Cumhuriyet’in kupası
2023’ü tekrar yaşıyoruz. Bir yıl içinde düzenlenen tüm kupaları yine aynı ülke alıyorsa; burada rastlantı yoktur. Kusursuz bir başarı vardır.
2023’te kadın voleybolunda önce Şampiyonlar Ligi’nde 2 Türk takımı final oynadı. Ardından FIVB Milletler Ligi’nde şampiyon olduk. Ağustos’un sonunda Avrupa Şampiyonu olup Eylül’ün ortasında Dünya Kupası yerine geçen Japonya’daki Olimpiyat elemesini de lider tamamladık. Sene sonunda FIVB Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda da yine 2 Türk takımı final oynadı.
Bu yıl yine kadın voleybolunda Şampiyonlar Ligi’nde 2 Türk takımı final oynadı. CEV Kupasını da Türk takımı kazandı. Avrupa Ardından FIVB Milletler Ligi’nde Şampiyon olduk. İtalya’da düzenlenen Akdeniz Oyunları’nda ev sahibi İtalya’yı finalde 3-0 yenerek Şampiyon olduk. Üstelik final karşılaşmasının ikinci setini 24-18 geriden gelerek kazandık. Ardından bu hafta sonu, Şampiyon ülkenin Olimpiyat vizesi de alacağı Avrupa Şampiyonası’nda yine Şampiyon olduk. Aralık ayında FIVB Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda da yine iki temsilcimiz ile katılacağız.
Kusursuz geçen bu 2 yıl, Türk kadın voleybolunda başarının devamlı ve tartışmasız olduğunun kanıtıdır. Avrupa Şampiyonası ile aynı gün başlayan Akdeniz Oyunları’ndaki şampiyonluk, üstünlüğümüzün sadece A takımı düzeyinde olmadığını da kanıtlıyor.
ÜSTÜNDAĞ’IN BAŞARILI YÖNETİMİ
TVF Başkanı Akit Üstündağ’ın bu şampiyonluktaki başarısına dikkat çekmek gerekir. Kadın Voleybol Milli Takımımız turnuvayı tam bir turnuva takımı gibi oynadı. Bir turnuvada Şampiyon olmak önemlidir. Bu amaç için, enerjinizi doğru kullanıp stratejinizi Şampiyon olmak için harcamalısınız. “Her maça kazanmak için çıkacağız” lafı plansız kişilerin söyleyeceği laftır. Nitekim, Milli Takımımız Polonya karşılaşmasında aldığı 25-15 ve 25-16’lık setler de bu karşılaşmayı kazanacak sığaya sahip olduğunu gösterse de bu karşılaşmayı kaybettik. Bu sayede İtalya ile finalde karşılaştık. Aksi olsa, yarı finalde İtalya’yı yenmiş olsak bile yıpranmış bir Milli Takım finale yorgun çıkacaktı.
Federasyonumuzun önemli bir müdahalesi de yarı final karşılaşmasının saatini, Fenerbahçe-Beşiktaş karşılaşması bahane ederek 16.00’ya aldırması oldu. İlk yarı final karşılaşmasını oynayıp, 1 gün sonra muhtemelen 5 set sürecek final karşılaşmasına 3 saat fazla dinlenerek çıkmayı sağlamak stratejik bir başarıdır. Yönetmek izlemek demek değildir. Bazen turnuvanın ev sahipliğini almaktır, bazen maç programına müdahale edebilmektir, bazen Polonya maçında olduğu gibi cesur ve stratejik kararları almaktır. Akif Üstündağ yönetimi, tüm bu konularda doğru kararlar aldı. TVF, hem kadın hem erkek milli takımlarımıza antrenör seçiminde de başarılı oldu.
TERZİC’İN TAKTİĞİ TERS TEPTİ
Üstündağ’ın yarı final karşılaşması sonrası Terzic hakkındaki açıklamaları da değerlidir. Vargas’a Sırp pasaportu çıkaran Terzic; Vargas’ın Türk Milli Takımı’nda oynamasını eleştirdi. Hem İtalya hem Sırbistan Kadın Milli Takımlarında farklı ülke kökenli oyuncular oynarken; mücadelede kalabilmek için Türkiye’nin bu girişimini eleştirmek; Avrupalının kurtulamadığı Orta Çağ’ aristokrasi kültürünün neden olduğu üstünlük kompleksiyle açıklanır. Üstündağ’ın “Terzic artık Türkiye’de kendine iş aramasın!” açıklamasını emek karşıtlığı olarak değerlendirilmemeli; bu bir güç gösterisidir. Güç sahada olduğu kadar, saha dışında da olmazsa başarılı olamazsınız. Terzic, artık kendine Türkiye’de iş aramasın!
TRT’NİN VOLEYBOLA KATKISI
Şampiyonluk sevincini TRT ekranlarında yaşadık. Milli takımlardaki başarılar ülkemizi birleştiren ve milletçe daha dik durmamızı sağlayan başarılardır. Kadın voleyboluna dair, ekranlarda ne izliyorsak TRT sayesindedir. Kadın Ligimizi de milli karşılaşmaları da TRT yayımlıyor. TRT’nin kadın voleybolu başta olmak üzere kadın sporcuların mücadelesini yayımlamadığını iddia etmek kötü niyettir. TRT Spor yöneticilerini özellikle Tabii platformuna hapsettikleri Milli Takım mücadeleleri nedeniyle eleştiririm. Ancak, neredeyse tüm spor dallarında kadınlarımızın başarılarını TRT sayesinde öğreniyoruz. TRT’nin kadın sporcularımızı yayınlamadığını iddia etmek kötü niyettir.
Kadın voleybolundaki bu kusursuz başarıyı hükümet karşıtı bir propagandaya çevirmek, sporun ülkeyi birleştirici amacını baltalamaktır. Son yıllarda, voleybol başta olmak üzere sporu destekleyen yatırımlar yapılmaktadır. Bu başarı, tüm milletindir; ancak Spor Bakanlığı’nın ve Cumhurbaşkanlığı’nın desteği olmadan bu başarıların gelmesi mümkün değildir. Bu başarıları hükümet karşıtı propagandalarda kullananlar, Türkiye’ye ve Türk sporuna kötülük yapıyorlar. Villa ve özel uçak polemiklerine girenler de şampiyon kızlarımızın onur dolu emeklerine ve tertemiz niyetlerine leke bulaştırıyorlar.
Cüneyt Kıran, hem yarı finali hem finali mükemmel sundu. İtalya Milli Takımı’nda yer alan devşirmeleri tek tek anlatması; Milli Takımımıza karşı haksız eleştirilere yanıttı. Şampiyon takımımızı Atatürk’ün Kızları şeklinde anons etmesi ve şampiyonluğu Mustafa Kemal’in “Zafer, “Zafer benimdir” diyebilenindir” sözüyle açıklaması gözlerimizi yaşarttı. Kıran’ın anlamlı sunumu TRT’yi haksız eleştirenlere de yanıt oldu. Şampiyonluğun nasıl kazanıldığını en net şekilde Kaptan Eda Erdem özetledi: “Cumhuriyet'in bize açtığı yolda, Türk kadınının neler başarabileceğini gösterdik”