Avrupa Birliği için sonun başlangıcı
Avrupa, Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletindeki parlamento seçimlerinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin rekor düzeyde oy alarak birinci parti çıkmasının şokunu yaşıyor. Artık ne Almanya eski Almanya, ne de Avrupa Birliği eski Avrupa Birliği olabilir. Nitekim AfD Eş Genel Başkanı Alice Weidel, daha önce yapmış olduğu açıklamalarda, Almanya’da seçimi kazandıktan sonra Avrupa Birliği’nden ayrılacaklarını defalarca söylemişti.
Almanya’nın ilk AfD’li eyalet başbakanı olmak için aylardır yoğun bir seçim kampanyası yürüten Saksonya-Anhalt’taki liste başı adayı Ulrich Siegmund, ”2026 vizyonumuz gerçek oldu. Ülkemizi geri alacağız. Ve buna Saksonya-Anhalt ile başlıyoruz” dedi.
“Ülkemizi geri alacağız” söyleminin ardında tabi ki mülteci ve göçmenlere duyulan tepki ve ırkçı bakış açısı yatıyor. Almanya’da özellikle de eski Doğu Almanya eyaletlerinde uzun süredir göçmen politikalarına karşı büyük tepki var. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından Ukrayna’dan kaçmak zorunda kalan Ukraynalı mültecilere verilen devlet yardımları, aşırı sağcılar tarafından şişirildi ve Alman toplumunda tepkilere neden oldu. Weidel de daha önce yaptığı açıklamalarda “Yasadışı göçmenleri geri göndereceğiz ve sınır güvenliğini artıracağız” demişti.
Merz için ağır bir yenilgi
Başbakan Friedrich Merz’in partisi Hristiyan Demokratlar (CDU) ise tam anlamıyla ağır bir seçim yenilgisi ile sarsılıyor. Oysa CDU lideri Merz, geçen sene Mayıs ayında başbakanlığı üstlenirken son derece iddialı konuşmuş, aşırı sağın önünü keseceklerini ve AfD’yi zayıflatacaklarını vaat etmişti. Ancak sandık sonuçları tam aksi bir tabloyu ortaya koydu: 2021’deki eyalet seçimlerinde yüzde 20,8 oy alan AfD, bu kez oylarını iki katından fazla artırarak yüzde 44’e çıkardı ve eyalet parlamentosunda en çok milletvekilini elde eden birinci parti oldu.
Bu rakam, aşırı sağcı AfD’nin bugüne kadar bir eyalet seçiminde ulaştığı en yüksek oy oranı. Dahası, bugüne kadar Saksonya-Anhalt’ta bu denli yüksek bir oy oranını yakalayabilmiş başka tek bir parti dahi olmadı.
“AB’ye ihtiyacımız yok”
AfD’nin bu tarihi zaferi, sadece Berlin’de değil, Brüksel’de ve tüm Avrupa başkentlerinde fay hatlarını derinden sarsıyor. Çünkü Alice Weidel’ın ajandası oldukça net ve radikal.
AB’yi “antidemokratik bir bürokrasi canavarı” olarak tanımlayan Weidel, radikal bir reform yapılmadığı takdirde tıpkı İngiltere’nin Brexit’i gibi Almanya’yı da AB’den çıkaracak bir halk oylaması (Dexit) vaat ediyor. “AB’ye ihtiyacımız yok” diyen Weidel, faturayı tamamen Brüksel’e kesiyor.
Euro’nun Alman ekonomisini zayıflattığını ve halkın refahını düşürdüğünü savunan AfD lideri, ulusal para birimine geri dönülmesini istiyor. Benzer şekilde, serbest dolaşımı sağlayan Schengen Anlaşması’nı da reddederek ulusal sınırların tamamen kapatılmasını ve sıkı kontrollere geçilmesini savunuyor.
Rusya ile ilişkileri düzeltmekten yana
Moskova ile ilişkileri düzeltmekten yana tavır koyan Weidel, Rus petrolü ve doğal gazına yönelik yaptırımların kaldırılmasını istiyor ve ucuz Rus enerjisinin Alman sanayisinin cansuyu olduğunu açıkça ifade ediyor.
Saksonya-Anhalt’taki bu patlama, önümüzdeki dönemde sırasıyla Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’de yapılacak eyalet seçimleri ile İsveç, Letonya ve Bulgaristan sandıkları öncesinde tüm kıtayı alarma geçirdi. Asıl büyük sınav ise 2027’deki Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile Fransa, İtalya, İspanya, Yunanistan ve Polonya’da gerçekleşecek genel seçimler olacak.
Kremlin ve Orban memnun
Buna karşılık, aşırı sağın yükselişinden memnuniyet duyan bir cephe de var. Rusya Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Kirill Dmitriev, ABD Başkanı Donald Trump’ın seçimle ilgili paylaşımını alıntılayarak “pragmatik ve Rusya yanlısı AfD’nin tarihi zaferini” övgüyle karşıladı. Eski Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ise zaferi kutlamakta gecikmedi. AfD’nin başarısını “Almanya ve Avrupa için muazzam bir gece” olarak niteleyen Orban, Avrupa’yı bekleyen fırtınalı geleceği tek bir cümleyle özetledi: “Kemerlerinizi bağlayın. Bu sadece başlangıç!”