Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 414 ismin yargılandığı İBB davasında 77. duruşma tamamlandı.

ETKİN PİŞMAN ADEM TUNCAY SAVUNMA YAPTI

İBB Davası’nda etkin pişmanlık kapsamında ifade veren eski İBB Reklam Yönetimi Müdürü Adem Tuncay, savunmasında iştirak şirketlerinin alt ihaleleri ve sonrasındaki para hareketleri konusunda bilgi ve yetkisinin bulunmadığını, hakkındaki suçlamaların ağırlıklı olarak idari imzalarına dayandırıldığını söyledi.

Savcılık sorgusunda ise Tuncay, reklam süreçlerinde Murat Ongun’un etkili olduğunu, Kağan Sürmegöz’ün Reklamist için “patron firması” ifadesini kullandığını öne sürdü. Tuncay’a soru yönelten tutuklu Murat Ongun, “Reklamist firmasının benim olduğuna dair delilinizi ortaya koyar mısınız?” dedi. Tuncay, “Ortaya delil koyamayacağım. Resmiyette bunun sahibinin Nihat Sütlaş olduğunu ifademde geçirmişim” yanıtını verdi.

İBB Davası’nın 77’nci gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri'de yeni inşa edilen duruşma salonunda devam edildi. Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren eski İBB Reklam Yönetimi Müdürü Adem Tuncay, 2006 yılında İBB’de çalışmaya başladığını, 2017’de Reklam Yönetimi Müdürlüğü’nde müdür yardımcısı, 20 Eylül 2022’de ise müdür olarak görevlendirildiğini anlattı.

Tuncay, cezaevindeyken Hakan Karaköse’nin tahliyesinden sonra bazı belediye meclis üyeleri ve milletvekillerinin kendisini ziyaret etmeye başladığını, bu görüşmelerden birini “dolaylı telkin ve baskı” olarak değerlendirdiğini söyledi. Savcılığa kendi iradesiyle başvurduğunu belirten Tuncay, “Savcı Bey tarafından hiçbir şekilde kimsenin ismini vermem konusunda bir zorlama yapılmadı” dedi.

“İŞTİRAKLERİN ALT İHALELERİYLE İLGİLİ BİLGİM VE YETKİM YOK”

Tuncay, savunmasında ana ihaleler sonrasında iştirak şirketlerinin yaptığı alt ihaleler, muvazaalı olduğu ileri sürülen teklifler ve paraların “sisteme” aktarıldığı yönündeki iddiaların kendi görev alanı dışında olduğunu söyledi.

“Birileri bir menfaat elde ettiyse veya iddianamede ileri sürüldüğü gibi başka işlemler yapılmışsa bile bu konularla benim hiçbir bilgim ve ilgim bulunmamaktadır” diyen Tuncay, “Ben bilmediğim, içinde bulunmadığım, görev alanımın dışında gerçekleşen hususlarla ilgili bir değerlendirme yapmayacağım” ifadelerini kullandı.

Tuncay, Eylem 61 kapsamında 2 bin raket ve 400 megalight ihalesinin yapıldığı tarihte müdür değil, müdür yardımcısı olduğunu belirterek ihale onay belgesinde imzasının bulunmadığını söyledi.

Tuncay, “Belediye encümeni üyesi değilim, ihale komisyonu üyesi değilim, ihale yetkilisi değilim, sözleşme imzalayan makam değilim. Bu eylemde ihaleye fesat suçlamasını anlayamıyorum” dedi.

İTİRAFÇI SANIK EYÜP SUBAŞI SAVUNMA YAPTI

İtirafçı tutuksuz sanık iş insanı Eyüp Subaşı, “Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum” dedi.

Görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 51'i tutuklu 414 kişinin yargılandığı davanın 77. duruşması tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla sürüyor. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuksuz sanık iş insanı Eyüp Subaşı savunma yaptı. Subaşı, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeleri inkar etmediğini söyledi.

"KAMU KAYNAKLARINDAN TEK KURUŞ ALMADIM"

İddianamede 6 eylemden sorumlu tutulduğunu belirten Subaşı, Panoffect Medya adlı şirketi kamu kaynaklarından tek kuruş almadan, kendi sermayesiyle kurduğunu söyledi.

Subaşı, hakkındaki iddianamenin temelini şirketleri ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve iştirakleri arasında yapılan ihalelerin oluşturduğunu belirterek, bu ihalelerin tamamının belgeli, ticari ve gerçek işler olduğunu kaydetti. 2014 ve 2019 seçim dönemlerinde de diğer özel sektör ile kamu müşterilerine olduğu gibi, tamamen profesyonel ve ticari işlerin gereği Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyasına, dijital baskı ve duvar giydirme işlerini Genç Popülist olarak ve şahsen yürüttüğünü söyleyen Subaşı, bu süreçte Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanı olması nedeniyle Fatih Keleş (sanık) ile tanıştığını anlattı.

