ağır
- Yavaş bir biçimde.
- "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu." - Etem İzzet Benice
Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]ağır basmak, ağır bir yükten kurtulmak, ağır çekmek, ağır durmak, ağır gelmek, ağırına gitmek, ağır işitmek, ağır duymak, ağır kaçmak, ağır oturmak, ağır söylemek, ağır yaralanmak
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]ağır ağır, ağır aksak, ağır araç, ağırayak, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağır ceza, ağır ceza mahkemesi, ağır çekim, ağırelli, ağır ezgi, ağır hapis cezası, ağır hasta, ağır hava, ağır hidrojen, ağır iş, ağırkanlı, ağır kayıp, ağır kusur, ağır küre, ağır makineli, ağır paha, ağır para cezası, ağır sanayi, ağır sıklet, ağır söz, ağır su, ağır top, ağır uyku, ağır vasıta, ağır yağ, ağır yara, ağır zemin, eli ağır, eline ağır, uykusu ağır, yarı ağır sıklet.
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Azerice
[düzenle]Ön ad
[düzenle]ağır
Kırım Tatarcası
[düzenle]Ön ad
[düzenle]ağır
- ağır
Kategoriler:
- Osmanlı Türkçesi kökenli Türkçe sözcükler
- Osmanlı Türkçesinden devralınan Türkçe sözcükler
- Türkçe 2 heceli sözcükler
- Türkçe IPA okunuşu olan sözcükler
- Türkçe sözcükler
- Türkçe ön adlar
- Türkçede kişilik
- Türkçede yiyecekler
- Türkçede müzik
- Türkçe adlar
- Türkçede spor
- Türkçe belirteçler
- Azerice sözcükler
- Azerice ön adlar
- Kırım Tatarcası sözcükler
- Kırım Tatarcası belirteçler