Ankara’da bazı şeyler önce fısıltıyla konuşulur. İlk duyduğunuzda şaşırır, “Bu kadarı da olmaz” dersiniz. Sonra küçük küçük işaretler ortaya çıkar ve dün ihtimal vermediğiniz şey, bir süre sonra siyasetin olağan gündemi hâline gelir.
Türkiye’de son yıllarda “Olmaz” denilen o kadar çok şey oldu ki artık hiçbir ihtimali peşinen çöpe atamıyorum.
Şimdi kulislerde oldukça ilginç bir senaryo konuşuluyor:
PKK’nın silahlı yapısının tasfiyesiyle birlikte Türkiye’de yeni bir siyasi dönem açılacak; yalnızca PKK’nın değil, mevcut siyasi yapıların konumları da yeniden şekillenecek.
İşte tam burada insanın aklına rahatsız edici bir soru geliyor:
PKK’nın tasfiyesine karşılık MHP mi tasfiye edilecek?
Buradaki “tasfiye” kelimesini doğru anlamak gerekiyor. MHP’nin kapısına kilit vurulmasından veya partinin ortadan kaldırılmasından söz etmiyorum.
MHP’nin yıllardır bulunduğu siyasi alanı terk etmesinden, başka bir kimliğe ve işleve doğru yönelmesinden söz ediyorum.
Çünkü MHP’nin son dönemdeki söylemine, ittifaklarına ve açılımlarına baktığınızda eski siyasi pozisyonuyla bugünkü arasında ciddi bir mesafe oluştuğunu görmemek mümkün değil.
Bir zamanlar en sert biçimde karşı çıktığı meseleler bugün tartışılabiliyor. Yan yana gelmesi düşünülemeyen siyasi aktörlerle temas kurulabiliyor. Dünün kırmızı çizgileri bugünün müzakere başlıklarına dönüşebiliyor.
Bunların tamamını günlük siyasetin taktik hamleleri olarak mı okuyacağız?
Yoksa karşımızda çok daha büyük bir siyasi dönüşüm mü var?
Kulislerde bunun devamında daha dikkat çekici iddialar da anlatılıyor.
Devlet Bahçeli’nin önümüzdeki dönemde MHP Genel Başkanlığını bırakabileceği, hatta Cumhurbaşkanı Yardımcılığı gibi bir devlet görevine geçebileceği ileri sürülüyor. Ardından partinin başına kamuoyunun bugün fazla tanımadığı genç bir ismin getirilebileceğine ilişkin birtakım isimler dolaştırılıyor.
Bunların bugün itibarıyla doğrulanmış bilgiler olmadığının altını özellikle çiziyorum.
Fakat gazetecilik yalnızca olmuş olanı yazmak değildir. Bazen yan yana gelen işaretlerin nereye doğru gittiğini sorgulamak da gerekir.
Üstelik benim için asıl mesele MHP’nin başına kimin geleceği değil.
İsmail olur, İlyas olur, Ahmet olur…
Beni ilgilendiren MHP’nin hangi siyasi alanı terk etmeye hazırlandığıdır.
Eğer PKK’nın silahlı varlığının sona erdirilmesi üzerinden Türkiye’de yeni bir dönem kuruluyorsa bunun siyasette de karşılığı olacaktır. Yeni ittifaklar kurulacak, eski düşmanlıklar yumuşayacak, bazı partiler eski konumlarından çıkarken bazıları yeni alanlara taşınacaktır.
Belki de bugün yaşadıklarımız bu yeni dönemin hazırlıklarıdır.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:
MHP’nin milliyetçi siyasi alandan çekilmesi, Türk milliyetçiliğinin ortadan kalkması anlamına gelmez.
Türk milliyetçiliği MHP ile başlamadı, MHP ile de bitmez. Hiçbir siyasi parti Türk milliyetçiliğinin tapulu sahibi veya tek temsilcisi değildir.
Zaten bugün milliyetçi seçmen farklı siyasi partilere dağılmış durumdadır. Siyaset boşluk kabul etmez; bir parti bulunduğu alanı terk ederse başka siyasi hareketler gelir, o alanı doldurur.
Dolayısıyla benim sorduğum soru “MHP giderse milliyetçilik ne olacak?” değildir.
Asıl soru şudur:
MHP milliyetçi siyasi alandan uzaklaşıyorsa, boşalttığı alanı kim dolduracak?
Önümüzdeki dönemin önemli siyasi mücadelelerinden birinin burada yaşanacağını düşünüyorum.
Devlet Bahçeli gerçekten görevini bırakır mı? Cumhurbaşkanı Yardımcısı olur mu? MHP’nin başına bugün kamuoyunun fazla tanımadığı genç bir isim mi gelir?
Bilmiyorum.
Zaman gösterecek.
Ancak bütün bunlardan daha önemli bir ihtimali bugünden tartışmak gerekiyor:
MHP’nin siyasi koordinatları mı değiştiriliyor?
Belki mesele bir genel başkan değişikliğinden çok daha büyüktür. Belki MHP, bildiğimiz siyasi pozisyonundan adım adım çıkarılarak sistem içerisinde başka bir yere taşınacak ve boşalttığı milliyetçi siyasi alan yeniden paylaşılacaktır.
İlk duyduğumda ben de şaşırdım.
Ama Türkiye’de “Olmaz” dediğimiz çok şey oldu. “Yan yana gelmez” dediklerimiz yan yana geldi. “Konuşulamaz” denilenler konuşuldu. Kırmızı çizgi denilen nice çizginin üzerinden geçildi.
Bu nedenle bugün bu kulis bilgisini bir kenara not ediyorum.
Doğru çıkar veya çıkmaz.
Önümüzdeki dönemde MHP’de yaşanacak gelişmeleri izlerken yalnızca “Genel Başkan kim olacak?” sorusuna bakmayın.
Daha önemli bir soru var:
MHP nereye gidiyor ve yıllardır bulunduğu siyasi alanı kime bırakıyor?
Asıl mesele budur.