SUBAŞI: YÜZDE 10'LUK BEDELİ ÖDEMEK ZORUNDA KALDIK

Subaşı, Kültür A.Ş. kapsamındaki üretim ihalesindeki işlerinin billboard, raket, elektrik direği, köprü, birçok inşaat çevresindeki parapet, araç giydirme, baskı ve çeşitli organizasyon işlerinden ibaret olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Yaklaşık 14 ay boyunca bu işi yaptık. Yani 2020 sözleşme bittikten sonra 2 ay süre uzatımıyla devam eden işlerden ibarettir. Bu süreçte karşılaştığımız durum iddia edildiği gibi bir kayırma değil. Üretim, baskı ve tanıtım işine yönelik üstelik ciromuzun yüzde 10'luk bedelini Fatih Keleş'e aktarmamız gerektiği tarafımıza iletilmiş. Başlangıçta bu talep bizim için şaşırtıcı olsa da kabul etmemiştik.

Ancak devam eden işlerimiz, pandeminin tüm ticari faaliyetleri durma noktasına getirmiş olması nedeniyle bu duruma maruz ve mecbur kaldık. Kendi kazancımızdan yapmış olduğumuz işin geneline yönelik yüzde 10'luk bedeli ödemek zorunda kaldık." Dijital ekran mecrasındaki çalışmalarını anlatan Subaşı, savunmasını şöyle sürdürdü: "Sektörün en popüler mecrası haline geldiğinde, İstanbul'un değerli reklam mecrası tarafından anlaşıldığında tam bu noktada tarafıma yönelik sistematik bir baskı süreciyle karşı karşıya kaldım. Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz (sanık) ile birlikte Mermerciler Sanayi Sitesi'nde, sonrasında 2021 Ekim ayında İBB İletişim Çadırı'nda Murat Ongun (sanık) ile yapılan görüşmede, Reklamist firmasına ekranların devri adeta dikte edildi.

Bu kadar emeğimi çöpe atmak istemedim, kabul etmedim. Sonrasında Tuncay Yılmaz ve Nihat Sütlaş ile ofisimde bir araya geldik. Bu görüşmenin ardından Merter Plaza Reklamist ofisinde Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma (sanık), Nihat Sütlaş (sanık) ile devir şartlarına ilişkin benim açımdan kabul edilebilir olmayan görüşmeler yaptık. Önümüze konan şartlar benim için bir anlamda ticari enkazdı. Bu olumsuz görüşmenin ardından reklam yerlerimizden bir kısmı maalesef ki indirildi. Bunu sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama olarak değerlendirdim."

"BİR DAYATMAYLA KARŞI KARŞIYA KALMAK BİZLERİ ŞAŞIRTTI"

İstanbul metroları için üst örtü kanopi projesiyle ilgili Subaşı, şu iddialarda bulundu:

"İşin tarafımıza verilmesi sonrasında Ertan Yıldız'ın 20 milyon liralık talebine maruz kaldık. Bu nedenle kanopi projesinde önümüze konan talebin aynı sistemin bir uzantısı olduğunu anladık. Metrodaki ticari zararlarımızı bu yeni mecra ile telafi edebileceğimize inandığımız için bu talebi ihale sonrası parça parça ödemeyi kabul ettik. Ertan Yıldız'a değil, yönlendirdiği Mahmut isimli bir şahsa. Kendi finans fonlarımızla kamu bütçesinden tek kuruş almadan metro girişlerini vatandaşlarımızın yağmurdan, çamurdan korunacağı daha modern ve güvenli alana dönüştürmek için yapacağımız bu proje için bile 16 milyon İstanbullunun doğrudan faydalandığı bir sosyal sorumluluk projesi görürken de böyle bir dayatmayla karşı karşıya kalmak bizleri oldukça şaşırttı." Üzerine atılı örgüt üyeliği suçlamasını kabul etmeyen Subaşı, bu iddianamenin sanığı değil, ticari mağduru olarak bu salonda bulunması gerektiğini savunarak, "Geleceğimi ortaya koyarak kamuya ve İstanbul'a önemli yatırımlar yaptığımı düşünüyorum. Şirketleri yönettim evet, ihalelere girdim evet, yatırım yaptım evet. Bazı para hareketlerinin içerisinde bulundum, inkar etmiyorum. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum. Ancak yapmadığım bir fiilin, taşımadığım bir kastın ve mensubu olmadığım bir örgütün sorumluluğunu asla kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı.

