Nobel ödüllü ekonomist Prof. Dr. Daron Acemoğlu, yapay zekânın bugünkü gelişim biçiminin gelir eşitsizliğini derinleştirebileceği ve milyonlarca çalışanı işsiz bırakabileceği uyarısında bulundu. Acemoğlu, teknoloji şirketlerinin kontrolündeki dönüşüme zamanında müdahale edilmemesi halinde 20 yıl sonra çok geç kalınabileceğini ifade etti.
Daron Acemoğlu’ndan yapay zekâ uyarısı: 20 yıl sonra çok geç olabilir
Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu, yapay zekânın mevcut gelişim modelinin gelir eşitsizliğini artırabileceği ve milyonlarca kişiyi işsiz bırakabileceği uyarısında bulunarak, müdahale için 20 yılın çok uzun olduğunu söyledi.
Kaynak: Haber Merkezi
Acemoğlu’na göre geçmişte şirketlerin yeni teknolojilere ve pazarlara yatırım yapması, daha fazla işçinin istihdam edilmesini ve ücretlerin yükselmesini beraberinde getiriyordu. Ancak günümüzde ağırlıklı olarak otomasyona dayanan teknoloji modeli aynı sonucu üretmiyor. Özellikle orta ve alt orta sınıfın önemli bölümünü oluşturan mavi yakalı çalışanlara yönelik iş gücü talebinin ciddi şekilde gerilediğine dikkat çekti.
"BİZE HİÇBİR ŞEY SORULMUYOR"
Acemoğlu, yapay zekânın hayatın neredeyse bütün alanlarını dönüştüreceğini ancak toplumların bu dönüşümün hangi yönde gerçekleşeceği konusunda son derece sınırlı söz hakkına sahip olduğunu belirtti.
“İnsanlara yapay zekânın toplumu nasıl şekillendireceği konusunda hiçbir şey sorulmuyor” diyen Acemoğlu, bunun yalnızca ABD ve İngiltere için değil, yapay zekâ teknolojilerinin geliştirildiği merkezlerin dışında yaşayan milyarlarca insan açısından da ciddi bir sorun olduğunu söyledi.
Mevcut yapay zekâ geliştirme sürecini “son derece yukarıdan aşağıya ve demokratik olmayan” bir model olarak tanımlayan Acemoğlu, teknoloji şirketlerinin yapay zekânın bütün toplumu daha zengin ve daha müreffeh hale getireceğine yönelik söylemlerinin sorgulanması gerektiğini savundu.
"YAPAY ZEKÂ EŞİTSİZLİĞİ BÜYÜTEBİLİR"
Acemoğlu, yapay zekânın mevcut gelişim çizgisinin toplum genelinde ortak refah yaratmak yerine geniş kitleleri ekonomik hayatın dışına itebileceği uyarısında bulundu. Bununla birlikte yapay zekâya ilişkin kötümser bir yaklaşım içinde olmadığını özellikle belirten ekonomist, teknolojinin önemli fırsatlar sunduğunu, ortaya çıkacak sonucun ise yapay zekânın nasıl geliştirildiğine ve hangi amaçlarla kullanıldığına bağlı olduğunu söyledi.
Teknolojik gelişmenin kendi başına toplumun tamamına refah sağlayacağı düşüncesine karşı çıkan Acemoğlu, Sanayi Devrimi’ni örnek gösterdi. İngiltere’de sanayileşmenin ilk döneminin büyük eşitsizliklere ve ciddi sosyal maliyetlere neden olduğunu hatırlatan Acemoğlu, teknolojik ilerlemenin otomatik olarak toplumun geniş kesimlerinin yaşam standardını yükseltmediğini vurguladı.
ROBOTLAR ÜZERİNDEN ABD ÖRNEĞİ
Acemoğlu, robotların kullanımına ilişkin yürüttüğü araştırmalara da değindi. ABD’de robotların hızlı şekilde kullanılmaya başlandığı bölgelerde ücretlerin ve istihdamın gerilediğini, buna karşılık gelir eşitsizliğinin arttığını ifade etti.
Aynı teknolojinin Japonya ve Almanya’da ise farklı bir anlayışla kullanıldığına dikkat çeken Acemoğlu, bu ülkelerde çalışanların yeniden eğitildiğini ve teknolojik dönüşümden elde edilen kazanımların daha geniş toplum kesimlerine aktarılabildiğini söyledi.
"20 YIL ÇOK GEÇ OLABİLİR"
Acemoğlu, sosyal medya alanında geçmişte yapılan hataların yapay zekâ konusunda tekrarlanmaması gerektiğini belirtti. Teknoloji şirketlerinin uzun süre istedikleri gibi hareket etmelerine izin verilmesini, sorunlar ortaya çıktıktan yıllar sonra ise düzenleme yoluna gidilmesini eleştiren Acemoğlu, aynı yaklaşımın yapay zekânın oluşturabileceği risklerle mücadelede yeterli olmayacağını söyledi.
Acemoğlu, bu konudaki en dikkat çekici uyarılarından birini ise “Yirmi yıl sonra muhtemelen çok geç olacak” sözleriyle yaptı.
Özellikle yapay genel zekâya (AGI) odaklanan yaklaşımın insanları ekonomik ve sosyal sistemin dışına itme düşüncesini beraberinde getirebileceğini savunan Acemoğlu, birkaç kişinin teknolojik vizyonunun bütün topluma dayatılması durumunda “kontrolden çıkmış bir topluma” doğru ilerlenebileceği uyarısında bulundu.
"İŞÇİ YANLISI YAPAY ZEKÂ"
Yapay zekâya karşı olmadığının altını çizen Acemoğlu, bunun yerine farklı bir teknoloji politikası izlenmesi gerektiğini savundu. “Pro-worker AI”, yani “işçi yanlısı yapay zekâ” olarak adlandırdığı modelde teknolojinin insanların yerine geçmekten çok çalışanların verimliliğini artırması gerektiğini ifade etti.
Bu yaklaşım kapsamında yapay zekânın çalışanları işlerinden etmek yerine onların yeni görevler üstlenmesine, farklı uzmanlıklar kazanmasına ve yenilik üretmesine destek olması gerektiğini belirtti.
Acemoğlu, tıp alanında radyoloji görüntülerinin analiz edilmesini bu modele örnek olarak gösterdi. Yapay zekânın binlerce görüntü arasındaki örüntüleri insanlardan daha başarılı şekilde tespit edebildiğini belirten Acemoğlu, bunun insan unsurunun tamamen devre dışı bırakılması anlamına gelmediğini söyledi. Özellikle iletişim, sosyal beceriler, müşteri ihtiyaçlarını anlayabilme ve inovasyon gibi alanlarda insanın önemini koruyacağını vurguladı.
3,5 MİLYON ÇALIŞAN İÇİN UYARI
Yapay zekâ nedeniyle kısa vadede risk altında kalabilecek meslek gruplarından birinin müşteri hizmetleri çalışanları olduğunu belirten Acemoğlu, ABD’de yaklaşık 3,5 milyon kişinin bu alanda çalıştığını söyledi.