"CEZAEVİNDE 3 KEZ BAYILDIM"

Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, fenalaştı. Sağlık ekipleri Türker'e duruşma salonunda müdahalede bulundu. Durumunun iyiye gittiği belirtilen Türker, geçen hafta da cezaevinde üç kez bayıldığını anlatmıştı. Ayrıca geçen hafta yapılan tutukluluk incelemesinde tahliye talebinde bulunan Türker, sağlık sorunlarını şöyle aktarmıştı:

“Tansiyon sorunu da yaşamaya başladım, üç kez bayıldım. Bir defa omuzumdan yaralandım. Bir defa başım açıldı. Bunlar revir kaydında var. En sonunda hastaneye sevk edildim. Zannedersem üç kez hastaneye gidip geldim. EKG, efor, işte holter vesaire fakat doktor kesin bir çözüm bulamadı. ‘Senin geçmişindeki detayları bilmediğim için sen en iyisi de bir ilaçlarını bırak, kendini ayarlamaya çalış, bir de bayılma diye bol tuzlu ye, bakalım ne olacak’ dedi. Benim babam da doktor. Kendi doktorlarıyla konuştu. 25 yıl önceki hastalığın başlangıcının tekrar etmiş olabileceğini, dolayısıyla hem detaylı tetkik, mümkünse anjiyo yapılmasını önerdiler. Son 1 aydır rahatsızlığıma dair Adalet Bakanlığı cezaevine yazılı bir talimat geçmiş. Gece gündüz fark etmeksizin 7/24 her 15 dakikada bir iki infaz koruma memuru odama geliyor. Beni kontrol ediyorlar. Gece uyurken de geliyorlar. Eğer ikinci geldiklerinde aynı pozisyonda yatar bulurlarsa ışığı açıyorlar, beni uyandırıyorlar.”

GÜLİBRAHİMOĞLU’NUN ŞOFÖRÜ SAVUNMA YAPTI

Bugün savunma yapan isimlerden biri de tutuksuz yargılanan etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Murat Gülibrahimoğlu’nun eski şoförü Semih Bilgin oldu. Daha sonra Bilgin'in savunmasına geçildi. Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeleri tekrar eden Bilgin, 2015 yılından itibaren Gülibrahimoğlu’nun yanında şoför olarak çalışmaya başladığını, yaklaşık sekiz yıl boyunca ağırlıklı olarak Gülibrahimoğlu’nun eşi ve çocuklarının ulaşım işlerini yaptığını anlattı. Bilgin, farklı tarihlerde banka talimatlarıyla para çektiğini, şirket adına çeşitli para, çek ve evrak taşıma işlerinde görevlendirildiğini belirterek, bu işlemlerin kendisine verilen talimatlar doğrultusunda yapılan şoförlük faaliyetleri olduğunu savundu. Bilgin’in savunmasının ardından mahkeme başkanı, sözünü ettiği para hareketlerinin kaynağını ve akıbetini sordu. Hakim, “Bir takım alışverişlerden, vesair işlerden bahsediyorsun. Para aldın. Yener Beyle beraber teslim ettiğiniz paralar, çektiğiniz paralar... Paraların akıbetiyle ilgili bir bilgin var mı senin? Nedir bu paralar? Ne parası?” diye sordu. Bilgin, yaptığı işlemlerde yalnızca şoförlük yaptığını söyledi. Hakimin, “Yani o paraların kaynağının ne olduğunu, ne için verildiğini, ne amaçla alındığını, bunlara ilişkin bir bilgin yok?” sorusuna Bilgin, “Kesinlikle bilmiyorum” yanıtını verdi. Bilgin, Yener Torunler ile yaptığı işlemlerin ardından mesai saatleri içindeyse şirkete döndüklerini, şirket dışında herhangi bir yere para teslim etmediğini savundu.

HAKİMDEN “İKİ KÜLÇE ALTIN” SORUSU

Mahkeme Başkanı, Bilgin’in Kapalıçarşı’dan alındığını anlattığı altınlara ilişkin önceki ifadesi ile duruşmadaki anlatımı arasındaki farkı da gündeme getirdi. Hakim, “Siz ifadenizde ‘iki külçe altın’ diye anlatmışsınız ama şimdi burada ‘Poşetin içerisini açmadım ama ağırlığından ve şeklinden içinde altın olduğunu anladım’ dediniz. Açıkça ne olduğunu görmediniz anladığım kadarıyla” diye sordu. Bilgin, “Bulunduğumuz mekân Kapalıçarşı’da bir altın dükkanının önü. Yener Bey içeriden çıktığında bana bir siyah poşet veriyor. Tuttuğumda 2-3 kilo ağırlığında sert bir cisim ve şeklinden anladığım kadarıyla altın külçe” diye tahmin ettiğini söyledi. Hakimin bunun hangi amaçla alındığını ve hangi ilişkiyle bağlantılı olduğunu sorması üzerine Bilgin, “Kesinlikle bilgim yoktur. Gittiğimiz mekâna bu arada parayla gitmedik, gidip sadece altını alıp çıktık” dedi.

"‘GİZLİ TOPLANTI’ BENİM DEĞİL SAVCILIĞIN İDDİASIDIR"

Mahkeme Başkanı daha sonra Emirgan Korusu’ndaki toplantıya ilişkin “gizli toplantı” nitelemesini sorguladı. Hakim, “Emirgan Korusu’nda, halka açık bir yerde bu nasıl gizli toplantı? Siz bunun gizli olduğu kanaatine nereden vardınız?” sorusunu yöneltti. Bilgin, “Gizli toplantı olduğunu ben iddia etmiyorum. Sayın Cumhuriyet Savcısı iddia etmiş. Ben olayı anlattım” yanıtını verdi. Hakim, “Sizin iddianız değil yani?” dedi. Bilgin de “Yok, benim iddiam değil” dedi. Mahkeme Başkanı, toplantıya kimlerin katıldığı ve toplantının içeriği konusunda bilgisinin bulunup bulunmadığını da sordu. Bilgin, “Herhangi bir bilgim yok. ‘Gizli’ sözcüğü iddianamede kullanılan ifadeydi Sayın Başkanım” yanıtını verdi.

“İÇERİDE EKREM İMAMOĞLU’NUN OLDUĞUNU ŞOFÖRLERDEN DUYDUM”

Bilgin, Emirgan Korusu’ndaki Beyaz Köşk’e Gülibrahimoğlu’nu kendisinin götürdüğünü, ancak toplantıya katılmadığını anlattı. Otoparktaki resmi araç yoğunluğu nedeniyle araçtan inip diğer şoförlerle konuştuğunu belirten Bilgin, “Şoför arkadaşların yanına gittiğimde ayaküstü yaptığımız sohbette içeride Ekrem İmamoğlu’nun olduğunu söylediler” dedi. Bilgin, toplantıda başka kimlerin bulunduğunu görmediğini, yaklaşık 40-45 dakika sonra Gülibrahimoğlu’nun araca dönmesi üzerine Levent’teki ofise gittiklerini söyledi. “MURAT

BEYİN SELAMINI GETİRDİĞİNİ SÖYLEDİ”

Savcı, Bilgin’in tutuklanmasının ardından kendisine avukat gönderildiği yönündeki beyanını da sordu. Bilgin, tutuklandığı ilk gece saat 02.00 sıralarında kendisine bir avukatın geldiğini ve Ahmet Keskin ile görüştüğünü belirtti. Bilgin, “Kendisi ilk etapta Yener Beyin köylüsü olduğunu, Yener Beyin de avukatı olduğunu söyledi. Aynı zamanda Murat Beyin selamını getirdiğini söyledi. Murat Beyin çok üzgün olduğunu, hatta ‘Durum böyle devam edecekse ben geleyim teslim olayım’ dediğini söyledi” ifadelerini kullandı. Savcının, avukatın kendisine beyanını değiştirmesi veya nasıl ifade vermesi gerektiği konusunda bir yönlendirmede bulunup bulunmadığını sorması üzerine Bilgin, “Yok, beyanda yönlendirme yapmadı. Olur da kendisiyle devam edeceğim takdirde masraflarımı karşılayacağını söyledi sadece” dedi.

"PARANIN SAHİBİ ORTADA YOKSA BİZ NEYİ ÇÖZMEYE ÇALIŞIYORUZ?"

Adem Başer’in avukatının para çekme ve teslim süreçlerine ilişkin soruları sırasında Mahkeme Başkanı araya girdi. Bilgin, Başer’in yazılı talimatıyla bankadan çektiği paraların Gülibrahimoğlu’nun şahsi hesabından olduğunu ve kendisine söylenen kişiye teslim ettiğini, ancak paraların ne amaçla kullanıldığını bilmediğini söyledi. Mahkeme Başkanı bunun üzerine, “Adem Başer paranın ne olduğunu bilmiyorum diyor. Yener Torunler bilmiyorum diyor. Taşıyan şoför bilmiyorum diyor. Paranın sahibi ortada yoksa biz neyi çözmeye çalışıyoruz şu anda?” dedi. Bilgin, “Zaten paranın sahibi burada olsa bütün problem çözülecek Sayın Başkanım” yanıtını verdi.